Mart 30, 2018

Bir İdam Mahkumunun Son Günü - Victor Hugo

En Ağır Ceza

Nasıl anlatmaya başlayacağımı bilemiyorum. Son zamanlarda okuduğum en ağır romandı. Dili, çevirisi  değil anlattıkları ağır olan... Notre Dame'ın Kamburu kadar bilinmese de bence klasikler içinde çok büyük öneme sahip bir eser ve Victor Hugo bu romanı 26 yaşındayken yazmış... İdam cezasını eleştirmek için yazdığı bu eseri,ilk baskılarında isimsiz yayınlamış. Ön sözünde yazdığı gibi, bu kitabı yazmaktaki amacı ; idam cezasının kaldırılmasına olan savunma ihtiyacıymış...



Mahkemesi görülen ve jürinin kararını bekleyen mahkuma avukatı ' muhtemelen ömür boyu kürek cezası alacaksınız ' der... Mahkumun cevabı ise ölmek yüz kere daha iyi olur . Ve jüri kararını açıklar . Ölüm Cezası...

Mahkum temyize başvurur ama kabul edilmeyeceğini de bilmektedir. 6 hafta süresi kalmıştır. Bicetere hapishanesinde zamanını beklemeye başlar . Düşünür düşünür düşünür Hasta annesini, hasta karısını ve üç yaşındaki kızını düşünür İnfaz günü hapishaneden alınıp Conciergerie adalet sarayına nakledilir, ama bu nakil sırasında tüm Paris halkı onu izlemekte ve idam mahkumu diye alay etmektedir. Mahkum saatleri saymaktadır. Güneşi tekrar göremeyecektir, kızına sarılamayacaktır, bir kaç saat sonra giyotin kafasını kopartacaktır. Hep bir affedilme umudu vardır içinde acaba acaba acabalar yalvarsa affedilme umudu olabilecek midir? Yoksa Greve meydanında herkes onun ölümünü alkışlayacak mıdır ?

Bir kaç saatte bitecek kadar kısa olan kitabı üç günde ancak okuyabildim. Çok zorlandım , mahkumun iç çatışmaları, konuşmaları, düşünceleri o kadar gerçekti ki sık sık roman olduğunu unuttum.

Bence muhteşem bir eser, ama mutlaka okuyun diyemiyorum çünkü gerçekten okuduklarınızı sindirmeniz kolay olmayabilir. Ölüme mahkum olan bedenin trajedisi, son günleri, ölümün gerçekliği ve insanın yaşama arzusu o kada güzel anlatılmış ki kendinizi, fikirlerinizi sorgulamamanız mümkün değil.

Ve altı çizilecek hatta ezberlenecek bir cümle ile bitirmek istiyorum yorumumu
İnsanların hepsi belirsiz bir süre için ertelenen ölüm cezasına mahkumdur.

Sevgiler..





Mart 25, 2018

Dr Jekyll ile Bay Hyde - R. Louıs Stevenson

Hepimiz Hem İyiyiz Hem Kötü

Bu kaydımı okuyan pek çok kişinin, Jekyll ve Hyde'ın hikayesini bildiğini tahmin ediyorum. Çünkü sessiz sinema dönemi de dahil olmak üzere toplam 123 defa sinemaya aktarılmış bir roman. Ülkemizde de 1942 den bu yana bir çok yayınevi tarafından kitap olarak yayınlanmış. Benimde konusunu, sonunu bildiğim bir hikaye olmasına rağmen İş Bankası Modern Klasikler Dizisinden okudum romanı. Bir kaç saat içinde okunabilecek kadar ince 80 sayfa



Avukat Bay Utterson, kuzeni Enfield ile dolaşırken, onun başına gelen bir olayı anlatması üzerine müvekkili olan Henry Jekyll için çok endişelenir. Çünkü ; Enfield bir gece yolda yürürken kısa boylu, korkunç , hırpani görünüşlü bir adamın bir kız çocuğunu neredeyse öldürmek üzere olduğunu, kızın ailesi ve sokak sakinlerinin olay yerine gelmesi üzerine o zaman için çok büyük bir para olan 100 sterlin ödeyerek şikayet edilmekten kurtulduğunu görmüştür. Ve o korkunç kılıklı adam şu köşedeki evde yaşamaktadır.

Utterson o evde kimin yaşadığını bilmektedir. İyiliksever yaşlı doktor Henry Jekyll'ın bütün mirasını , ölümü veya kaybolması halinde bırakmak istediği Bay Hyde... Avukat , çok saygı duyduğu, sevdiği müvekkili ile bu konuda ne kadar konuşmak istese de çabaları sonuçsuz kalır ama şehirde kısa süre sonra işlenen cinayet iki adamı bu konuda konuşmak zorunda bırakır. Jekyll söz verir Hyde bir daha Londra' ya gelmeyecektir.

