Şubat 19, 2019

Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat- Şemsettin Sami

Karasevda- Taaşuk-ı Talat ve Fitnat


Türkçeleştirilmiş adıyla Talat ve Fitnat'ın aşkı- hala tartışmalara açık olsa da- edebiyatımızdaki ilk roman olarak bilinmektedir. Ve fasiküller halinde satışa sunulmuştur. Üstelik bu satış Kasım 1872 den Haziran 1873 e kadar sürmüştür. Yani yayımlanması bile yedi ay süren bu eser 1873 te tek bir kitap olarak da yayımlanmıştır. 

Yüz kırk altı yıl önce dile kolay bakın yüz kırk altı yıl diyorum Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat'ı  yazan Şemsettin Sami'nin önünde saygıyla eğiliyorum. Bu yıl okuduğumda komik , eğlenceli gelen bir cümlenin o yıllardaki anlamını düşününce sarsılmadım değil doğrusu.




Romanda Talat ile Fitnat'ın kara hatta kapkara sevdası dönem yaşayışı içinde anlatılıyor. Bir kalemde memur olan annesinin biricik oğlu Talat; bir gün tütün almak için girdiği dükkanın cumbasında güzeller güzeli bir kız görür. Fitnat tütüncünün üvey kızıdır ve on beş yaşına kadar daha evden dışarı çıkmamıştır. İki genç camdan sokaktan bakışarak aşık olurlar. 

Bu dertle sararıp solan Talat'ın annesi oğlunun sağlığından endişe ederken kendi evlenme hikayesini anlatır dadıya. Başka bir adamla evlendirilmek üzereyken , ilk mektepten beri sevdiği biri olduğunu babasına anlatıp, başkasına verirlerse canına kıyacağını söylemiştir. Ve bu etkili olmuş sevdiğine kavuşmuştur. Bu yüzden çok kıymetli oğlu da birini sevmeden onu evlendirmeyecektir.

Günümüzden bu kadar uzun yıllar önce kızların okuma yazma öğrenmesini destekleyen, babası yaşında adamlar ile evlendirlmesine karşı çıkan, evliliğin sevgi ile olabileceğini yazan Şemsettin Sami çok cesur çok yürekli bir yazarmış. 

Ayrıca çok önemli bir bilgi daha paylaşayım Şemsettin Sami ; Ali Sami Yen'in babasıdır.

Türk Edebiyatının ilk romanı olması şerefine bile okunmaya değer bir eser Taaşuk-ı Talat ve Fitnat


Sevgiler
Sevim

Şubat 16, 2019

Meydan Mı Okunuyor

Ah Bu Listeler


Şimdi ben öyle acayip bir meydan okuyucu değilim  , ara ara ses çıkartıyorum çünkü bazı maddelerde susmam imkansız mutlaka konuşmalıyım diyorum, mahalleliye fikrimi beyan etmeliyim. Bu gün 10 maddelik kafamıza göre liste yapıyormuşuz ayy hangi konuda yapsam o kadar çok listem var ki, okunacak kitaplar, gidilecek oyunlar, gezilecek yerler, denenecek aktiviteler, sevdiğim yemekler, yakışıklı erkekler, güzel kadınlae say say bitmez ki onar maddelik on liste olur valla düşünsem :)

Neyse ben madem yay burcuyum iflah olmaz gezme meraklısıyım, gezme konusuna dair bir liste yapayım dedim bazısına bir kere gördüm ama yetmez ölmeden bir daha gitmeliyim diyorum bazısı ise ölmeden önce görülmesi gerekenler listemde 

Başlıyorum saymaya


1- Paris ; 2015 Mayıs'ta gittim dört gün kaldım ama yetmedi bir on dört gün daha gitmek istiyorum. On dört te yetmez bana biliyorum. Çok güzel şehir çok PS: Aşıklar şehri olduğu yalan bunu bilin :)

2- Stockholm; Hep diyorum ben yaz insanıyım, karla kışla işim olmaz diye ama bu soğuk memleketi görmek çok istiyorum. Kalın giyinir gezerim naapalım diyorum. Şu renkli renkli evlerin önünde benim de bir fotoğrafım olmasın mı ama

3- Londra ; İşte benim yaz ruhuma ters bir şehir daha , gri puslu, ama London Eye ve Big Ben 'i de bir dünya gözüyle göresim var , hem belki sokaklarda Sherlock ile karşılaşırım

