Şubat 27, 2018

Seni Sen Yapan Sevdiğin Şeyler - MİM

İLK MİM

Blogger camiasında ki ilk arkadaşım deeptone mimlemiş, hemen yanıtlamak istedim. Hem ilk MİM hem de 28 Şubat benim blogumun doğum günü şerefine

http://sadevederin.blogspot.com.tr/2018/02/seni-sen-yapan-sevdigin-seyler.html

Beni ben yapan ne çok şey düşünmek kolay ama anlatmak o kadar değil

Öncelikle okumak, okumak benim için tutku ... Okuduğum şeyler içinde kaybolmak kahramanların yanında gezmek ve bir blog açtığıma göre okuduklarımı dostlarla paylaşmak

Sonra Şeker ve Çilek.. Şeker 5.5 yaşında bir King Charles cinsi köpeğim, Çilek ise 5.5 aylık Tekir kedim...

Sonra güzel müzikler

Türk kahvesi ve yanında bir parça çikolata

Seyahat, yurt içi ve yurt dışı... Genelde de yalnız

Ve fotoğraf... Özellikle çıkılan fotoğraf yürüyüşleri...

Bunlar beni en çok ben yapanlar

Bende yeni Blogger arkadaşlarımdan
Arzu Karaca ve Gül Akça'yı mimliyorum

Sevgiler


Şubat 25, 2018

Toprak Ana - Cengiz Aytmatov

Savaşın Acı Çığlığı

Benim için geçerli şu cümle ' Bazı yazarlar fihrist yazsa okurum' Evet Aytmatov bunlardan. Okuduğum her romanında biraz daha aşık oluyorum kalemine. Bütün külliyatını tamamlandığımda, sonsuz mutlu olacağım bu büyük Kırgız ustanın.



Toprak Ana, İkinci Dünya Savaşı yılları... Filmlerde de, kitaplarda da en sevdiğim şey gerçek olayların sanatın içine harmanlanması.... Aytmatov bu yıllarda babasız bir çocuk olarak çok büyük acılar çektiği için çok da güzel anlatmış Tolganay anayı...

Roman Tolganay Ana ile Toprak Ananın Ölenlerin Anma Gününde bir kaç saatlik derteşmesi.... Tolganay Ana küçük çocuğu evde bırakıp gelmiş, 17 yaşında sevgili kocası Svankul ile tanışmasından üç oğlu, Kasım, Caynak Mayserbek'in doğumu ve büyümesine kadar geçen zamanı anlatır. Sonra devam eder, tam hasat zamanı gelen bir atlı ' Savaş Çıktı' der...

Artık her gün, her evden bir delikanlı cepheye gitmektedir. Tolganay in evinden 4 erkekte sırayla gider vatanlarını korumaya. Onlar cephedeyken açlık yokluk insanları kırmaktadır...

Kısacık bir roman Toprak Ana 130 sayfa bir kaç saatte de okunuyor.
Severek, içim cız ederek okudum ben.
Mutlaka okuyun
Şimdiden iyi haftalar

Şubat 23, 2018

Deli Aşk - Peride Celal

Paris'mi İstanbul'mu Aşk mı?

Peride Celal.... Bir çok yerde Türk Edebiyatının yüz akı diye tanıtılan bu muhteşem yazarla geç tanışmış olmanın üzüntüsündeyim yine.



Deli Aşk... İçinde kaybolduğum bir Peride Celal romanı, Orhan Kemal Roman Ödülü de sahibi olan bu İstanbul hanımefendisi harikulade bir dil kullanarak yazmış romanı. Hiç bir abartıya kaçmadan, gereksiz süslemelere gitmeden, konuşur gibi, su gibi bir roman.

3 bölümden oluşuyor Deli Aşk, 275 sayfa, çok uzun değil ama çabuk okunmuyor, neredeyse tamamı içsel konuşmalar olduğu için dura dura okunuyor.

İlk bölümde, Elif'in eşi Cem Soner anlatıcı. Romanın asıl kahramanı olan Elif ölmüş, gazeteci Cem işten atılmış bunalımdadır. Hem eşinin ölümünden sonra yaşadıkları hem de evlilikleri süresince hissettiklerini anlatıyor bize.

İkinci ve üçüncü bölümde ise Elif anlatıyor bize geçmişini, erken yaşta kaybettiği annesini, diplomat babasını, dadısı Zekiye'yi. Babası Cem'le evlenmesine izin vermemiş ama o hiç birşey düşünmeden koşmuştur bu evliliğe. Ama yaşadığı sorunları çözemeyip, boşanmak yerine Paris'e kaçmıştır.