Utterson'un  herşey bitti sandığı zaman diğer bir yakın dostu olan Dr Lanyon'un ölüm haberini ve kendisine bıraktığı mektubu alır ama mektup, Doktor Jekyll'ın ölümü veya kaybolması halinde açılacaktır.

Roman hakkında bu kadar ipucu yeterli bence, ilk başta da dediğim gibi zaten pek çok kişi konuyu biliyor Bay Hyde' ı tanıyor.

Hepimizin içinde var olan iyilik ve kötülüğün çatışması derinlere inerek anlatan, Stevenson'un rüyasından çıkan bir novella bu. Daha fazla ayrıntı yazmam konuyu tamamen açığa çıkartacağı için şimdiye kadar bu kitap hakkında  hiç bir fikri olmayan arkadaşların okuma zevkini kaçırmayayım. Ama Define Adasının yazarının burada da döktürdüğünü söylemem gerekli.


Çevirmen için pek çok kişi en iyi ibaresini kullansa da, benim okurken zorlandığım  baştan almak zorunda kaldığım çok fazla cümle oldu. Bir de dipnotların sayfa sonu değil, kitabın sonunda verilmesi çok yorucu olmuş. Ama yine de yağmurlu bir Pazar sabahı başladığım kitabı akşam üzeri bitirmiştim.

Gerilim ve fantastik öğelerin iç içe geçtiği modern bir klasik.

Okunmaya değer

Sevgiler
Sevim




Mart 22, 2018

Kavim- Ahmet Ümit

Kültür Mirasımız

Şimdi tüm vitrinleri Kırlangıç Çığlığı süslerken, herkesin elinden ve sosyal medya hesaplarından dumanı üstünde başka bir Ahmet Ümit romanı  düşmezken ben Kavim'i okudum. Aslında 2006 da ilk çıktığında okumuştum bu romanı ama üzerine 12 yılda neredeyse 1000 e yakın kitap okumuşken hiç hatırlamıyordum konusunu, o yüzden yeniden elime aldım hem de bu sefer cep boyu olduğu için kolay taşınabilir şekilde...



Romanla ilgili hatırladığım tek bir tanım vardı Mor Gabriel...  Ve tabiki Asayiş Başkomseri Nevzat... Komser Ali, güzel kriminolog Zeynep ve sevgilisi Evgenia ona eşlik ediyor romanda

Süryani Yusuf Akdağ göğsünde hac kabzalı bir bıçakla evinde ölü bulunur. Başucunda bir İncil vardır ve bazı satırların altı Yusuf'un kanıyla çizilidir. İncil' in üzerine Mor Gabriel yazılmıştır. O arada kapıya Yusuf'un arkadaşı Can gelir , Yusuf' un sevgilisi Meryem'in adresini de ondan alırlar.

Meryem , Yusuf'u öldürdüğünden şüphelendiği mafyayı öldürtünce 24 saat geçmeden 2 cinayetle karşı karşıya kalır ekibimiz. Üstelik Nevzat'ın  müdürü Cengiz olayın bir an önce kapanmasını istemektedir. Çünkü %90 'ı müslüman olan bir ülkede bir Hıristiyan'ın öldürülmesi basının ilgisini çekecektir. Yusuf'un katili de öldürüldüğüne göre başarılı bir operasyon diye açıklama yapma amacındadır. Ama Nevzat olayın bu kadar basit bir mafya hesaplaşması olduğuna inanamaz ve sorgulamalara devam eder.

Bu sorgulamalar onu sık sık Yusuf'un başka bir arkadaşı Malik ve evde tanıştıkları Can' a götürür. Bu sayede Süryanilik, Nusayrilik, Aziz Pavlus ve Agnostiklik konularında derin bilgiler edinir. Artık kazdıkları kuyu çok derindir ve içlerine neredeyse onları da çekecektir, Katile yaklaştıkları anda hiç ummadıkları olaylar onları bekler. Hıristiyanlığa ait  bir tarikat mı öldürtmüştür Yusuf'u yoksa bambaşka çıkar ilişkileri mi ? Mor Gabriel Manastırının konuyla ilgisi nedir?

Her Ahmet Ümit romanında olduğu gibi son sayfaya kadar katil kim sorusuna sürekli cevap arayarak okudum romanı ve yine her Ahmet Ümit romanında olduğu gibi çok güzel bilgiler edindim. Ahmet Ümit'in başka bir romanında okumuştum Malumatfuruş kelimesini ; gereksiz bilgiler toplayıp ukalalık yapan kimse demek ben işte onlardanım sanırım. Öğrendiğim bu bilgileri çok seviyorum. Bugün Twitter da Türkiye eski güzellerinden birinin epey geçmişte kalmış bir röpörtajı dolaşıyordu kitap okumakla kültürlü olunmaz demiş kendisi. Ben kendisini buradan selamlıyor ve size mutlaka okuyun diyorum. Katilin peşinde koşmak için okuyun, Nusayrilik ne demek öğrenmek için okuyun. Nevzat'ın Evgenia'ya olan aşkı için okuyun, Aziz Pavlus nereli öğrenmek için okuyun.
Yada sadece kafanızı dağıtmak için okuyun.. Ama İlla ki okuyun.