4- Marakeş ;  Beni tanıyan herkesin tam sana göre mutlaka görmelisin dediği baharat kokulu şehir, gidip o oryantalistik havayı solumam lazım

5-Havana; O tarihi arabalar ve sokaklar , deniz kokusu ve herkesin eşit olduğu bir halk.. Beni çağıran yerlerden biri işte

6- Kudüs ;Bütün dinlerin ortak noktası Sanırım dünya din tarihinin  beşiği. Giden herkes harika dedi, hayallerimdeki şehirlerden

7-Kahtmandu ;Düşünün şimdi turunucu kıyafetimle bağdaş kurmuş oturuyorum ve ımmmhh diyip gözlerimi kapıyorum ayyy ne keyifli olurdu ya

8- Lizbon; Sırf Fado dinlemek için bile olsa gitmek istiyorum Portekizin bu güzek şehrine

9-Cartegena ;Karayiplerin kıyısında belki bir korsanla tanışır gemisine atlar gezerim ömür boyu. Marquez'in ülkesi burası büyülüdür bence :)

10-Johannesburg; Bütün aşılarımı olup gidebilirim , sokaklarda tek başıma gezmeye korkabilirim ama olsun

Umarım hepsini gezecek kadar vaktim ve param olur :)

Sevgiler


Şubat 14, 2019

Kehanet- Gecesi- Paul Auster

Sözler Geleceği Doğurur - Kehanet Gecesi


Yine mi Auster demeyin lütfen; yine Auster bütün kitapları bitene kadar Auster. Aslında 4321 okuyacağım ama kıyamıyorum, o son romanı okursam elimde bir şey kalmayacak diye karşıdan bakıyorum. Bu sebeple Kehanet Gecesi ni okudum bu sefer de. Yine tesadüfler hayata yön veriyor bu sefer tesadüflere sözler de eklenmiş. Söylediğiniz söz geleceğe dönüşür mü sorusu var romanda




Kehanet Gecesi; roman içinde yazılan romanda geçen başka bir romanın adı aslında. Böyle söyleyince tuhaf geliyor biliyorum ama kahramanımız yazar  Sidney Orr geçirdiği kazadan sonra yeni yeni ayağa kalkmaktadır.  Bir kaç yıl önce evlenmiş olduğu karısı Grace e hala çok aşıktır. Sid'in en yakın dostu ise yine bir yazar olan John Teause'dur.

Sid bir gün yürüyüş yaparken, Çinli bir kitapçıdan mavi bir defter alır ve yeni romanına başlar ; yazdığı roman evli bir editörün - Nick Bowen'in hayatıdır. Nick'e incelemesi için bir roman gelir işte bu romanın adıdır Kehanet Gecesi. Nick'in başına gelen bir takım garip olaylardan sonra bir odada kilitli kalmasına kadar yazar Sid romanı ama orada kalır. Çünkü karısı hamiledir ve bebeği istememektedir.

Yaşadığı garip olaylar, John ile yaptığı sohbetlerden sonra mavi defterine kendisi ve ailesi ile ilgili hikayeler de yazar ama korkar bir yandan da ya sözleri geleceği oluşturursa diye...

Şimdi ben ne kadar anlatırsam anlatayım kitapta geçen ufacık bir kelimenin bile pek çok sayfa sonra bir şekilde karşınıza çıkmasının yarattığı heyecanı anlatmam güç. Auster okuyanlar bu tadı bilirler, okumamış olanlar için ise gerçekten üzgünüm çok şey kaçırıyorlar.

Yalnız bu kitapta bir şey farklı kitap bitiyor ama kafanızdaki sorunlar bitmiyor, sonu gelse de gelmemiş oluyor. Ben kafamda bir sürü son yazdim mesela 

Ben her kitabını heyecanla okuyorum, hatta şimdi de bu kitabın sonuna çevirmen İlknur Özdemir'in yazarla yaptığı röportajı okuyacağım.

Sizi yoran iş hayatınızdan biraz olsun uzaklaşmak için akşamları bir kaç sayfa okuyun iyi gelecek.

Sevgiler
Sevim.

Şubat 12, 2019

Uzaktan Aşk- Amin Maalouf

Gözden Irak Olan - Uzaktan Aşk 


Yine harika bir kitap okudum ve yine büyülendim. Böyle bir edebi zekaya şapka çıkartmamak mümkün değil zaten. Uzaktan Aşk operasını madem izlemem mümkün değil en azından okuyayım dedim. Evet bu bir öykü, roman değil libretto. Kelime anlamı; bir operanın sözlerinin bulunduğu kitap demekmiş librettonun.

