Ekim 14, 2019

Nü Peride - Hakan Akdoğan

Bugünün İçindeki Geçmiş - Nü Peride


Blogumu düzenli okuyanlar için şaşırtıcı oldu biliyorum , Çağdaş Türk Edebiyatına mesafeli olan bir okurum bu mesafeyi yavaş yavaş kapatmam gerektiği için seçimimi Bursa'da yaşayan ve pek çok yazarlık atölyesinde hocalık yapan Hakan Akdoğan'ın ilk kitabından yana kullandım. Nü Peride ile Yunus Nadi Roman Ödülünü almış Hakan Akdoğan.  Bir yazarın ilk romanı ile böyle bir ödül alması bence çok önemli ve çok güzel.



Nü Peride; bugün ve geçmiş arasında köprüler kuran bir hikaye... Bir erkek anlatmaya başlıyor önce karşısındaki kadına olan aşkını, hemde çocukluğundan beri devam eden aşkını... Evet anlatıcı Beril'e aşık ,çok aşık ama içinde acının da , öfkenin de olduğu bir aşk bu...
Sonra geçmişte bir hikayeye gidiyoruz anlatıcı ve Beril'le birlikte, bu hikaye de ise ressam Halil var, onun tek arkadaşı Ermeni Ante var ve Peride var. Geçmişteki bu hikaye bir köprüyle günümüze bağlanıyor yine Nevtan ve Beril'e oradan da anlatıcımız Necati' ye...

Dün öğleden sonra başladığım 100 sayfalık eseri gece yatarken bitirmiştim. Heyecan, stres, merak içinde okudum. Beni bu kadar etkileyeceğini bilsem çok daha önce okurdum, geç kaldığım için pişman oldum Nü Peride'ye...

İnsan ruhunun ne kadar derin olduğunu, o dehlizlerde nelerin saklanabileceğini, aşkın, öfkenin, acının harman olabileceğini anlatan, elinize alinca bırakamayacağınız bir roman

Okuyun bence
Sevim



Ekim 02, 2019

Askımız Eski Bir Roman - Ahmet Ümit

Başkomser Nevzat ve Üç Olay- Aşkımız Eski Bir Roman


Az okuyan ülkemizde neyse ki çok okunan yazarlar var, Ahmet Ümit bunların en başında gelenlerden. Kitapları çok baskı yapıyor, imza günleri dolup taşıyor. Seviniyorum gerçekten, ellerinde kitap olan insanları görünce çok seviniyorum. Benim gibi Türk Edebiyatına uzak duran bir okuru bile cezbetmiş yazarlardan Ahmet Ümit. Seviyorum tarzını, polisiye anlamda Nevzat'ı Ali ve Zeynep'i ve hatta Evgenia'yı da seviyorum. Tatavla'da onlarla rakı içemeyi de... Ama en çok Ahmet Ümit'in derin araştırmalar yapıp verdiği tarihi bilgileri okumayı seviyorum. İstanbul sokaklarını Nevzat'ın verdiği bilgiler ile gezmek çözdükleri cinayetten daha çok ilgimi çekiyor.





Hevesle bekliyordum bir çok okur gibi ben de Aşkımız Eski Bir Roman'ı .  Roman bekliyordum, elime alınca ağırlığını hissedeceğim en az beş yüz sayfalık ve sayfalarında kaybolacağım ama öyle değilmiş üç polisiye öykünün yer aldığı bir kitapmış , hayal kırıklığı ile başladığımı itiraf etmeliyim kitaba bu yüzden.

Kitaba adını veren Aşkımız Eski Bir Roman, Overlokçu Kız ve Sergey Nikolayeviç Jerovski'ye Ne Oldu adlı 3 polisiye öyküden oluşuyor kitabımız. Nevzat ve ekibi kendilerine ait tekniklerle yine katillerin peşine düştüyorlar. Arada Tatavla'da soluklanıp, aşk üzerine sohbetler ediyorlar. Ama Ahmet Ümit'in iyi okurlarından bir olan bana bunlar yetmedi ne yazık ki. Dediğim gibi ben cinayetten çok o derin araştırmaları o güzel bilgileri seven biriyim. Malumatfuruş Nevzat'ı seviyorum en çok...