Nasıl bir kültür mirası üzerinde oturuyoruz, bu topraklarda yaşamakla ne kadar şanslıyız bunu da görmüş olursunuz.



Sevgiler
Sevim

Not:Mor Gabriel kilisesi fotoğrafı Pinterest 

Mart 19, 2018

Kumarbaz-Dostoyevski

Tutku

Dünya edebiyatının en tanınmış isimlerinden olan Dostoyevski'nin mühendis olduğunu hiç bilmiyordum bugüne kadar. Roman bitip bir kez daha hayatına bakayım dediğimde farkettim mühendislik okuyup, bir süre de istihkam müdürlüğünde çalıştığını...

Suç ve Ceza, Karamazor Kardeşler ve Budala daha önce okuduğum ama bir kez daha okumam gerektiğini düşündüğün kitaplarından bazıları... Hafta sonu ise yine tam bir insan portresi, iç dünyası olan bir kitabını okudum. Kumarbaz... 




Dostoyevski' nin 3 hafta gibi bir sürede bu romanı yazdığı, hatta stenograf tutup, ona söylediği ve o kızın bunları kağıda döktüğü şeklinde açıklamalar da okudum bunlarda magazin bölümü olsun yazımın..

Roman Almanya'nın küçük bir şehrinde lüks bir otelde başlıyor. Anlatıcımız Aleksi İvanoviç fakir bir öğretmendir. Bir generalin çocuklarına öğretmen olarak tutulmuştur. Generalin üvey kızı Polina' ya ise platonik olarak aşıktır. General ise bütün malını mülkünü Fransız Des Grieux 'a ipotek etmiş, tek varisi olduğu yaşlı teyzesinin ölmesini beklemektedir ve fena halde Matmazel Blanche' e aşıktır. Aleksi İnavoviç bu ortamda sadece İngiliz Bay Astley'den hoşlanmaktadır. Ama Astley'de Polina'ya aşıktır.

Bir gün ölüm haberi beklenen teyze gayet sağlıklı ve dinç bir şekilde kahramanlarımızın yanına gelince herkesin hayatı alt üst olur, çünkü teyze bütün mal varlığını kumara yatırmak üzere rulet masasının yolunu tutar...

Yediden yetmişe tüm insanların aç gözlülüğünü, hırsını, aşırı tutkularını, zaaflarını anlatan muhteşem bir eser. Polinaya olan aşkından esir olan İvaoviçin kumar batağına saplanması da, büyük teyzenin yaptıkları da okunmaya gerçekten değer.

Birde Fransızları hiç sevmeyen, küçümseyen, beğenmeyen kahramanımızın gayet akıcı bir Fransızcası olması ise büyük bi ironi....

İvanoviçe göre iki tür kumarbaz vardır
Birincisi şansının ne kadar açık olduğunu merak eden ve kazanacağı yada kaybedeceği parayı önemsemeyen zenginler
İkincisi  kazanma hırsıyla yanıp tutuşan meteliksizler

İvanoviç tabiki bu ikinci grupta yer almakta ve kumarda kazanma hırsı yüzünden esir düştüğü Polinayı bile unutabilecek hale gelmektedir.

Dostoyevski insanlardaki gözü dönmüş kazanma hırsının sonunun nelere varacağını bazı yerlerde kahkahalar attırarak, bazı yerlerde ağlatarak harikulade anlatmış.

Çevirisi de çok güzel olan bir eser, Koray Karasulu bence döktürmüş. Hiç yorulmadan okuyorsunuz, boğulmuyorsunuz. Konuşma dilinde kullanmayacağınız hiç bir kelimeyi süs olsun diye esere eklememiş.

Yazarın orijinal metinde Fransızca yazdığı herşey de Fransızca olarak bırakılmış, dipnotlarda açıklaması var.

Ben Kumarbaz sayesinde çok keyifli bir hafta sonu geçirdim
Klasikseverlere tavsiyemdir

Sevgiler

















Mart 18, 2018

MİM- BLOG TANIMA

KİMDİR BU SEVİMLİ KİTAPLAR


Madem iki arkadaşım beni mimlemiş hemen yanıtlayayım

Önce onları tanıyalım
Aslı
Blogu Sultan

1-Nereliyim ?
Mersin ama 2 aylıkmışım Bursa'ya geldiğimde Hep Bursa'da yaşadım.

2-Burcum Nedir?
Yay Tipik yay hemde. .


3 - Bloglarda en çok ilgimi çeken şey nedir?
Sade ve içten yazılan her şey... Akıl veren değil fikrini söyleyen herkesi severek okurum

4-En sevdiğim mevsim
Yaz.. Tartışmasız hem de....