Paris'te dostlar edinmiştir kendisine Kristof, Vankedisi ve Gül... Onlarla Paris sokaklarında gezmekte, kafelerde dolaşmakta ama Cem'i aklından çıkartamamaktadır.  Aşk, dostluk ikilemlerinde boğulmaktadır. Arada İstanbul'a kaçmakta, ama dayanamayıp İstanbul'dan da kaçmaktadır.

O kadar aklımı karıştıran bir roman oldu ki Cem'i hiç sevmedim, Elif'e bir üzüldüm, bir kızdım. Kristof'a önce yalancı dedim, çıkarcı dedim, sonra sevdim, yine kızdım.



En güzeli Paris 'i baştan başa gezdim Elif' le. Yağmurlu bir sabah Montmarte'ye çıktım, Concorde Meydanına baktım, Zafer Takına el salladım. Keşke dedim Paris'e gitmeden okusaymışım bu romanı ya da keşke yeniden gidebilsem o güzel şehre.

Elif'in Cem'e hissettiği aşk mı? Bence değil bu bir habis ama siz ne düşünürsünüz bilmiyorum ..

İllaki okuyun ... Aşk nasıl olmalı sorularınıza cevap olur belki....

Güzel haftasonları....




Şubat 18, 2018

Deli Kadın Hikayeleri - Mine Söğüt

Nasıl Deliriyoruz ?

Ahh Mine Söğüt... Ben neden seni bu kadar geç tanıdım? İlk defa geçen ay Kırmızı Zaman okumuş ve hayran olmuştum, Deli Kadın Hikayeleri ile bu hayranlık vurulmaya döndü...



21 öykü, 21 tane kadının öyküsü, deliren, delirerek ölen, delirerek öldüren 21 kadının öyküsü...

Adli tıp kayıtlarından alınmış kadar gerçek, bu kadar gerçek olduğu için de acı olan 21 öykü...

Ben huzur içinde evimde otururken bir kadının bunları yaşadığı gerçeği...

Neden delirmiş bu kadınlar? Annesi intihar eden de var tüm çocukları ölen/öldürülen de, baba şiddeti gören de var, üvey baba tacizi gören de yalnızlıktan deliren de var... Var da var... Dedim ya hepsi gerçek ve çok acı

Okurken içim acıdı, gözlerim doldu... Kalbime bir taş oturdu sanki derler ya aynen öyle oldu...

Okuyun lütfen, deli bu diye yaftalamadan birini, neden diyebilmek için okuyun...

Kolay değil içinize sindirmeniz, ama yine de okuyun lütfen... Gözlerimizi kapattığımız gerçekler için okuyun...



İçindeki resimler için Bahadır Baruter'in de ellerine sağlık...Çok anlamlı hepsi...
İyi Pazarlar
Sevgiler

Şubat 16, 2018

İnsan Neyle Yaşar - Tolstoy

Ders Almak İçin


Savaş ve Barış Anna Karanina... Tolstoy deyince hemen aklımıza gelen romanlar. Zengin bir ailenin çocuğu olan yazar anne babasını çok erken yaşta kaybedince yakınları tarafından büyütülmüş... Bütün servetini köylülere dağıtınca da ailesi ile arası açılmış.


Öykü kitabı neredeyse bir yıldır okunmayı bekliyordu bende. 80 sayfa civarında bir kaç saatte kolayca okunabilen ve çok güzel çevirisi olan bir kitap. Keşke daha önce okusaymışım. Soluk aldığım bir liman gibi oldu bana.

 Kısacık kısacık 6 öykü... Hepsi ahlak üzerine, iyilik üzerine, sevgi üzerine sıcacık öyküler.. Anne babaların çocuklarına okuması gereken türden öyküler... Öyküleri dini temellere bağlamış Tolstoy ama ilk satırlarda yazdığım gibi, para ve zenginlik onun için o kadar değersiz ki bunu yazdıklarında hissettirmiş

Ülkemizde nedense klasiklerin hala yeteri kadar değer görmediğine inananlardanım ben , ve bu çok acı ne yazık ki... Keşke edebiyat derslerinde her ay bir klasik zorunlu olsa farklı bakış açılarını öğren bilse gençler...

İnsanlar Neyle Yaşar  öyküsü mantık dışı olsa da anlattıklarıyla beni en çok etkileyen oldu.

İlyas da öyle. Nelere değer vermemiz gerektiğini tekrar tekrar hatırlatıyor.

Sakin huzurlu bir şeyler okuyayım diyorsanız hiç vakit kaybetmeyin.

Ayrıca muhteşemde bir çevirisi var İş Bankası Yayınları Hasan Ali Yücel dizisi beni hiç yanıltmıyor, okuduğumdan aldığım keyfi arttırıyor.