Polisiye kısmı için Ahmet Ümit okuyanlar, diğer romanlarındaki tarihi bilgilerle dolu kısımları daha az beğenenler  muhakkak çok seveceklerdir. Yüz sayfada çözülen cinayetler, insanların ne kolay cinayet işleyebildiğini ama illa hata yaptıklarını görmek ve tabiki Başkomser Nevzat'ın hem babacan hem o sert amir tavrı için okunur. Hazır havalar da soğumuş, yağmurlar başlamışken polisiye okumak için  iyi bir fırsat bence ..

Sevgiler
Sevim


Eylül 25, 2019

Mildred Pierce- James Cain

Bir Anne - Mildred Pierce


Sizde benim gini James Cain adına yabancıysanız "Postacı Kapıyı İki Kere Çalar" demek istiyorum. Böylece hepinize yazarın kim olduğunu hatırlatabilirim sanırım.  Ben çok ünlü ve önemli bir eser olmasına hatta daha önce filmi yakın zamanlarda da Kate Winslet'in baş rolünde olduğu dizisi olmasına rağmen Mildred Pierce romanını hiç duymamıştım. Kitaplar sebebiyle tanıştığımız Ayla bana kitabı hediye edinceye kadar...





Mildred Pierce romana adını veren  baş karakterimiz , genç bir kadın. Evli ve iki kız çocuğu annesi Mildred eşi Bert'in  kendisini aldattığından emin olunca, çalışmayan boş hayaller kuran ve ev ipoteği sebebiyle de bir sürü borcu olan Bert'i evden kovar ve borçlar ve kızlarla başbaşa kalır.

İşte o andan sonra ayakta kalma savaşı başlar, çalışmak, para kazanmak, kızlara iyi bakmak ister bir yandan, bir yandan da aşık olmak mutlu olmak.  
-Arka kapağında da  yazdığı için spolier olmaz sanırım- kızlardan biri ölünce hayata daha fazla sarılır, geride kalan problemli kızı Veda için. Hayat ona hiç aklına gelmeyecek şeyler yaşatır Veda sayesinde...

Çok sevdim gerçekten Mildred Pierce 'i... 1930 lar Amerikası'nda, ekonomik buhranda yaşanan şeyler aradan geçen seksen yılda neredeyse hiç değişmeden bugün de ülkemizde yaşanabilir. Şimdiki gençlik çok farklı faklı diyoruz ya kendi aramızda konuşurken, sanırım değilmiş okurken anlayacaksınız ki o yaşlarda da sorunlu ergenler ailelerine çok zorlu hayatlar yaşatabiliyormuş.

İnanılmaz güzel bir çevirisi olan Mildred Pierce'i kadınların mutlaka okuması gerek diye düşünüyorum.


Sevgiler
Sevim


Eylül 20, 2019

Peri Gazozu - Ercan Kesal

Hatıralar- Peri Gazozu


Benim gibi Türk Edebiyatı az okuyan biri olarak - kabul ediyorum doğru bir davranış değil - Ercan Kesal çok iyi bir seçim oldu. Çünkü Peri Gazozu bir roman değil, kısa kısa anılar derlemesi. Çok içten, çok sıcak ve çok gerçek. Kitaplığından bana bu kitabı hediye eden, kitap dostum Tayfun'a da  çok teşekkür ediyorum beni yazarla tanıştırdığı için...