5 - Yabancı Dilim
İngilizce

6-Boş zamanlar...
Uzun yürüyüşler, tempolu değil, sakin sakin kulağımda müzik...

7-En son okuduğum kitap
Bir önceki yazımda bence göz atın
Önemsiz Bir Kadın

8-Pişman olduğum bir şey
Üniversiteyi bitirdiğimde 1 yıl yurt dışına gitmemiş olmak

9-Tuttuğum takım
Sarı lacivert rengimiz
Fenerbahçe herşeyimiz
Hiç bir şeye değişmeyiz
Çünkü Fenerbahçeliyiz 🤣🤣

10 Çantamdan eksik olmayan
Cep telefonu

11-En sevdiğim içecek
Türk Kahvesi

12-Blogdan para kazandım mi?
Hayır .. Kitapları okuyor ve sizlerle paylaşmak için yazıyorum

Veee eğer vakti varsa YILDIZ ı mimliyorum

Sevgiler


Mart 16, 2018

Önemsiz Bir Kadın - Oscar Wilde

Ahlak, Aşk, Kadın, Erkek - Önemsiz Bir Kadın


Aslında aklımda olan bir kitap değildi Önemsiz Bir Kadın... Fakat ismi o kadar çarpıcıydı ki , Hiç bir kadın önemsiz olamaz ki dedim ve hemen kasaya koştum.

Bir tiyatro metni bu kitap. Roman olmadığı için okuması biraz daha zor , sadece karşılıklı konuşmalardan ilerlemek hayal gücünü daha zorluyor ama ben çok keyif alarak okudum. Zaten kısacık 100 sayfa kadar...

Oscar Wilde' ni hayatını bu esere kadar hiç incelememiştim. Eşcinsel olduğu gerekçesiyle hapis cezası alıp. serbest kaldıktan çok kısa bir sonra vefat etmiş olmasına hem şaşırdım hem de üzüldüm.
Çok farklı ve çok cesur bir kalemi var , korkusuz biri ve bu korkusuzluğu nedeniyle başı çok sık derde girmiş



İngiltere'de seçkin bir  hanımın  (Lady Hunstanton) evinde başlıyor olaylar. Lord İllingworth'ün genç Gerald'ı yanına katip olarak alması , ve diğer seçkinlerin bunu kutlamak için Gerald'ın annesini de yemeğe davet etmesi ile farklı bir akşam yemeğine dönüşüyor.

Amerikalı genç bayan Hester Worsley'in çok katı ahlak anlayışı ile Amerika' yı adeta küçümsemiş Oscar Wilde... Hatta bir yerde Amerika' nın kültürü için henüz çocuk diyor. Ama İngiliz sosyetesine de ,Lordlar Kamarasına da çok ağır göndermeler yapıyor.

2. Perdede kadınlar ve erkekler ayrı odalarda oturuyorlar ve kadınların bu odada tam anlamıyla kahkahalar atarak okuyacağınız bir sohbet yapıyor. Bir erkeğin kaleminden , kadınların kendi aralarında ki   sohbette erkekleri nasıl çekiştirdiklerini okumak inanılmaz keyifliydi.

Bana çok ilginç gelen nokta eserin kaleme alındığı 1890 larda İngiltere'de kadınların 2. Sınıf vatandaşlar olarak görülmesi oldu. Kadınların pek çoğu da bunu kabul etmişti.

Neredeyse tüm cümleler çok derin ve altı çizilmeyi hakkediyor Önemsiz Bir Kadın da  ama bir kaçını aşağıda yazdım.

Mutlaka okunması gereken bir kitap bence, hem kadın erkek ilişkilerine bakış için, hem de o tarihte Avrupa'nın ahlaki değerlerini görmek için..
Sevgiler

Altını Çizdiklerim
**********************
Hiçbir şey umudun ulaşamayacağı kadar uzak olmamalı. Hayatın kendisi zaten bir umut

Ateşle oynamanın faydası oynayanın ucundan bile tutuşmamasıdır.

Gerçek yaşını söyleyen bir kadına asla güvenmemek lazım. Bunu birine söyleyen kadın herkese herşeyi söyleyebilir.

Erkekler yorgun düştükleri için evlenir, kadınlarsa merak ettikleri için. İkisi de hayal kırıklığına uğrar.

Evli bir erkeğin mutluluğu evli olmadığı insanlara bağlıdır.

Kararında bırakmak ölümcüldür. Ancak aşırılık götürür büyük başarıya.

Dünya akıllı adamlar tadını çıkarsın diye ahmaklar tarafından kurulmuştur.

İnsan her zaman aşık olmalıdır. Tam da bu sebepten asla evlenmemesi gerekir.

Mart 14, 2018

Beş Sevim Apartmanı - Mine Söğüt

Akşam Bir Rüya Gördüm

Bazı yazarlara geç rastladığım için üzgünüm. İsmini çok iyi bilmeme, gazeteci kimliğiyle tanımama rağmen romanlarını okumamıştım Mine Söğüt'ün ta ki bu sene başına kadar. Kırmızı Zaman ile başlayan bu tanışıklık beni bambaşka hayallere sürükledi.

