Mayıs 29, 2017

Gurur ve Önyargı-Jane Austen

Önyargılarımız Aşkımıza Engel mi ?


İngiliz Edebiyatının en önemli romanlarından biri olan Gurur ve Önyargı ; farklı yayın evlerinde Aşk ve Gurur adıyla da basılmış durumda ülkemizde...
1813 te ilk olarak yayınlanmış ve geçen bu 204 yılda milyonlarca satmış tüm dünyada... İngiltere'nin güneyinde bir kasaba halkı ve asilzadelerin o günkü yaşam biçimini anlatıyor. 2 kez dizisi 4 kez de filmi çekilmiş olan romanı bitirdikten sonra 2005 yılında çekilen son filmi de izledim. Erkek kadın ilişkilerinde ki nezaket, kabarık etekler, danslar, şatolar , İngiletere' nin yemyeşil kırları kitap kadar etkiledi beni... Kitabını okuduğum zaman filmini sevmeme kuralım değişti sanırım ; ben henüz izlemedim ama 1995 yapımı BBC dizisi çok daha seviliyormuş yorumlara göre...


Gelelim konusuna , karı koca Bennet'lar 5 kızı ile birlikte yaşamaktadır. Bu çiftin tek bir amacı vardır; kızlarına zengin koca bulmak. Son günlerde onlar için bir ümit doğmuştur; çok yakınlarındaki çiftliğe zengin, bekar ve yakışıklı bir bey taşınacaktır. Mr Bingley dir taşınan... Kısa bir süre sonra Bingley en yakın arkadaşı Darcy ile baloya katılır ve burada kızlar ( Kitty, Lydia, Mary, Jane ve Elizabeth ) ile tanışırlar..Bingley kibarlığı Darcy ise kendini beğenmiş tavrıyla dikkat çeker.

Daha ilk akşam Bingley Jane e aşık olurken, Darcy Elizabeth i çok güzel bulsa da bunu itiraf etmez. Birkaç gün sonra Jane Bingley leri ziyaereti sırasında hastalanıp köşkte kalınca . Elizabeth de yanına gider.

Dönüşlerinde onları sürpriz bir ziyaretçi beklemektedir. Kuzenleri rahip Mr Collins.. Mr Collins Elizabeth' e evlenme teklif etse de ret cevabı alınca bu teklifi kızın en yakın arkadaşı Charlotte a yineler ve kabul edilir..

Bu arada kasabaya bir alay asker gelmiştir, ve içlerinde biri Mr Wickham kızların dikkatini çeker.
Kızlar bu heyecan içindeyken Bingley ler Londra ya geri dönerler..


Elizabeth ; Wickham'dan Darcy ile geçmişten gelen bir arkadaşlıkları olduğunu ama Darcy' nin kendisini beş parasız ve işsiz bıraktığını öğrenir..Bir kez daha nefret eder Darcy' den..

Bir kaç ay sonra arkadaşı Charlotte' u yeni evinde ziyaret eden Elizabeth burada Darcy ile karşılaşır.. İnanılmaz birşey olur ve Darcy evlenme teklif eder , ama o da ret cevabı alır çok gururlu biri olduğu, kızkardeşini Bingley'den ayırdığı ve Wickham'a kötü davrandığı için....

Darcy ertesi günü bir mektupla tüm gerçekleri açıklar ama korkunç bir sürpiz onları beklemektedir, küçük Lydia Wickham ile kaçmıştır ve Wickham ' ın evlenmek için ne parası ne de niyeti vardır.

Bu evliliği sağlamak Darcy' e düşer..
Bir süre sonra Bingley ve Darcy geri dönerler...Şimdi ne olacaktır....

42 yaşında ölmüş, hiç evlenmemiş ve söylentilere göre hiç aşık olmamış Jane Austen ; aşkı en güzel anlatan kadın romancıdır,

Gurur ve Önyargı da kitabın neredeyse sonuna kadar Darcy den nefret ediyor, onu duyduklarınızla yargılıyorsunuz... Kısacası önyargımı peşimizi bırakmıyor.. Ama aşk hepsini yıkıp geçiyor. Gururu da tüm önyargıları da..