 Müziği hayal edemediğim için tiyatro metni okur gibi okudum , karakterleri içimden seslendirdim. Bu kısacık kitabı okuduğum bir kaç saatte çok mutlu oldum. 




Uzaktan Aşk ; beş bölümden oluşuyor - opera beş perde - Kitabın ilk sayfasında ortam, kişilerin nerede bulunduğu anlatılmış, sonu da baştan belli erkek kahramanımız ölüyor. Ama bu süreçte yaşadığı aşk ve yazdığı şiirler bize eşlik ediyor.

İlk perde de Fransa'da Akitanya'da bir şato da Gezgin ve Prens Jaufre arkadaşları ile konuşuyorlar. Jaufre hayallerinde ki aşkı anlatırken Gezgin o kadının hayal olmadığını karşı kıyıda Trablus'ta yaşadığını söylüyor.

İkinci perde de ; Gezgin Clémence ' in yanına gidip Prens Jaufré'nin aşkından bahsediyor. Bir anda güzeller güzeli Clémence de aşkla doluyor.

Üçüncü perde de ; Gezgin yeniden Fransa'ya dönüp Jaufré' ye olanları anlatıyor.

Dördüncü perde de ; Jaufré ve gezgin gemi ile yolculuğa çıkıp, Trablus'a gidiyorlar ama ne yazık ki  daha önce hiç böyle bir yolculuk yapmamış olan prens çok ağır hastalanıyor ve neredeyse ölüm döşeğinde varıyor sevdiği kadının yanına

Ve son perde de ; Jaufré sevgilisinin kollarında ölüyor.




Söylediğim gibi sonu zaten baştan belli olduğu için yazdım bende ama zaten burada amaç olayların gidişini okumak değil bence yazarın sözleri arasında kaybolup o sahneleri hayal etmek.

Tiyatro metni okumayı sevenlere tavsiye ederim gerçekten. Bir kaç saatte okuyabileceğiniz bir kitap Uzaktan Aşk.

İnsan birine 'sen delisin' dedi mi, bunu gerçekten düşünmediği içindir. Deli olduğunu düşünürsen gizlice acımakla yetinirsin.

kitapta hayran olduğum satırlardan biri..

Sevgiler
Sevim

Şubat 09, 2019

Uçurum İnsanları - Jack London

Sefalette - Uçurum İnsanları


Blog arkadaşlarımızdan Dikkat Çekiyorum- Abdullah'ın tavsiyesi üzerine elime aldım Uçurum İnsanları nı. Martin Eden, Vahşetin Çağrısı, Beyaz Diş, Demir Ökçe  gibi büyük eserlerin yatarıcısı Jack London'un eseri. Roman tadında yazılmış olsa da roman değil bir inceleme, bir sosyal deney demek daha doğru sanki.




Jack Londan; büyük elçiliği hatta arkadaşlarının da karşı çıkmasına rağmen Amerika'dan kalkar gelir  oradaki o  Londra'nın doğu yakasında ki hayatı görmek için. Önce bir oda tutar,  tüm kıyafetlerini çöpe atıp ikinci el kıyafetlerini satın alır ve giyer , ve sokaklara çıkar . ,İnsanlar görmek, orayı solumak için

Güneşin Batmadığı Ülke'de Büyük Britanya'da evsiz olarak yaşadıklarını , oradakilerle yani uçurumun kıyısındakiler ve dibindekiler ile ilişkilerini anlatır. Yardım kuruluşlarının verdiği bir koğuşta yatar, taş gibi sert ekmeği suyla ıslatıp yer, çaya benzemeyen bulaşık suyu gibi bir sıvıyı içiyor ve bakıyor ki Londra'nın doğu yakasında bu şekilde yaşayan binlerce Uçurum İnsanı var. 

Yedi sekiz kişilik ailesi ile tek bir göz odada barınan,hatta ahırdan bozma yerlerde yaşayan, yemek yiyip için insanlar, haftada bir dolar için çok ağır işleri bile göze alan kadınlar erkekler, gece parklarda uyumalarına izin vermeyen polisler sebebiyle ancak gündüz tedirgin bir şekilde şekerleme yapabilen çocuklar....