İsminden dolayı aldım Beş Sevim Apartmanı nı...Acaba tüm komşuların ismi Sevim'mi adaşım mi? diye düşündüm elimi kitaba ilk attığımda...



Yine kısacık ,yine elimden bırakmadan okuduğum beş komşu  var Pürtelaş sokağındaki bu apartmanda ve psikiyatri uzmanı Doktor Samimi....

Her birinin içine kaçan cinlerin hikayeleri ve Samimi'nin hikayesi... Mine Söğüt'ün 2003 te yazdığı ilk romanı bu.. Deli Kadın Hikayeleri ni okuyanlar daha iyi anlayacaktır, bu kitapta da delirenler var, yaşadıkları sebebiyle... Okurken ne kadar gerçek diye üzülüyorsunuz onlar için. Mesela siz şimdi bu satırları kahve eşliğinde okurken bir kız çocuğu erkek olarak doğmadı diye dayak yemekte bir yerlerde ve bu dayaklar belki onu delirtecek gelecekte...

Mine Söğüt' ü bundan dolayı çok seviyorum, çok acıtıcı gerçekleri  masal tadında veriyor her seferinde. O masallarda kaybolmak daha kolay oluyor böylelikle ...

Ben çok sevdim, sonu ise kelimenin tam manasıyla ÇARPICI ...

Okuyun ve o insanları yanınızda hissedin. Güzel rüyalar görün bir de...
Arka kapağında yazdığı gibi rüyada günlük görmek iyi bir kitap okuyacağınıza işarettir. Rüyada günlük görülse de görülmese de Beş Sevim Apartmanı'nı okumak iyiye işarettir.

Sevgiler
Sevim




Mart 13, 2018

Gömülü Şamdan - Stefan Zweig

Bugüne Kadar Okuduğunuz Tüm Zweig Romanlarını Unutun

Bloğuma şöyle bir göz atanlar sıkı bir Zweig hayranı olduğumu farketmiştir.Novellalarındanki insanları , psikolojik çözümlemeleri okumaya doyamayanlardanım.
En çok sevdiğim hangisidir derseniz Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu derim ben size
Ama Korku da muhteşem psikolojik çözümlemeleriyle hayran olduğum başka bir romandır. Bugüne kadar sanırım 9 yada 10 eserini okudum. Hemen hemen hepsi de blogumda var zaten ama son okuduğum Gömülü Şamdan hepsinden farklı bir roman. Bir dinin simgesel değerinin, bir inanışın romanı.




Yahudilik için kutsal olan Menora (yedi kollu şamdan) dan bahsediyor bu romanda Zweig.. Roma'da imparatorluk hazinesinde saklıdır Menora, Roma'lı Yahudiler kendi mağbetlerinde olmadığı için üzülse de göçebe hayatlarına son vermiştir saklı olan bu büyük sembollerin kendi şehirlerinde olması. Ama bir gün Kartaca'lı Vandallar Roma'yı ele geçirir tüm değerli eşyalarla ile birlikte bu yedi kollu şamdanı...Kentin en yaşlıları ,en küçük olan 7 yaşındaki Benjamin'i alarak limana kadar peşinden giderler Menora'nın ve gemiye bindirilip gidişine tanıklık ederler...



Aradan 81 uzun yıl geçer ve Menora'yı son gören kişi Benjamin tüm Yahudiler tarafından bilge kişi olarak kabul edilmektedir. Bizans imparatorluğu çok büyükmektedir. Bir gün İustiniaos Kartacalıları yener ve Menora Bizans'ın başşehri Konstantinapolis'e gelir...

Benjamin için yapılacak tek bir şey vardır İmparatordan kendileri için çok kutsal olan bu şamdanı geri istemek....

İnanılmaz güzel, masal gibi, film gibi bir romandı. Hatta okurken sık sık Steven Spielberg bu romanı filme alsa izlesem diye içimden geçirdim.  Benjamin rolünü de Anthony Quinn olarak belirledim kafamda

Masal tadındaki bu romanı okuyun bence. İnandığı şey uğruna sabırla savaşan Benjamin'i seveceksiniz

Sevgiler

Not:Menora görseli için Pinterst...



Mart 10, 2018

Miskinler Tekkesi - Reşat Nuri Güntekin

Para Kazanmanın En Kolay Yolu Nedir ?

Büyük usta geçmişe giderek  Türkiye panaromasını gözler önüne seriyor bu romanda. Selim İleri Miskinler Tekkesi için mutlaka okuyun, bir kez okuduysanız bir daha okuyun demiş bir yazısında.