 Kitap ile ilgili yorumlara bakarken bir yorumda kitabın isminin kitap ile ilgisi yok demiş ama bence çok yanılıyor tam da yerini bulmuş isim. Ercan Kesal'ın babası gazoz imalatçısı Avonos'ta ve gazozların ismi de Peri Gazozu, anıların olduğu bu kitaba, anılarda en çok yer kaplayan o gazozun isminin verilmesini çok doğru buldum ben.

Kronolojik bir sıralama yapmadan, aklına gelen bir kelimeden farklı zamanlarda yaşadığı olayları karşımızda oturmuş bize anlatır gibi anlatmış oldukça akıcı bir dille. 

Ben anı kitaplarını çok severim, insanların neler yaşadığını bugününe gelebilmek için nerelerden geçtiğini okumak her zaman heyecanlandırır beni, Peri Gazoz da tam olarak böyle yaptı. Oldukça fakir geçen çocukluk zamanları, ilk gençliği,  68 kuşağında yaşananlar, daha sonra 80 ler Türkiyesi... Hepsi çok özel anılar. 

Anı kitaplarını okurken pek çok zaman anlatıcıya katılmam kızarım neden böyle yapmış ki diye düşünürüm, bu kitap içinde aynı şeyler geçerli, Ercan Kesal ile ayrı düştüğüm noktalar oldu ama pek çok sayfayı gözlerim dolu okuduğumu söylemeliyim.

Türk Edebiyatındaki cehaletim Türk diziler için de devam ettiği için bilmiyordum, Ercan Kesal aynı zamanda senarist ve oyuncuymuş, dizi severler benden çok daha iyi tanıyordur eminim...


Eylül 18, 2019

Aşk ve Öbür Cinler - Gabriel Garcia Marquez

Bir Efsane - Aşk ve Öbür Cinler


 Marquez' in keşfi büyülü gerçekçilik, yani okurken her şey gerçek gibi ama sakin kafayla oturup düşününce hiçbiri gerçek değil, olağan dışı. Bu tarzı okurken hiç bir zaman "yok artık bu kadar da olmaz" demiyorsunuz ama bitince aklınızdan "ya nasıl hayal etmiş bu kadar şeyi yazar" mutlaka diyorsunuz. söyledim ya bu tarzın öncüsü Marquez ben keyifle okuyanlardanım kendisini.
E-kitaplara göz atarken hadi dedim büyülenme vakti.



Aşk ve Öbür Cinler; yazarın dediğine göre bir efsaneden ve 1949 yılında yaşadığı bir mezarlık taşınma olayına tanıklıktan doğmuş,kitabın sunuş kısmında yazıyor bu, kitabı okumayanlara en büyük tavsiyem sunuş kısmını benim gibi kitap bittikten sonra okuyun mutlaka

Maria'nın öyküsü bu, on iki yaşındaki o güzel kızın. Maria artık gücünü ve parasını kaybetmiş bir Marki ile, onun sevgisiz karısının kızı.  Uzun süre onu büyüten evin kahyası, evlenene kadar saçını kesmeme adağı adamış, kahyanın ölümüne kadar da bütün yerli dillerini konuşmayı öğretmiş Maria'ya.
Arkadaşları hizmetçiler ve köleler olmuş hep, anne babası onunla hiç ilgilenmemiş ta ki, bir köpek tarafından ısırılıncaya ve köpeğin ısırdığı diğer kişiler kuduzdan ölünceye kadar. 

O günlerde ki tarih aşağı yukarı 1730 lar kuduzdan ölmek en aşağılayıcı şeylerden biri olarak kabul ediliyormuş, işte babası olan Marki doktorla görüşse de kilisenin ruhundaki etkisi nedeniyle "içine cin kaçmış olan" ve kızını manastıra kapatmaya karar verir. Kilisede yasak aşkla tanışıyor ,  rahip Delaura ile olan aşkı kiliseyle savaşa giriyor...

Kilisenin bağnazlığını, baskısını, aşkı, cehaleti, sevgiyi , bilimi herşeyi birleştirmiş  Marquez... 