Tüm bu yaşadıklarını okumaya dayanmak dürüst davranmam gerekirse benim için çok çok zor oldu. Yaz aylarının son günlerinde George Orwell 'dan Paris ve Londra'da Beş Parasız ı okumuş onda da aynı şekilde çok sarsılmıştım. Şimdi daha da sarsıldım çünkü iki kitap arasında otuz yıllık bir zaman dilimi var, Orwell London'dan tam otuz yıl sonra anlatmış hemen hemen aynı şeyleri yani  iki kitap arasında anlatılan korkunç sefalette değişen hiç bir şey yok. Aç ve sokakta yaşamaya mecbur bırakılan insanlar ve onları hiç fark etmeyen diğerleri...

Londra'nın batısı ile doğusu arasındaki bu uçurum dünyada hala her yerde var aslında, doğru tabir mi bilemiyorum ama belki bir tık daha azaldı ama bitmedi ne yazık ki.


Gerçekleri ; yaşayan birinden dinlemek çok etkileyici ve çok zorlayıcı... Ben okuyun derim

Sevgiler
Sevim

Şubat 07, 2019

Acı Çikolata- Laura Esquivel

Aşk İnsanı Yakar mı? - Acı Çikolata


Kitap zevkine güvendiğim Derya ve Ayla iyi ki okumalısın demiş ve ben de iyi ki okumuşum Acı Çikolata yı.  Bu aralar çok duygusal bir dönemdeyim sanırım epey ağladım bazen kahkalar attım çok çok çok severek okudum .






Kitap büyülü gerçekçilik ile yazılmış, bilmeyenler için nedir şöyle anlatayım ; yazar hiç olmayacak bir şeyi gerçek olayların içinde öyle bir anlatıyor ki, siz o olmayacak şeye inanıveriyorsunuz. Göz yaşlarının sel gibi merdivenlerden taşması gibi mesela...

Laura Esquivel; Meksikalı bir yazar 1990 yılında yazmış olduğu Acı Çikolata filme de alınınca dünyada büyük bir üne kavuşmuş. Kitabın kapağında  "içinde yemek tarifleri, aşk öyküleri ve kocakarı ilaçları bulunan bir roman" yazıyor. Çok ilginç bir tanım olmasına rağmen aynen böyle ama. Kitap on iki bölümden oluşuyor, her bölüm bir ay adı ve her bölüm bir yemek tarifi ile başlıyor. Bu yemekler yapılırken yaşanan olaylar, içine katılan malzemeler kadar içine katılan duygular da kitabın konusu.

Kitabın ilk satırlarında annemin teyzesi Tita da soğan doğranırken ağlarmış yazıyor ve biz buradan Tita'nın ablası Rosaura'nın, Gertrude'un anneleri Elena'nın, aşçıları Nacha'nın hizmetçileri Chenca'nın hayatına bağlanıyoruz. Pedro ve Doktor ile bu hayat daha da büyüyor. Mutfakta doğan ve büyüyen Tita ana kahramanımız . Onun hayata ve aşka bakışı, duyguları, zayıflıkları ve güçlü yanları yemeklerini yaparken hep ona eşlik ediyor.iyemekleri, aşkları öylesine aktarılıyor ki romana bağlanmamanız, elinizden bırakmanı mümkün değil. 

Okuduğum ilk e- kitap oldu ayrıca, sevmeyeceğimi düşünüyordum ama e- kitabı da çok sevdim, belki romanı çok sevdiğim için böyle düşünmüş de olabilirim bilemiyorum. 

Tita ömür boyu unutamayacağım kahramanlardan biri olarak kalacak . Acı Çikolata yı okursanız sizin de öyle olacak eminim

Sevgiler
Sevim 

Şubat 06, 2019

Ay Yine Meydan Okuyorum

Ah Bu Şarkıların Gözü Kör Olsun


Aynı gün iki yayın çok paylaşmıyorum ama şarkıları dinlerken kıskandım vallaha yaa. Şimdi efendim bence bu şarkılardan vazgeçemememizin bir nedeni şarkıların muhteşem olması tabi ama bir neden de bu şarkılar ile ilgili anılarımızın olması bence. İçimizi ısıtan yada burnumuzun direğini sızlatan şarkılar bunlar. Sabah sabah -üstelik yağmurlu ve gri - mahalle komşularımın şarkılarına mest oldum madem bende listemi yayınlayayım

1-Bir kitapta (Güneş Çavması) adını duyup aşık olduğum Farsça şarkı. Muhtemelen daha önce duymamışsınızdır. Gözlerinizi kapayıp sonuna kadar dinleyin lütfen
Man o To (Ggazal Shakerı)