Ben Türk klasiklerinin mutlaka okunması gerektiğine inananlardanım. Çalıkuşu,Yaprak Dökümü, Gulyabani,Sinekli Bakkal gibi çok bilinen eserlerin yanısıra bu büyük ustaların biraz gizli kalmış eserlerini de çok seviyorum.Geçtiğimiz yıl Kızılcık Dalları' nı okumuştum. Merak edenler ona da buradan ulaşabilir Kızılcık Dalları

Şimdi de belki biraz ismi nedeniyle Miskinler Tekkesi' ni okudum. Kısa bir roman 200 sayfa civarı. Fakat ciddi bir sorun var bence şu an hiç kullanılmayan kelimelerin günümüzdeki karşılıklarını hiç bir yerde vermemişler. Ne sayfa sonunda dipnot, ne kelimenin yanında açıklama .... Hasbetinillah, Nigar, menbadan, şahniş,peçiç vb gibi pek çok kelime var. Mutlaka sözlüklerden arama yapamanız gerekiyor bunlar için. Bir ortaokul, lise öğrencisinin şevkini kıracak bir durum bu bence.




Kocabaş Kazasker Şemsettin Molla' nın torunu ki romanda adı geçmiyor, ana kahramanımız. Aynı dedesi gibi kocaman bir kafası var.  Çocukken dilenci taklitleri yaparak aileyi eğlendiren bu kahraman konaklarda büyüyor, Darülfünun da bile okuyor ama taklitleri gerçek olarak bir gün kendini dinlenirken buluyor. Bu süreçte hayatına giren Mesule Bacı ise ,ona konak günlerini dadısını hatırlatıyor.

Farklı , zor bir hayat yaşıyor ama bu süreçte nedense suçu kendinde pek görmüyor sanki... Uzun uzun yıllar dilenerek neredeyse dilenciler imparatoru oluyor. Hem de İsmail'e rağmen ....İsmail kim mi? Bence okuyunca öğrenin...

Öyle bir durum tespiti yapıyor ki Reşat Nuri  gerçekten hayretler içerisinde kalıyorsunuz. Romanın yazıldığı 1946 da meşrûtiyet dönemini anlatıyor ama gerçekler o yıla kadar değişmemiş ki,  böyle resmedebilmiş. Ve aradan geçen 72 yılda hala hiç ama hiç bir şey değişmemiş buna çok üzüldüm. Ne yazık ki dilenciliği hala meslek olarak yapanlar, ve bu yola memurlardan daha çok para kazananları haber bültenlerinde izliyoruz.

Olayların hızlı bir akışı yok romanda, genel durum ve kişiler daha çok anlatılmış o yüzden çok merakla heyecanla okuduğumu söyleyemem. Ama tasvirler okunmaya değer.

Sevim


Mart 07, 2018

Sade ve Derin - Deep Tone

Gerçekten Derin

Üst üste okuduğum 2 zorlu kitaptan sonra, bahar gibi aydınlık pırıl pırıl bir kitap okudum ve içim açıldı.

Blogger arkadaşların iyi tanıdığı ve sevdiği Deep in kitabı... Kısa kısa notları iç dökmeleri, günlükleri bir nevi..



8 bölümden oluşuyor kitap Sanat, Aşk, Yaşam, Tarih gibi hayatın içinden kesitler var. Aslında bizimde aklımızdan geçen, bizim de düşündüğümüz cümlelerin kağıda geçmiş hali...

Üstten bakma yok, kibir yok... Doğal , Sade ama bir o kadar da Derin

Özellikle Mavi Aşk a bayıldım... Aşk mavi olmalı, üzüntü getiriyorsa siyahtır, o zaman o aşk değildir... Ne güzel anlatmış aşkı...

Klasikler Nete karşı yazısında şu an ki gençlikteki hızlı tüketimi okuduğu romanların içinde anlatmış

100 yıl önce yazılarına da bayıldım, çok güzel bir özet olmuş..

Çok severek okudum ben, çok keyifle.. 2 kitabını daha aldım onları da okur okumaz paylaşacağım sizinle..

Mutlaka siz de okuyun hem içiniz ferahlatsın,  yüzünüze tebessüm yayılsın, hemde bir çok yazısında verdiği küçük bilgiler ile dağarcığınız genişlesin

Sevgiler

Mart 05, 2018

Koku - Patrick Süskind

Kokumu Elinize Alır mısınız?

Yayınlandığı Almanya'da listeleri alt üst eden, olay yaratan bir kitap koku. Bir çok yerde türü için polisiye yazıyor ama ben polisiye olarak adlandıramayacağım sanırım. 18.yüzyıl Paris'ini ve insanların yaşayışını anlatıyor. Ortamdaki ve insanlardaki pislik okurken rahatsız edici boyutlarda..


Jean Babtiste Grenouille bir balıkçı tezgahın arkasında doğmuş, annesi onu ölüme terk ettiği için idamla cezalandırılmış bir çok süt anne gezmiş, sonunda berbat bir evde büyümüştür. Sevgi iyilik güzelliğe dair hiç bir his beslememektedir. Çok az konuşmakta, ne verilirse onu yemektedir, Ama kuru bir odundan yoncaya, paradan çamura herşeyin kokusunu gözü kapalı ayırt edebilecek bir burna sahiptir.