Sevgiler
Sevim

Şubat 14, 2018

Sol Ayağım - Christy Brown

Kendinize Acımayı Bırakın

Yıllardır raflarda görüp, bir türlü alamıyordum. Cesaret edemiyordum. Böylesi zor bir hayatı büyük bir başarı hikayesine çevirebilmek tek kelime ile tarif edilebilir." Muhteşem"



Dublin'de 22 çocuklu bir ailenin 'beyin felci' ile dünyaya gelen bir ülyesi. Doktorların yaşaması için şans bile vermediği, sadece annesinin güvendiği minik Christy...

5 yaşında annesinin alfabeyi öğretmesi ile gelişme süreci başlar Christy'nin... İlk arabası Henry'de kardeşleri ile gezmeye hatta yüzmeye bile gider. İlk kez 10 yaşında kendisine acır ama tam o sırada resim yeteneğini keşfeder. Mahalle komşularına aşık olur ve karşılıksız aşk acısını da 13/14 yaşlarında tadar. 17 yaşında hikaye yazmaya ve 18'inde tedaviye başlar...

Ellerini hiç kullanamayan, yalnız başına yemek yiyemeyen, yürümek yerine kalçası üzerinde sürünerek ilerleyen, konuşamayan bir çocuktan bütün dünyada okunan bir yazar, ve bilinen bir ressam olmuş Christy ...

Bence bu hayat hikayesini herkes okumalı... Fiziğimizde beğenmediklerimize,  bizi mutsuz eden sebeplere göz atmak için, ders almak için okumalıyız.



22 çocuk dünyaya getiren bir annenin evladı ile verdiği bu savaş bir değil defalarca okunmayı hakkediyor.

Sevgiler
Sevim...

Şubat 13, 2018

Muhtelif Evhamlar Kitabı - Ömür İklim Demir

Sarsıcı

Tam 2 yıl önce adı çok ilginç geldiği için almıştım bu öykü kitabını ... 2 yıl rafta okunmayı bekliyordu madem bu ay okuduğum çok sayfalı romanlar arasında okuyayım dedim. İtiraf etmeliyim ki bu kadar sarsıcı öyküler beklemiyordum.



On öyküde de bize çok tanıdık gelen, bizim gibi kahramanlar var. Hepsi yaşamın içindeler...

Bazılarını heyecanla, bazılarını keyifle, bazılarını içim burkularak okudum. Hatta çok çok geç kalmışım okumaya dedim.

Özellikle son öykü Sessizliği Öldüren Tuzluk, ilk iki öykü İçler Dışlar Çarpımı, Vasati 40 yaş ve Jülide'nin öyküsü Kartela beni çok etkiledi.

Yazarın ilk kitabı bu, bence kalemi çok iyi, bir roman yazsa keyifle okurum. Ayrıca kapak fotoğrafını da yazar kendisi çekmiş, çok da güzel olmuş.

Öykü sever herkese tavsiye ederim.
Sevgiler
Sevim



Şubat 12, 2018

Karasevdalılar- Javaier Marias

Cinayet ve Aşk -Karasevdalılar


Yine bir ilk benim açımdan. Javaier Marias... İspanyol bir yazar. Tavsiye üzerine tanışıp, tanıştığıma çok memnun oldum.

Karasevdalılar bir cinayet romanı temelde ama çok daha fazlası bu iki yüz seksen bir  sayfalık roman Yapı Kredi Yayınlarından çıkmış



Anlatıcımız Maria Dolz, bir yayın evinde çalışan kırklı  yaşlara yaklaşmış bir kadındır. Her gün kahvaltısını yaptığı kafede onunla birlikte kahvaltı yapan bir çift vardır "Mükemmel çift"  Luisa ve Deverne Yakışıklı ellilerine yaklaşmış  erkek ve otuzlarındaki  karısı.

 Maria'nın gıptayla izlediği bu çift birdenbire yok olur. Gazetede yazılana göre erkek bir evsiz tarafından defalarca bıçaklanarak öldürülmüştür.

Bir kaç ay sonra aynı kafede Luisa ile karşılaşır Maria  Luisa'nın da göz aşinalığı vardır Maria'ya... Bir akşam mükemmel çiftin evine gider Maria... O akşam Devern' in en yakın arkadaşı Javaier Diaz Varela ile tanışır ve ondan çok hoşlanır.

Maria 'nın aklında hem Deverne gibi zararsız birinin neden öldürüldüğü vardır hem de Javier' in bir gün kendisine aşık olup olmayacağı...