Okuyun pişman olmazsınız
Sevim

Eylül 14, 2019

MİM

KİTAP MİM


Biliyorum ben geç kaldım ama herkesten sonra yapınca bir hatırlatma daha oluyor belki yapmayan kalmıştır onlarda yapar diye... 

Kitap bana ne kattı ?

En önemlisi kelime dağarcığı tabiki bu net elle tutulabilir bir katkı ama bunun dışında kattığı o duygusal doluluk hissi bambaşka, hayal edebilmek, açılmış bir ufuk ve başka açılardan da bakabilme becerisi bence

Kitap arkadaş mıdır?

Evet hemde sadece verici.. Hiç bir karşılığı olmadan veren bir el bence kitaplar

Neden kitap okuyorum ?

Okumamak gibi bir alternatif bilmediğim için olabilir. Hep okudum ben ve hep okuyacağım

Ne sıklıkla okuyorum ?

Her gün ortalama yüz sayfaya yakın okurum. Özellikle sabahları zihin daha açıkken :)

Hangi tür okuyorum ?

Ben roman okuyucusuyum. Yüzde doksanlar civarı yabancı yazar okuyorum. Ağırlıklı olarak klasikler, Dostoyevski, Dickens, Hugo ve diğerleri modern klasikler diyeceğimiz kitaplar Zweig, Necip Mahfuz gibi Günümüz  Amerikan edebiyatında Auster aşığıyım son zamanlarda buna Picoult'ta eklendi. Yerli yazarlarda ilk tercihim kesinlikle Ahmet Ümit.... Mine Söğüt ve Zülfü Livaneli de sevdiği yerli yazarlar

Kitap yazmayı düşünür müyüm ?

Çok zor bir iş o, sanmam yapabileğimi

Kitapları ciltler miyim ?

Yoo... Neden böyle bir şey için para ve zaman harcayayım ki ? Ona harcayacağım parayla yeni kitap alırım. Ktabın dışı değil içi önemli benim için. Kapaksız bir kitap bile olabilir hiç önemli değil

Gezi kitapları ?

Bu konuda artık sosyal medya bloglar daha etkin sanırım , okumuyorum 

Kitabı kapağına göre seçer miyim ? 

Bloguma göz atmış olanlar bu sorunun cevabını bilirler zaten ama hadi cevap vereyim ASLA


Eylül 09, 2019

Japon Sevgili - İsabel Allende

Aşk Daima - Japon Sevgili


Büyülü gerçekçiliğin kraliçesinden yine büyüleyici bir roman okudum. Geçmişle günümüz arasında gidip gelen bir roman Japon Sevgili. Bu defa tarzının dışında yazmış yazar. Okurken gerçek hayat hikayesi olduğunu düşündüğüm sayfalar arasında bir yazar Turkiye'den Yunanistan'a, Polonya'dan Fransa'ya ve yaşananlara nasıl vakıf olabilir acaba diye düşündüm.







İrina'nın bir yaşlı bakım evinde çalışmasıyla başlıyor roman. Genellikle orta düzeyde gelire sahip olanları kaldığı Lark House bakım evinde diğerlerinden farklı gözüken bir kadın vardır. Alma Belsaco.. Zengin, asil ve on sekiz yaşındaki kedisi ile yaşayan Alma, İrina'ya mesai saatleri dışında kendisine yardımcı olması için iş teklif eder.

Bu yardım sayesinde İrina,  Alma'nın geçmişine yolculuk yapar. Sekiz yaşında Nazi işgalinden kaçarak geldiği Amerika'da daha sekiz yaşındayken tanıdığı İchimei 'ye yetmiş yıldan fazla süre aşık olarak kalan Alma'nın, ailesinin İrina'nın muhteşem harmanlanmış hikayesi Japon Sevgili...

Okurken, aşk nedir ? evlilik nedir ? aile bağları nasıldır ? sorularına cevap ararken buldum kendimi hep..