Bu sayede en ünlü parfüm ustasının yanında çırak olarak işe girerek muhteşem kokular yaratır. Ama bir gün çok acı bir gerçeği farkeder. Kendi kokusu yoktur.... Bu açığı örtmek için herşeyi yapar
Grenouille...

Yorumlara baktığımda herkes muhteşem harikulade olarak nitelendirmiş Koku' yu... Neden bilmiyorum ben hep rahatsız bir his ile okudum. Gerildim, mutsuz, huzursuz oldum sanki....

Böyle bir psikopatın varlığı mı beni rahatsız etti bilmiyorum. Sanırım ben roman kahramanları ile duygusal bağ kuranlardanım. Kahramanı mutlaka benimsemem gerekiyor, sevmem gerekiyor, onunla hareket etmem gerekiyor ne yazık ki bu sefer kahramanla bu duygusal bağı kuramadım, yaklaşmadım kendisine, hatta o kadar iyi anlatılmış bir kahraman ki korkmuş bile olabilirim.

Romanda harikulade tanımlamalar var koku için..Böylesine elle tutulmayan, gözle görülmeyen bir duyuyu bu cümleler ile anlatabilmek büyük yazar yapıyor işte

Kokunun önemini düşündürtüyor. Çok sevdiğimiz biri ile aramıza mesafeler girdiğinde onun parfümünü bir başkasında duyunca hangimiz geçmişe gitmeyiz ki... İşte hepimizi etkileyen bu Koku Grenouille için bir tutku meselesi....

Uğruna cinayet işlenir mi? Okursanız buna siz karar verin. Uzun zaman sonra mutlaka okuyun diyemediğim bir kitap oldu benim için...

Sevgiler


Mart 03, 2018

Beni Asla Bırakma - Kazuo İshiguro

Sanat ve Aşk Zamanı Durdurabilir mi?

Nasıl Anlatsam
Nerden Başlasam...

Aklımı, ruhumu karıştıran , beni sarsan enfes bir yapıt. Bloğuma göz atanlar ağırlıklı olarak Türk ve Dünya klasikleri sevdiğimi, kurgudan ziyade tarihin romanlaştırılmasını sevdiğimi fark etmiştir. Bu defa bir değişikli yaparak çok çok farklı bir roman okudum.

Kazuo İshiguro adını 2017 Nobel Edebiyat Ödülü alana kadar hiç duymamıştım. İsveç Akademisi külliyatlar üzerinden nasıl bir inceleme yapıyor bilmiyorum ama Beni Asla Bırakma romanı 2007 de yayınlandığında da Time dergisi tarafından İngilizce yazılmış en iyi 100 roman arasında gösterilmiş. Yazarın diğer romanları da bir çok ödül almış.

Biraz meraktan, biraz da pek çok kişinin sosyal medya hesabında gördüğüm için ödüllü yazarın bu kitabı ile tanışmak istedim. Böyle bir hayal dünyasında kaybolacağını asla tahmin etmeden...




Romanın anlatıcısı Kathy H... . İlk cümlesi de Otuz bir yaşındayım ve on bir yıldan uzun bi süredir bakıcıyım.....

Gayet sade bir giriş cümlesi.... Kathy çocukluğundan başlayarak anılarını anlatıyor. Hailsham da yaşayan " özel " çocukları...

 Bebekler. Küçükler 1 2 3 Büyükler 1  2 3 sınıflarını. Şiir dersleri, el becerisi gerektiren sanatsal faaliyetler, bunların kendi aralarında satışı, en güzellerini Madam'ın alması, bazıları sert bazıları şefkatli gözetmenler ve en yakın arkadaşları Tommy ile Ruth....16 yaşına kadar Hailsham 'da yetişen bu çocuklar daha sonra ülkenin farklı yerlerine dağılıyorlar. Roman boyunca siz de Hailsham nasıl bir yer, nasıl bir okul, yetiştirme yurdu mu gibi sorular sorarak okuyorsunuz aslında..

Daha fazla bir şey anlatmak istemiyorum içeriğe dair ama böyle bir kurgu, böyle bir deha kesinlikle ödülü hakkediyor. Yazarın diğer kitaplarına olan merakımı arttırıyor. Roman konusu itibariyle geren, yoran ve çok zor okunup çok zor hazmedilebilen bir roman. Ama çevirisi enfes olmuş. O zorlu konuyu kolay okutuyor.

Distopya diye adlandırmış pek çok site, bu tarzı sevenler mutlaka okusun, benim gibi değişik bir şey okumak istiyorum diyenler ise sakin bir ruh halindeyken okusunlar. Çok çok uzun yıllar aklınzdan da, kalbinizden de silinmeyecek Kathy'de, Ruth'da, Tommy 'de...