2-2005 yılına kadar pek dinlemediğim bir müzik dehası. O yıl tanıştığım bir arkadaşımın tavsiyesi ile dinlediğim, sonra da sesine ve telaffuzuna aşık olduğum bir isim
Dance Me To End Of Love (Leonard Cohen)



3-Tabi ki minik serçemiz canımız Sezen'imiz.
Gece çok geç arzular şelale Haber etsek o yare gelse Bomonti'den  Şereflendirse bizi Olsak teyyare
Yine mi Çiçek (Sezen Aksu)



4- Sigara hiç içmemiş olsam da, kokusuna bile kızsam da
Sigaramın Dumanına (Ezginin Günlüğü)



5-Fazla naz aşık usandırsa da.. Sesini çok sevdiğim ama bir türlü ülkemizde tanınamayan sesten
Nazende Sevgilim (Dilek Türkan)



6-Hemşehrisi olmak bile büyük gurur bence, müzik devi, gelmiş ve gelecek en iyi seslerden biri..
O gün ki gördüm seni Yaktın ey zalim beni...
Fikrimin İnce Gülü (Müzeyyen Senar)


7- Ay ne zormuş ya ne kadar çok şarkıdan vazgeçemez durumdaymışım aslında ben..
Çok zorlandım ama 
Ayrıca bunun seninle ne ilgisi var Tabi ki ben böyle olduğum için bahar
Bahar (Candan Erçetin)












MİM

Kendi Kendime Mim


Madem sevgili Tigris bana topu atmış e bana ne yapmak düşer o zaman o topu hava da yakalamak. Siz benim yanıtlarımı okumadan hemen bir Tigrise tık tık
Şimdi bana geçebiliriz. Bu arada beni mimleyen olduysa ve ben görmediysem peşinen özür diliyorum.

Bilgisayarımın masa üstü görüntüsü;

Valla hiç bir şey, bir kaç kez üst üste sorun çıkarttı, formatlandı falan derken şu an hiç bir görüntü yok, ama telefonumun masa üstünde çok güzel bir deniz feneri var

Kafeye gittiğimde;

Zincir kahveciler değil, bildiğimiz kafe, pastane gibi bir yer ise kesinlikle Türk Kahvesi, ama şu meşhur zincir kahvecilerde -Vedat Milor duymasın- latte :)

Google da aradığım son şey ;

Sabah gül suyumun bittiğini gördüm, sipariş vermek için fiyatlarına baktım :) 

Mesajlaştığım ve en son konuştuğum kişi;

En son Whatsapp 'Çıtır Kızlar' grubu ile mesajlaştım en geç kişi kırık yaşında bu grupta  
ve en son annemle konuştum telefonda beş dakika kadar önce

Tiyatroya en son ;

On beş gün falan oldu sanırım blogda da yazdım Sen İstanbul'dan Daha Güzelsin oyununa gittim Harikaydıııııı

Sinema; 

Aralık ayında sanırım, Bohemian Rapsody izledim. Dünyada tek beğenmeyen kişi benim sanırım ama beğenmedim .

Mim de yok ama konser;

Geçen hafta Ayhan Sicimoğlu ve Latin All Star.. üçüncü kez izliyorum her seferinde coşup eve geliyorum, çok iyi oluyor.

Hangi dizliyi herkes izlemeli ?

Dizi yapımcıları siz burayı okumayın :) Hiç birini ... Bağımlılık yapan her şeye karşıyım. Her hafta aynı gün plan yapmayıp aaa benim dizim var bu akşam cümlesi hiç bana göre değil

En son ne dinledim ?

Fizy e bakıyorum Sertab Erener  'Belki de Dönerim'
Gölde yalnız yüzen suna
Çölü aşan kör fırtına....

Beni ne çıldırtır ?

Olduğu gibi olmayanların tavrı, herkesi sever gibi görünen ama onları için için kıskananlar mesela

İnternetteki ilk adım ;

Şimdi efendim ben ıcq zamanı insanıyım :) Numaramı biliyorum ezbere vereyim mi :)

Favori emojim ;

Ellerini yüzüne kapatmış maymun :) En sevdiğimm enn 

Kedi mi? Köpek mi?

Evde ikisi de var olduğu için tabiki ikisi de . İkisine de aşığım

Kuzey mi? Güney mi?

