Kasım 23, 2017

Olağanüstü Bir Gece - Stefan Zweig

Mutlu Eden Mutlu Olur


Ünlü bir kitabevi zincirinin yayınladığı sonuçlara göre tüm şubelerinde 2017 yılında en çok satan yazarmış Stefan Zweig... Ne kadar geç tanımışız ülke olarak Zweig' i aslında 1942 de intihar eden birinin , ölümünden 75 yıl sonra ... Bu kadar tanınması ve sevilmesi sanırım biraz da sosyal medya sayesinde oldu. O kadar çok beğeni mesajları var ki, okumayı seven herkes merak ediyor , ne yazmış diye...



Olağanüstü Bir Gece  okuduğum 8. Kitabı Zweig' in. Her birinde de ayrı bir tat aldım. Altını çizdiğim satırlar hep çok oldu. İnsan psikolojisini bu kadar iyi anlamak ve anlatmak her yazarın yapabileceği bir şey değil. Okurken ya kendinizin yada çevrenizdeki kişilerin davranışları aklınıza gelip nedenlerini anlıyorsunuz Zweig' in satırlarında...

Zengin, burjuva, kimseyi beğenmeyen genç bir adam. Hayata dair hiç bir derdi yok, endişesi yok, çalışma azmi yok, keyif aldığı hiç bir şey yok. Saatleri geçirmek için yaşıyor adeta. Çevresindeki hiç kimsenin ve hiç bir olayın da farkında değil... Ama bir gün kendince hırsızlık olarak kabul ettiği bir olay sonunda eline geçen para ona hayatının en büyük dersini veriyor. 7 Haziran 1913 günü o yarım günde yaşadıkları hayatını alt üst ediyor. Dünyanın farkına varıyor adeta. Ve aradan 4 ay geçince bu müthiş günü kağıda geçiriyor. Olağanüstü Bir Gece de bu günü anlatıyor işte, kahramanın kendi ağzından...

Yol Ayrımı filmimi izleyenler için söyleyeyim kahramanımız, Şener Şen' in oynadığı Mazhar bey gibi bir anda yaşadığı travma ile dünyayı algılamaya başlıyor.  O kadar keyifli bir roman ki, Mutlu Et Mutlu Ol ne demek anlıyorsunuz ve böyle yaşayabilmek için çaba harcar hale geliyorsunuz.

Hep söyledim söyleyeceğim Zweig okumadan ölmeyin.. Romanın kapanış cümlesini yazmak istiyorum ' Ve bir kez kendi içindeki insanı anlamış olan bütün insanları anlar.' 

Kitapla ilgili beni tek rahatsız eden şey çevirmen İlknur İgan' ın - ki kendisinin çevirilerini çok çok severim- çok sık kullandıpı kösnül kelimesi oldu. Tdk ya göre kösnül karşılığı erotik ama romanı okurken kösnül yerine erotik kelimesini kullanırsanız olmuyor. O yüzden keşke . Tükçemizde neredeyse hiç kullanılmayan kösnül yerine başka bir kelime kullananilseydi...

Sevgiler....

Kasım 20, 2017

Fatih Harbiye -Peyami Safa


Doğu-Batı

Türk Edebiyatının kilometre taşlarından biri Fatih Harbiye ... 1930 larda yazılmış ve bence psikolojik tahliller açısından muhteşem saptamalar yapmış bir roman...Kısacık , hemen bitiveriyor, sanki daha sürseydi hissi uyandırıyor insanda...


Annesi ölmüş babası ve evin emektarı Gülter ile birlikte yaşayan Neriman, konservatuar öğrencisidir. Mahalleden komşuları Şinasi ile nişanlıdır. Ama okuldan arkadaşı Macit , Neriman' ın aklını karıştırır. Çünkü Neriman ; alaturkalığı, şarklılığı temsil eden Fatih semtinden hatta tam bir doğuluyu temsil eden evindeki miskin kediden, doğulu çalgısı ud dan bıkmıştır. Gözü balolarda, alafranga hayatta, şıklığın temsilcisi Harbiye semtinde, gitar çalmakta ve ona göre batıyı temsil eden köpeklerdedir. İşte bu nedenle Şinasi'den kaçmak istemektedir. 