Bence okumayan kalmasın Gurur ve Önyargı yı...Hala aşk var diyorsanız özellikle mutlaka okuyun...Bir de önyargılarınızdan kurtulun :)

Mayıs 21, 2017

İki Şehrin Hikayesi- Charles Dickens

Londra , Paris Aşk ve Özgürlük

Klasiklerin içinde hep okumak istediği ve hep 5-10 sayfa okuyup devam edemediğim dev eser  İki Şehrin Hikayesi  .. Farklı yayınevlerinden farklı çevirileri denedim hep ama bir türlü çekmemişti beni içine

Son denememde başarılı oldum ve Fransız ihtilaline gittim ben de.. Öyle bir olay ki 10 yıl süren ayaklanmada sadece bir ülkenin değil, tüm Avrupa'nın kaderi değişiyor adeta.....

18 yıl boyunca Bastille 'de boşu boşuna hapis yatan ve herkes tarafından öldü sanılan Dr Manette'nin kızı Lucie 'ye ; babasının yaşadığı haberini bankacı Lorry verir.. Kızla birlikte  Paris 'te Defarge'nin sahip olduğu şarapçıya giderler , Dr Manette ; eskiden yardımcısı olan Defarge 'ın evinde kilit altında ayakkabı yaparak yaşamaktadır artık... Baba kızın kavuşması herkesi ağlatır neredeyse, artık tek bir istekleri vardır. Ona pek kötü davranan ana vatanı Fransa'dan çekip gitmek.. Baba kız Londra'nın çok sakin bir köşesinde yaşamaya başlarlar...



Aradan beş yıl geçmiştir, Baba kız, Paris'ten Londra'ya yolculuk yaparken  tanıştıkları Charles Darnay'ın mahkemesinde şahitlik yaparlar.. İdamla yargılanan Darnay bu zorlu mahkemeden avukatları sayesinde kurtulur.. Avukatlar Sidney Carton ve Stryver çok zorlu bir savunma yapmıştır, ama savunmanın en önemli parçası Carton ve Darnay'ın ikiz kardeş kadar benzemesi oluşturur..

Manette'ler, Darnay, Carton ve Stryver artık dost olmuşlardır.. Ancak bu dostluğu aşk etkiler. Hem avukatlar hem de Darnay Lucie 'ye evlenme teklif ederler.

Darnay ; Paris'te çok zengin bir ailenin oğludur ama ülkesini zenginlerin fakirlere yaptıklarını gördüğü için terk etmiş Londra'da öğretmenlik yapmaktadır.

Carton ise tek derdi içki içmek olan pek sefil bir hayat yaşayan ve gelecek ümidi pek olmayan bir avukattır..

Styrever ise para , ün ve şöhret için herşeyi yapacak biri Ve Lucie'nin gönlünü Darnay  kazanır..  Evlenirler

Aradan 6 yıl geçmiştir. Bu süre içinde Fransa günden güne karışmış, halk ayaklanmışi, hapishanelerde ki mahkumlar boşaltılmıştır. Darnay eski bir çalışanın yardım talebi üzerine Paris'e geri döner ve döndüğü anda tutuklanır.. Onu tutuklayan şarapçı Defarge'dır




1,5 yıl sonra kurtulur ama bu kurtuluşun ertesi günü yine kendini hapiste bulur.. Üstelik idama mahkum olmuştur.. Peki şimdi nasıl kurtulacaktır ?..

İhtilal öncesi Fransa'nın fakirliği, geri kalmışlığı, pisliği ;  Londra'nın sa sakin huzurlu, mutlu yaşanı çok açıkça görülüyor İki Şehrin Hikayesi n de Ve ihtilalden sonra bir ülkenin 180 derece değişimi, Artık bilimin sanatın değer kazanması, kraliyetin yıkılması, ve cumhuriyetin doğuşu.. Halkın onuru için doğruluğuna inandıkları için savaşı ve tüm bunlar arasında aşk, dostluk güven...

Kitapta beni en zorlayan şey , kahramanlardan bahserderken bir ismi bir soyismi ile bahsedilmesi oldu.. Bir de not dikkatli okumak gerekli, kitabın ilk başında geçen bir isim son anda en önemli karakter olabiliyor...

Kitabın son 4/5 satırı ise unutulmayacak , bir hayat dersi sanki... Dickens en iyi hikayem diyor bu kitabı için

Bir klasik.. Okuyunuz bence
Sevgiler
Sevim

Not: Bu güzel Lonrda fotoğrafı için sevgili dostum Nilgün Şahin'e çok teşekkür ederim..