Ayrıca 2011 yılında da film olarak vizyona girmiş ve sinemalarda da çok büyük ses getirmiş haklı olarak, ben henüz filmi izleyebilecek cesarette değilim belki bir süre sonra onu da başarırım.



Sevgiler
Sevim


Mutlaka tıklayın




Mart 01, 2018

Saatleri Ayarlama Enstitüsü - Ahmet Hamdi Tanpınar

Vakit Nedir? - Saatleri Ayarlama Enstitüsü


Geçtiğimiz yaz bir gazetenin Türk Edebiyatının en iyi 100 eseri içinde 3.sıradaydı Saatleri Ayarlama Enstitüsü.. Sağlam bir Türk Edebiyatı okuyucusu olarak geç kalmış olsam da nihayet okuyabildim bu dev eseri...

Beni en mutlu eden 1961 yılındaki ilk baskısını okuyabilmekti. İlk baskılar oldukça pahalı oluyor, şansıma kütüphaneden ulaştım 57 yıldır elden ele dolaşan bu kitaba... 1 haftalık ödünç alma sürem de sapsarı olmuş yapraklar ile çok mutlu vakit geçirdik. Benden önce kaç kişi okudu, kaç ev dolaştı acaba bu kitap diye de sık sık düşündüm. 

370 sayfaydı  benim elimdeki baskı ama puntolar biraz küçük o yüzden biraz yoruldum. Bir de -ben çok severim - düzeltmesiz, günümüz Türkçesine çevrilmemiş bir basım olduğu için bu kelimelere yabancı olanlar yeni baskılarından okuyabilirler.



Saatleri Ayarlama Enstitüsü kurucusu Halit Ayarcı'nın ölümü ve enstitünün kapatılması üzerine anlatıcımız Hayri İrdal hayatını yazmaya karar verir. Çocukluktan, ilk gençlik yıllarından dostları Seyit Lütfüllah, Abdülselam Bey ,Doktor Ramiz ve bu kişiler sayesinde tanıştığı diğer kişiler romanımızın kahramanları...

Hayri İrdal 'ın Halit Ayarcı  ile tanışana kadar hayatı hayat değildir. Yarı aç yarı tok, yıkık bir evde eşi çocukları ile, yamalı giysiler içinde bir hayattır bu. Psikanalizci Doktor Ramiz onu hem tedavi etmekte hem de arkadaşlık etmektedir. Bir gün  onunla -Halit Ayarcı - velimimeti ile tanışınca bir anda hayatı değişir. Birlikte kurdukları enstitü ile saygın bir çevre bile edinirler... Her güzel şeyin sonu olduğu gibi Enstitüde geçen bu parlak günler, tasfiye ile son bulur.

Büyük bir dolandırıcılık olayını, halkın acziyetini,cehaletini tam tabirle 'ağlanacak halini'  kahkaha artırarak anlatmış Tanpınar... Devlet bütçesinden, ayarsız saatleri nedeniyle halktan kesilen cezalardan beslenen bu enstitü eninde sonunda çöküyor. Ama halkın ve tabiki en önemlisi Hayri İrdal'in kendi uydurdukları bu yalana nasıl inandıkları romanı bu kadar eşsiz kılmış.

Üzüm sever Ahmet Zamani hazretleri nin hayatını anlatan romanı yazma çabaları, Doktor Ramiz in zorla gördürtmeye çalıştığı rüya ve İspiritizma (ruh çağırma) Cemiyeti ile ruh Murat en çok güldüğüm bölümler oldu.

Başlarda da söylemiştim günümüzde kullanılmayan Terakki, Binaenaleyh,Bittabi,Bilakis gibi kelimeler çok sık kullanılmış. O kısımları ayrıca sevdim.

Okuduğum yorumlarda pek çok kişi hayatımı değiştiren roman olarak nitelendirmiş Saatleri Ayarlama Enstitüsü nü.... Ben bu tanımı kullanamam ama yine de okuduğum en iyi romanlardan elbette....

1961 den bu yana yani geçen 57 yılda nasıl hiç değişmediğimizi gördüm. Bugün saatiniz ayarsız olduğu için 1 TL ceza kestik diye dolandırılma yöntemi olmasa da, çok daha basit bir yöntemle kaldırılacak kişiler (kombi bakım merkezi, kimliğini terör örgütünün elinde gibi) kişiler var. Ve bu işi yapan pek çok Halit Ayarcı' lar....

Yaptığımız işe inanmamızı ve hayal ürünü bile olsa da,inancın başarıyı getirdiğini anlatan bu romanı illaki okuyun

Sevgiler
Sevim









Beş Sevim Apartmanı - Mine Söğüt

Akşam Bir Rüya Gördüm Bazı yazarlara geç rastladığım için üzgünüm. İsmini çok iyi bilmeme, gazeteci kimliğiyle tanımama rağmen romanlarını...