İşte Fatih Harbiye o yıllarda da aynı çelişkilere düşmüş bir genç kızın bence hazin hikayesi. Mutluluğun sadece parada, yada batıda olduğunu sanan , ışıltılı, cıvıl cıvıl Beyoğlu' na kanan Neriman' ın bunalımları ve Şinasi' nin Neriman' ı tüm bunlardan kurtarmak istemesi ama ne yapacağını bilememesi..

Ana karaketer her şeyden etkilenmeye açık Neriman, Şinasi' den de etkilenmiş, nişanlanmış, Macit' ten de etkileniyor evden kaçmak istiyor. Romanda Macit , pek gözükmüyor aslında ama Neriman' ı çok etkilemesi nedeniyle önemli bir karakter. Batı meraklısı, zengin, ve çevresindeki herkesi kendinden aşağı gören bir 'Züppe'

Romanın belirleyicisi ise dayı kızlarının anlattığı Rum müzisyen öyküsü.....
80 yıl önce yazılmış, aslında bir dönem romanı olarak kalması gereken bir roman ülkemizde hala o kadar geçerli ki... Yıllarca haberlerde ünlü olmak için taşradan İstanbul'a kaçan kızları, yada İstanbul' un kenar mahallerinde popçu, futbolcu yada -artis- olma hayaliyle hayat düzenini bozanları okumadık mı? Son zamanlarda bu haberler azalsa da ne yazık ki sosyal medyada ünlülerin hep mutlu, hep şık, hep güzel olmaları pek çok gencin aklımı karıştırmıyor mu?

Romanda yazıldığı zamanın dili kullanıldığı için biraz zor okunuyor. Sayfa altında kelmeler açıklansa da bu biraz hızı düşürüyor. Ama kelime hazinemize yeni kelimler katmak çok keyifli..

Okuyun ..... 
Sevgiler

Kasım 15, 2017

Mecburiyet - Stefan Zweig

Tek Vazifem İnsan Olmak- Mecburiyet

Blogumu takip edenler artık Zweig hayranlığımı biliyorlar. Varlıklı bir ailenin çocuğu olarak başladığı yaşamını Nazi baskısı yüzünden terkedip, eşiyle birlikte intiharı seçmesi , Freud'un öğretilerine duyduğu ilgi sebebiyle yaptığı derin karakter analizleri , kısacık eselerine dünyayı sığdırması benim açımdan her yazdığı şeyi keyifle okunur kılıyor. Şu ana kadar okuduğum her eserinden pek çok şey öğrendim ve çok etkilendim. Mecburiyet hafta sonu aldığım kitaplardandı, 50 sayfalık bu romanı bir kaç saatte okudum.




Ressam Ferdinand, savaşa gitmemek için eşi ile birlikte İsviçre' ye kaçmıştır. Savaşın , öldürmenin insanlık dışı olduğuna inanmaktadır. İsviçre manzarasında yaptığı resimlerle, köpeğiyle ve çok sevdiği karısı Paula ile arada huzursuzluk duysa da mutlu yaşamaktadır, Ama bir gün huzursuzlukları gerçeğe döner; postacı o kağıdı getirir. Savaşa çağrılmaktadır. Bir tarafı kaçmak isterken bir tarafı gitmesi gerektiğini düşünmektedir. Karısı ise kesinlikle gitmesine karşıdır. 

2/3 günlük bir süreci anlatan bir roman bu, mektubun gelmesinden Ferdinand'ın verdiği karara kadar geçen süre...  Okurken karar ne olacak diye hep heyecan içinde okudum. 

İsviçre'de vatanından ayrı kaçak ama özgür olmak yada ülkesi için , yirmi milyon insanın çılgınlığına kapılıp, can almak yada vermek... Bu çelişki , Ferdinand ı çıldırma noktasına kadar getiriyor. Uyuyamıyor, yiyemiyor, soğuk terler döküyor.  Kendisi için yaşamak isterken; bir an durup düşünüyor ve bunun büyük bir suç olduğu sonucuna varıyor. Kendi iradesi kaçmasını söylerken, devletinin iradesinden korkuyor. 

Dünyada hala savaşlar sürerken, güncelliğini koruyan bir roman Mecburiyet.. Kararına katılıp, katılmadığımı söylemeyeyim ama beklediğim son bu değildi sanki, şaşırdım...