Muhteşem psikolojik çözümlemeler içeren, altı çizilecek satır sayısı çok fazla olan aşk cinayet, tutku, hırs romanı Karasevdalılar

Yazarın dili mi böyle yoksa çevirmen mi bu şekli tercih etmiş bilmiyorum ama epey zor okunan bir dil. Çok uzun cümleler sürekli parantez içi açıklamalar ile dikkat dağıtıcı hale gelmiş. Bu sebeple çok sakin ve acele etmeden okunması gereken bir roman. Yazar çok hızlı konuşan biri izlenimi veriyor okurken, sanki cümleleri birbiri ardına soluk almadan bağlamış

Ben sevdim cinayeti çözmek için epey çaba harcadım.
Sevgiler
Sevim


Şubat 05, 2018

Bülbülü Öldürmek - Harper Lee

Eşitlik Sadece Eşitlik



Bir yazar Harper Lee  hayatı boyunca yazmış olduğu tek roman ile 1961 yılında Pulitzer Edebiyat Ödülü almış olunca ve pek çok arkadaşım bu romanı okumalısın deyince aldım Bülbülü Öldürmek' i.

1930 larda Güney Amerika'da yaşanan ırkçılığı anlatan bu roman yayınlandığı her ülkede satış rekorları kırmış. Filme de çekilen bu eser, başrol oyuncusu Gregory Peck'e  Oscar heykelciğini getirmiş. Ayrıca en iyi sanat yönetmeni ve en iyi uyarlama senaryo oscarını da kazanmış film

55 yıl boyunca tek bir eser vermeyen Harper Lee 2015 yılında  Bülbülü Öldürmek'in  devamı niteliğinde olan Tespih Ağacının Gölgesinde ile yine satış rekorları kırmış kendi halinde yaşamaya seçmiş muhteşem bir kadın olarak geçmiş edebiyat tarihine



Bülbülü Öldürmek, bir çocuğun Jean Louise Scout'un ağzından onun duygularıyla yazılmış bir roman, Scout ağabeyi Jem ve babaları Atticus ile birlikte Maycomb kasabasında yaşamaktadır. Anneleri çocuklar çok küçükken ölmüş, babalası bir daha evlenmemiştir. Küçük, biraz fakir, herkesin biribirini tanıdığı bir kasabadır Maycomb .Yazları ilk aşkı Dill ve Jem ile oyunlar oynayarak,  komşuları öcü Radley'i evden çıkartmaya çalışarak eğlenmektedir.

Avukat olan Atticus , beyaza bir genç kıza  tecavüz ile suçlanan bir zencinin avukatlığını üstlenince küçük kasaba hayatında pek çok değişikilik olur. Atticus tepkiler, tehditler alır.  Bu değişiklikler çocukların hayata bakışını değiştirmeye başlar. Kafalarında eşitlik ve empati ile ilgili sorular oluşur.

Romanda ana kahraman Scout olarak gözükse de bence kahraman Atticus... Muhteşem bir baba o, çocuklarına örnek olmak için doğruluğuna inandığı şeyleri yapmaktan asla vazgeçmiyor. Anne oluyor, baba oluyor, dost oluyor, arkadaş oluyor çocuklarına ama bizim şimdi kullandığumız tabir ile muhteşem bir rol model oluyor. Söylediği ve yaptığı her şey birbirini tutuyor. Yalan söylemiyor, ve kendi olmaktan asla vazgeçmiyor. Mahkemede öyle bir savunması var ki okunmaya değer . Kasaba halkının, hatta kendi ablasının tepkilerine rağmen insanların eşitliğine, eşit savunma hakına sonuna kadar inandığı için vazgeçmiyor zanlıyı savunmaktan.




Evin hizmetçisi Calpurnia , çocuklara hem annelerinin yokluğunu aratmamaya çalışıyor hem de disiplinden vazgeçmiyor , çocuklara zencilerle dostluğu ilk o öğretiyor aslında.

Kasaba halkı ve komşuların isimleri çok sık geçtiği için arada okumak zorlaşsa da,  çocukların onlarla olan ilişkileri, Atticus'un bu ilişkilerde ki öğretici rolü için tanımak gerekiyor bu kasabada yaşayanları .Çok naif , 'insanlar bire ayrılır insan' cümlesi ile beni vuran çok sevdiğim bir roman oldu...

Harper Lee 'nin otobiyografisi niteliğinde bir eser, çünlü Lee de Alabama'da zencilerle birlikte yaşamış küçükken onunda babası avukatmış ve tıpkı Atticus gibi o da bir zencinin savunmasını üstlenmiş o yıllarda.

Hemen arkasından filmi de izleyince daha da çok sevdim.
Okunmaya kesinlikle değer...


Sevgiler
Sevim


Beş Sevim Apartmanı - Mine Söğüt

Akşam Bir Rüya Gördüm Bazı yazarlara geç rastladığım için üzgünüm. İsmini çok iyi bilmeme, gazeteci kimliğiyle tanımama rağmen romanlarını...