Çok keyifle okudum ben. Peru'lu bir yazarın Amerikan hayatını bu kadar güzel anlatması, bir kadının aşkını kendisi yaşamış gibi hissettirmesi hepsi çok güzeldi.
İçtenlikle tavsiye ederim
Sevgiler
Sevim

Eylül 03, 2019

Kitap Uyarlamaları


Kitap Uyarlamaları


Menemen soğanlı mu olur / Soğansız mı ? tartışmasına dönmez ama bugün bende bir tartışma konusu açmak istiyorum. Kendi aramızda konuşalım istiyorum.Kitaplardan uyarlanan diziler yada filmler nasıl olmalı ? Karakterler aynı yazıldığı gibi mi olmalı ? yada sonu aynı kitap gibi mi bitmeli ? 
Önce ben fikrimi yazayım sizlere yorumlarınız ile bakalım komşular neler düşünüyoruz bu konuda .

Öncelikle üst üste okuduğum iki ayrı romanın, sinema uyarlamalarını izleyince aklıma takıldı bu konu onu belirteyim.

Ben bu konuda klasik düşünüyorum sanırım, romandaki karakter iyi, naif, kılıbık,sessiz, yalancı, düzenbaz, asi her nasılsa yani yazar onu nasıl hayal ettiyse ekranda da öyle izlemek istiyorum ben, çünkü romanı okurken gözümde canlanan bir karakter var onun duruşu davranışları var, romanı kapatıp ekrana baktığımda karakter öyle değilse rahatsız oluyorum. Kendimi hüsrana uğramış hissediyorum, hayallerim yıkılıyor sanırım :)

  Charles Dickens 'dan Büyük Umutlar okuduğumda Joe enişteye hayran oldum, ne kadar kibar, zarif, sıcak bir karakterdi . Roman boyunca en çok onu sevdim. Daha sonra BBC dizi uyarlamasını istedim, orada ise Joe son derece sert ve önemsiz bir karakter olarak yansıtılmıştı. Senaristler neden Dickens'tan farklı bir iş yapmış anlatamadım doğrusu..

Yine farklı karakter tavrı Jodi Picoult'tan Kız Kardeşim İçin romanın sinema uyarlamasında vardı. Kitapta erkek kardeş uyuşturucu bağımlısı, asi , ailede hiç bir işe yaramaz olarak çizilmişken, film de son derece sevecen biri olmuştu.

Yine aynı filmin sonu kitaptan tamamen farklı olarak uyarlanmış, şimdi izlemeyen yada okumayanlar için spolier olmasın yazmayayım ama bütün kitabı çöpe atmış diyebilirim neredeyse...

Çok net bir örnek olacak ama ben Aşk-ı Memnu dizisinde Bihter kendini vurmayıp Adnan'la mutlu mutlu yaşasa, Nihal ile Behlül de evlense yada Behlül Bihter'le kaçıp gitse rahatsız olurdum. Çünkü Halid Ziya romana bir son yazmış, günümüze uyarlanırken Behlül tabi ki spor araba kullanmalı fayton yerine ama sonunda da o mezarın başında ağlamalı..

Evet hem kitap sever hem sinema sever dostlarım komşularım siz bu satırları okurken ben muhtemelen güneşleniyor olacağım ama yorumlarınızı mutlaka bekliyorum.

Sevgiler..

Ağustos 30, 2019

Ağustos 28, 2019

MİM


MİM 


Bu ara blog dünyası hareketlendi yine, mimler çoğaldı. Sıra ile yapayım diyorum ben de .. Yavaş yavaş yayınlarım. ilk mim çok yeni bir mahalle komşumuzdan 
Can'dan . Can'ın yazdıklarını okuyup takibe alırsanız uzun soluklu bir komşumuz olur. Ne de güzel olur... Şimdi gelelim benim cevaplarıma

Yaş olmuş 60-65 nerede yaşamak isterim ?