Mayıs 17, 2017

Tanyeri Horozları-Yaşar Kemal

Yeni Yaşam


Bu dörtlemeyi okumak da yazmak da çok içimi acıtıyor o yüzden ara vererek devam ediyorum, okurken olaylar sanki şu an yaşanıyor gibi geldiği için böyle oldum sanırım Neredeyse 100 yıl sonra bunu hissederek okutabilmek işte dev bir romancı olabilmek demek...  Tanyeri Horozları kısmında  da kişiler arası ilişkiler derinleşmekte adada yaşam iyice şekillenmekte


Poyraz' ın düşmanları bu sefer onu öldürmek için Süleyman' ı göndermişlerdir adaya, ancak günlerdir aç susuz kürek çekmekten o kadar bitap düşmüştür ki ; adaya çıkar çıkmaz bayılmış günlerce hiç kalkmadan hasta yatmıştır genç adam.. Vasili ve Poyraz Süleyman'ı tanımalarına rağmen ona hiç  zarar vermemiş hatta ona çok iyi bakmışlardır.. Süleyman sa bu iyilikler karşılığında Poyraz' ı kardeş bilerek ayrılmıştır adadan....

Bir kaç gün sonra Musa Kazım Ağa efendinin en büyük düşü Girit'e dönebilmek için Poyraz' ın eski komutanı şimdinin vekilinden yardım istemek İçin Meclis e giderler ama burada işler istedikleri gibi gitmez ne yazık ki...Son ümit kalmıştır ellerinde Musa Kazım' ın arkadaşı Yunan sefiri ile görüşürler...
Asker kaçağı Hasan' ın sorununu da el birliği ile çözer adalılar artık Karadeniz' li balıkçı Hasan'ın kimliği tezkeresi ve evi vardır.. Mutlu insan sayısı artmaktadır adada...

Adanın yeni sakini demirci ustası Arsen Usta da sevinçle karşılanır, artık olta takımları kolay tamir edilecek, yeni bir dostla sohbet edilecektir,...
Nişancı Veli' de bir sürpriz yapar ve karısı Sultan' ı da adaya getirir... Aile gitigide genişlemektedir.

Artık bütün aileyi doyurmak zorlaştığı için adadaki şeftali üzüm ve zeytinlerin satılması için çalışırlar hep birlikte, çünkü gün be gün Anadolu sürgünleri de gelmektedir cennet adaya ; üstelik bu sürgünler ne evin içinde tuvalete alışmışlar ne de adada yaşayabilmenin diğer kurallarını bilmektedir, Gittikçe zorlaşmaktadır işler adanın doğal lideri Poyraz için...
Kış gelmiş sert rüzgarlar başlamıştır ve ısınmak için en büyük kötülüklerden birini yaparak bu cennet adanın üzüm bağlarını talan etmiş, zeytin ağaçlarını kesmişlerdir......


İlk üç kitap sanırım 1000 sayfa civarında.. Tanyeri Horozları romanında da bu kadar detaylı tasvirlerle, Sarıkamış ve Çanakkale Savaşlarında yaşananların anlatılmasıyla bir anda o adada beni hapsetti  Bir ada hikayesi dörtlemesinin 4. Ve son bölümüne başlayacağım bugün.. Bitecek diye üzülerek...

Mutlaka mutlaka mutlaka okuyun derim ben Karınca Adasında yaşamanın keyfine varın..
Sevgiler
Sevim

Mayıs 10, 2017

Kamelyalı Kadın - Alexandre Dumas

Paris'te Büyülü Bir Aşk Hikayesi


Fransız Edebiyatının iki Dumas'ı vardır ve Verdi'ye bile esin kaynağı olan Kamelyalı Kadın ; oğul Dumas'ın muhteşem eseridir. Ve aslında bir nevi otobiyografidir. Bu nedenle okuyan yada filmini izleyen herkesi büyülemiş bir eserdir. 

 Romanı bitirdiğim anda o kadar derin bir hüzne kapıldım ki, gerçek olduğunu bilmek sanırım bu etkiyi yaratıyor. 235 Sayfalık bir roman, çeviri eserleri pek sevmesem de Tahsin Yücel çevirisi olunca işler değişiyor, son derece duru ve anlaşılır bir üslupla çevrilmiş. Roman tamamen Paris sokaklarında geçiyor, o büyülü aşka ev sahipliği yapan 1880 lerin Paris'inde



Elinde her daim taşıdığı kamelyalarıyla tanınan Paris'in en güzel yosması Marguerite ölünce eşyaları satılığa çıkartılır. Bu eşyalar arasında olan bir kitabı, romanın anlatıcısı satın almıştır. Kitabın kapağında yer alan bir adama cümlesi ve adayan ismi dikkatini çeker. Armand Duval dır  bu isim..