Zweig yazmış, sırf bu yüzden bile okunur... Okuyun derim ben
Sevgiler
Sevim



Kasım 14, 2017

Babaya Mektup - Franz Kafka

Çocuk Olmak Zor Ya Anne Baba Olmak


Köpek ve kedi anneliğimi saymazsak, anne değilim ben. Çocuk yetiştirmiyorum ve bunun zorluğunu ve  keyfini yaşamıyorum. Ama hemen hemen tüm arkadaşlarım çocuk sahibi oldukları için onların yaşadığı bu sürece sık sık dahil oluyorum. Bence hata olan yada desteklediğim davranışlarını onlarla pek çok sefer ben de yaşıyorum. Sık sık bu konudaki makaleleri okuyor, eğitim uzmanlarını dinliyorum. Anne olmak , baba olmak kolay değil; yani bunu doğru yapabilmek kolay değil aslında. Biraz bunları düşündüren bir kitap var elimde Babaya Mektup...

Franz Kafka , çağımızın en büyük yazarlarından. Dava ve Dönüşüm ismi ilk akla gelen romanları. Ben farklı bir kitabını seçtim Pazar günü. 57 sayfalık Babaya Mektup, babası Hermann Kafka' ya yazdığı ama hiç göndermediği bir mektubu aslında...

Pek çoğumuzun yok mu böyle mektupları, notları sahibine hiç ulaşmamış içimizi döktüğümüz satırları... Belki de biraz da bu yüzden seçtim bilemiyorum iç hesaplaşmaları okumayı, anılarda gezinmeyi seviyorum galiba...




Eğer Max Brod olmasaydı, Kafka' nın diğer eserleri gibi bunu da okuyamayacaktık. Çünkü ağır hastalığı zamanında yazdığı herşeyi en yakın dostuna , ölümünden sonra yakılması amacıyla teslim etmişti Kafka. Ama bu dost hiç birini yakmaya kıyamamış ve yayınevine vererek bugünlere ulaşmasını sağlamış. İyi ki de bunu yapmış da biz bu eserleri okuyabiliyoruz.

Babaya Mektup 'ta  3 kız kardeşi Ottla, Elli ve Valli ile olan ilişkileriyle birlikte babası ile arasında olan uçurumu anlatıyor Kafka... Babasına sesleniyor, onun hakkında neler düşündüğünü anlatıyor. Babasını bazen suçluyor, bazen kendisinde hata arıyor. Baskılardan , babasının sertliğinden , elemanlara davranışının kötülüğünden o kadar bıkıyor ki, bu kendini ezilmiş hissetmesini sağlıyor. Ama mektubu yazmasının en temel nedeni 36 yaşında evlenmeye karar verdiğinde babasının bu evliliğe karşı çıkması... 

Kişiliğimizi oluşturan ailelerimizle , çocukluktan itibaren yaşadıklarımız. O yüzden anne baba olan herkesin  okuması gereken bir kitap bu. Bizim doğru sandıklarımız. Çocuklarımızın dünyasını paramparça edebiliyor ve biz bunu anlayamayabiliyoruz.

Kafka'nın acıları, sancıları kendimizi sorgulatacak eminim . Ben okurken gerçekten keyif aldım. O yüzden gönül rahatlığıyla okumanızı tavsiye ederim Klasiklere başlangıç için iyi bir seçim olabilir.


Sevgiler
Sevim

Kasım 10, 2017

İlk Öğretmenim - Cengiz Aytmatov

Öğrenmeye İnanmak

Kısacık sıcacık bir roman okudum yine. Sevdiğim ustaları okurken, zaman duruyor benim için, romanın içinde kaybolup tam da bahsi geçen yerlere gidiyorum. O topraklarda dolaşıyorum, onlarla aynı havayı soluyorum adeta. Bu sımsıcak öyküde de 1924 yılına yolculuk yaptım. Fakirlik ve cehalet içindeki Rusya topraklarına gittim.

Kırgız yazar Cengiz Aytmatov, babasının kurşuna dizilmesine şahitlik etmiş, tarlalarda çalışmış, Lenin Edebiyat ödülünü kazanan en genç yazar olmuştur. Aragon gibi bir dev usta dahi Aytmatov'un romanlarından Cemile için dünyanın en güzel aşk hikayesi demiş... İşte böyle bir ustanın keyifli , insanın içe işleyen hikayesi İlk Öğretmenim...