Benim de tek bir yer yok yaşamak istediğim. Bursa'dan gidiyorsam eğer yılın dokuz/on ayını Bodrum'da geçirmek isterim. Ama yılın en sıcak ve Bodrum'un en hareketli zamanında Temmuz Ağustos arasını Rize tarafında bir yaylada geçirmek hiç fena olmaz. Böylece size gelip kalalım diyen misafirlerin de önü kesilmiş olur :)))

Hedefim ?

Şimdi efendim kırklı yaşlara gelince hedef kavramı biraz sapıyor. Huzurlu olayımi,mutlu olayım yeter diyorsun. Biraz daha gezeyim, yeni yerler göreyim gibi istekler oluyor insanda daha çok.. Bir de hayvanlara yardım edebileyim hep en büyük isteğim

Blogger ile nasıl tanıştım ?

Özel bir şey olmadı gerçekten, bir sayfa açayım okuduğum kitapları anlatayım dedim ,o zamandan beri de yazıyorum işte

Büyük başarım ?

İş hayatımda vardır pek çok şey ama onları önemsemiyorum , ama sokakta arabanın motorunda bulduğum kedimin şimdi neredeyse Garfield boyutlarında evde yatağımı paylaşması çok güzel bir duygu mesela

Boş vakitlerimde ?

Kitap okumak benim için boş vakit aktivitesi değil, hayati bir zorunluluk gibi o nedenle onu saymıyorum ama yürürüm amaçsızca bir de kaneviçe işler yapıyorum rahatlıyorum...

Özlemişim mimleri.....




Ağustos 27, 2019

Hikayeci - Jodi Picoult

Ninem İçin -Hikayeci


Nasıl bir kitap okudum  ? Tek bir kelime ile anlatabilirim. 'Harikulade' Başka hiç bir kelime Hikayeci yi anlatamaz. Şu an satışı olmayan kitabı bana kütüphanesinden gönderen Derya'ya çok teşekkür ediyorum. 2. Dünya savasında Nazi zulmünün en iyi anlatıldığı romanlardan biri sanırım.

Jodi Picolut'un alışıldık polisiye tarzı, mahkemeler, savunma yapan avukatlar bu romanda yok , onun yerine tarihin içine gömülen suç ve suçlular var.






Hikayeci , kayıpların konuşulduğu bir terapi grubu ile başlıyor. Sage ve Josef bu grubun katılımcıları, Sage yirmilerinde Josef ise doksanlarında, her ikisininde kaybı var. Sage kaybının açıkça annesi olduğunu söylerken, Josef hiç konuşmadan katılıyor gruba. Bir gün samimi oluyorlar ve işte roman buradan sonra başlıyor Josef'in sırlarını anlatmasından itibaren.

Josef; 2. Dünya Savası sırasında bir Nazi subayı olduğunu, çok kötülükler yaptığını , ölümü hakkettiğini ama ölemediğini söylüyor ve Sage'den kendini öldürmesini istiyor. Sage hiç bir dine inanmadığını söylese de , ailesi Musevi ve ninesi Auswicth kampından kurtulanlardan. 

Bu itirafın ardından Hikayeci ye FBI avukatı Leo, nine Minka ve onun anıları da dahil oluyor ve beş yüz kırk sayfalık muhteşem bir eser ortaya çıkıyor.

Picoult okuyanlar bilirler ki, sürpriz bir son olabilir  romanı bu düşünce ile okudum hep, kafamda hep farklı farklı senaryolar türettim. Kapağını kapattığım zaman da kalbim hem acıyla doldu hem de sevindim. 

Sahaflarda bulabilirseniz mutlaka okuyun .

Sevgiler
Sevim

Beş Sevim Apartmanı - Mine Söğüt

Akşam Bir Rüya Gördüm Bazı yazarlara geç rastladığım için üzgünüm. İsmini çok iyi bilmeme, gazeteci kimliğiyle tanımama rağmen romanlarını...