Genç Duval bir kaç gün sonra kitabı kendisine satmasını rica eder anlatıcımızdan.. Duval bu kitap karşılığında büyük aşkını anlatır..,


Aslında Marguerite hastalanmadan iki yıl önce tanışmışlardır ama Duval son derece çekingen davrandığı için arkadaş bile olamamışlardır. Aradan geçen iki yılda Marguerite verem olmuş, tedavi için gittiği kaplıcalarda bir dükün korumasına girmiştir. Dönüşünde bir tiyatro gecesinde yeniden karşılaşmışlar, Duval bir tanıdık vasıtasıyla görür görmez vurulduğu bu kadının evine gitmenin bir yolunu bulmuştur. Ve yakalandığı öksürük krizinin ardından daha ilk akşam aşkını ilan etmiştir Marguerite ye....

Marguerite önce reddetse de, herkesten az vakti olduğu için hızlı yaşama isteğiyle karşı koymaz bu aşka.. Duval'in Kıskançlık krizleri, harcamaları karşılamak için kumara başlaması, borçlanması, Marguerite'nin bu aşk uğruna mücevherlerini satması bu aşkta yaralar açar ama bitiremez.. Ta ki Armand'ın babasının bu aşkı öğrenip Paris'e gelmesine kadar sürer bütün şiddetiyle.....



Paris'in soyluları, yosmaları ve zamanlarını geçiriş şekilleriyle çerçevelenen bu acı aşk hikayesini okuyunuz.. Seveceksiniz.

Sevgiler
Sevim

Mayıs 06, 2017

Kızılcık Dalları- Reşat Nuri Güntekin

İstanbul' da Bir Konak


Çalıkuşu denince hepimiz için akan sular durur, Feride'yi büyük mücadelesini, büyük aşkını biliriz.. Yada AliRıza bey ve ailesini hiç birimiz unutmayız Yaprak Dökümü ile... Bu yıl öncelikle Türk Edebiyatı büyük ustalarını okumaya karar verdiğim için dev bir ismin Reşat Nuri Güntekin 'in  adı pek bilinmeyen bir kitabını okumaya karar verdim...



Kızılcık Dalları 1930 lar İstanbul'unda geçiyor..Zenginlikten yavaş yavaş yoksulluğa geçmek üzere olan kalabalık bir aile , onların konağında yaşananlar ve küçük Gülsüm'ün günlük hayatı.... Benim en sevdiğim tarz.  Geçmişin günlük olayları....

Kocasının har vurup harman savurduğu paralar yüzünden, onun ölümünden sonra maddi açıdan zor günler geçiren Nadide Hanım ; tren istasyonunda beklerken karşılaştığı Gülsüm'ü evde besleme olarak alıkoymuştur,  ancak amcası ve biricik kardeşi İsmail'den ayrılan küçük kız ilk günlerde ortalığı birbirine katmış ; ama bir kaç gün içinde çocukluğun da verdiği "şen" likle olanları unutmuştur.

Vazifesi evdeki 4 çocuğa bakmak olduğu için , o gelene kadar evdeki üç kuşağı büyüten Lala bir parça rahatlamış, evdeki küçük ticarethanesini daha kolay işletir hale gelmiştir.

Günler geçtikçe en küçük torun Bülent'e canla başla bakan Gülsüm'ün çocuk olduğu unutulmuş konakta ne fenalık olsa Gülsüm'den bilinir hale gelmiştir

Biraz pis, biraz dağınık , biraz savruk olsan Gülsüm her işe koştuğu için hiç bir işi tam olarak öğrenememiştir.

Yan konağa taşınan eski tanıdıkları Murat ve veremli karısına bakma işi de Gülsüm'e verilmiş, hanım ölünce konağa geri dönmüştür. . Ama bu dönüş kalıcı olmayacaktır.



Bunda tam 85 yıl önce yazılan bir romanda kullanılan akıcı Türkçe ile kolayca okunan 215 sayfalık bu roman o günlerin İstanbul' una götürüyor okurken..

Konak yaşayışı, konaklara alınan beslemeler, onların yaşadığı acılar...Aileler, iç güveyleri, dine bakış açısı o kadar ince işlenmiş ki...Türk Edebiyatı sever herkese tavsiye ederim... Geçmişte kaybolmak için okunmalı


Sevgiler
Sevim


Beş Sevim Apartmanı - Mine Söğüt

Akşam Bir Rüya Gördüm Bazı yazarlara geç rastladığım için üzgünüm. İsmini çok iyi bilmeme, gazeteci kimliğiyle tanımama rağmen romanlarını...