Pek çoğumuz için çok önemlidir ilkokul öğretmenimiz, benim zamanımda okuma fişleriyle, o kara tahtada beyaz tebeşirle öğretilirdi okuma yazma... Tek başıma ilk okuduğum kelime hala hafızamda benim ' masallar ' 




Bu romanda da öğretmen Duyşen var, fakirlik ve cehalet içinde kaybolmuş halka eğitimle , öğretimle gelişilebileceğini anlatan. Küçücük çocukları karlı kış günlerinde tepedeki okula sırtında kucağında taşıyan. Onlara özgürlük, gelişme, hak adalet gibi kavramları anlatan. Ve birde Altınay var... İlk öğretmenine aşık olmuş genç bir kız henüz 15 yaşında. Anne babası ölmüş, amcasının yanına sığınmış. Okumaya meraklı, öğrenmeye hevesli ve bu uğurda herşeyi göze alacak kadar kararlı, azimli. Öğrenmeye aşık... Yıllar sonra ünlü bir bilim kadını olduğuda köyüne döndüğünde bile aklında Duyşen' in o güzel hatırası var. 

Romanı zaten Altınay Süleymanova' nın ünlü bir ressama yazdığı mektup oluşturuyor. Altınay anılarını anlatıyor heyecan, üzüntü, bazem keder ama bence en önemlisi başarmanın gururyla...

Bence özellikle gençlerin okuması gereken romanlardan biri. Ellerinde ki bu güzel imkanlara rağmen okula gitmeye bile üşenen o kadar büyük bir kesim var ki... Ama tek bir gerçek var ; hayatı sadece eğitim güzel kılacak.

Mutlaka okuyun İlk Öğretmenim i ... Altınay' ın yanında olmak için okuyun, iyi ki Duyşen gibiler var demek için okuyun. Okuyun...
Sevgiler


Kasım 08, 2017

Selvi Boylum Al Yazmalım - Cengiz Aytmatov

Sevgi Neydi Sevgi Emekti

Bu cümleyi okuyan herkesin gözünün önüne Türkan Şoray, Kadir İnanır ve Ahmet Mekin gelmiştir. Yani Asya, İlyas ve Cemşit. Selvi Boylum Al Yazmalım...Türk sinemasının baş yapıtlarından biri . Cahit Berkay' ın enfes müzikleri ve o kırmızı kamyon hafızlarımızdan hiç silinmez. Cengiz Aytmatov' un muhteşem eserini bu duygularla okudum. 140 sayfalık bu roman ezberimizde olan filmle daha da keyifli hale geldi.





Cengiz Aytmatov' un tarzı yine çok baskın romanda. Ükesini, doğasını bu kadar seven yazar çok az  bulunur, Her okuduğum romanından sonra Issık Göl kıyılarında gezmek isterdim. Bu defa da o sarp yollarda dolanmayı,  Kırgız halkını tanımayı,  kar yağışının sesini duymak istedim.

Romanı çok anlatmamın anlamı yok sanırım. Hepimiz biliyoruz kamyoncu İlyas' ın ilk görüşte al yazmalı Asya' ya aşık olduğunu. Romanda Asya adı Asel olarak geçiyor. Tam başkasıyka evlenecekken Asel İlyas'la kaçıp evleniyorlar ve Samet doğuyor.  Ve tam Samet emeklemeye başlarken aldatıyor Asel'i... 

Dayanamıyor Asel... Kaçıyor gidiyor ve yolda dünyalar iyisi yol bakım ustası Baytemir'e rastlıyor. Filmdeki adıyla Cemşit'e ...Cemşit emek veriyor, hem Asel'e hem Samet' e...Aklında ya bir gün Samet' in babası gelirse sorusuyla... Ve bir gün yolda kaza yapmış o kamyona rastlıyor, bilmeden evine götürüyor İlyas'ı...

Ama filmin sonunda Türkan Şoray o güzel gözleriyle hafızalardan hiç silinmeyen o cümleyi söylüyor 
Sevgi neydi? Sevgi iyilikti , sevgi dostluktu, sevgi emekti....





Filmi izlediniz biliyorum ama Aytmatov kalemi için okuyun. Hem bu  büyük ustayı tanıyın hem tam 40 yıldır unutulamayan filmin kitabıyla o sıcaklığı hissedin....

Emek verdiğiniz, size emek verilen sevgileriniz olsun

Beş Sevim Apartmanı - Mine Söğüt

Akşam Bir Rüya Gördüm Bazı yazarlara geç rastladığım için üzgünüm. İsmini çok iyi bilmeme, gazeteci kimliğiyle tanımama rağmen romanlarını...