Yaşamak için güney hatta güney batı :) Bodrum Marmaris benim açımdan ama şu an tatile gideceksem mesela kuzey Stockholm :)

Kafamda genel olarak ;

İşler , okuduğum kitaplar, özlediğim insanlar!!!!!! olur


Komedi mi Dram mı ?

Hayat zaten zor, o yüzden komedi olsun biraz daha fazla gülelim

Soruları cevaplamadan önce ;

Kitap okuyordum (Gecenin Sonuna Yolculuk)

Cevaplar bitince;

Kitaba devam sanırım

Bir Sırrım;

Özledim hem de çok ..... :) (Söylemeyin sakın)

Bende en yeni arkadaşımız Selen'i mimledim gitti

Şubat 05, 2019

Kızıl - Stefan Zweig

Yaşam Amacınız Nedir ? - Kızıl


Zweig'i nasıl özlemişsem arka arkaya okumak istiyorum, yazdıklarının içinde kaybolmak istiyorum , ben bu durumla karşı karşıya kalsam ne yapardım diye düşünmek istiyorum. Seviyorum bu ustayı ya. Ne yazmışsa okur muyum sanırım okurum.





Kızıl ; yazarın ilk novellalarından, henüz otuz yaşına bile gelmeden yazdığı , dünyayı sorguladığı eserlerinden biri.

Bertold BERGER, henüz on sekiz yaşını doldurmadan yaşadığı küçük kasabadan Viyana'ya tıp okumaya gelmiş fakir bir genç. Kendine zorluklar içinde küçük bir oda tutuyor ve hemen bitişikteki odada kalan hukuk son sınıf öğrencisi  Scharmek ile arkadaş oluyor. Aslında tek taraflı bir arkadaşlık bu, Berger çekingen kız gibi bir delikanlı Scarmek ise tam bir erkek !!! ; güçlü kuvvetli, kadınlarla konuşmaktan çekinmeyen , düellolara giren. Bu özellikleri ile Berger'i büyülüyor ve Berger hep onun gibi olmak istiyor,Scarmek'in hatta kız arkadaşına bile platonik olarak ilgi duyuyor. İstediklerini elde edince yaşamının tüm amacını kaybettiğini düşünüyor, okulu bırakmaya kalkıyor. Bir gece eve geldiğinde ise her şey değişiyor...




Ülkemizi düşünüyorum, küçük bir kasabadan hayalleri süsleyen İstanbul'a üniversiteye gelen gençlerin hayallerini, boğazın büyüleyiciliğini, caddelerde yürüyen birbirinden şık insanların ışıltısını ve o gençlerin içine düştüğü karmaşayı.

 Kitap yazılalı yüz on bir yıl olmuş, ama aynı hisler, aynı heyecanlar, aynı olaylar bugünde yaşanıyor. Renkli heyecanlı dünya , şu an ne yazık ki sosyal medya insanları olmayan bir hayatın içine çekiyor.

Yaşımız kaç olursa olsun hepimizin hayali var geleceğe dair, amaçları var , beklentileri var birde çevremizde olanlar var. Bu karmaşanın içinde kaybolmadan ayakta kalabilmek en önemlisi...

Biliyorum Stefan Zweig'in pek çok eserini okudunuz Kızıl 'ı da mutlaka okuyun. Hatta özellikle genç kardeşlerimizin okumasını sağlayın. Birde her şeyden önce iyi insan olmayı unutmayın.

Sevgiler
Sevim

Şubat 02, 2019

Meydan Okumalar

Tam Olarak Olmasa da Meydan Okuyorum

Sorulara bakınca tırstım açıkçası :) Her gün meydan okuyacak yürek yok bende, o yüzden ara ara sesimi çıkartabilirim diye düşündüm ben de ve bugünün sorusuna bayıldığım için hemen liste yapıvereyim dedim

Bugün doğum günüm olsa ne hediye isterim;

Valla hediyeyi istediğim kişiye göre değişir :) ne yalan söyleyeyim şimdi aaa madem meydan okuyoruz dürüst olalım değil mi



Şimdi bana eş, sevgili, nişanlı falan hediye alacaksa yurt dışında bir hafta sonu tatili fena olmaz. Ne bileyim yeni yaşıma Eyfel'in altında, Venedik'te gondolda, Aşıklar Çeşmesine para atarken, Londra' da yağmur altında girmeyi isterim. Öyle tek taşlar, bilezikler yüzükler, sepet sepet güller falan sevmiyorum. Ha bu çok maliyetli derseniz Doğu ekspresi ile Kars yada hadi Abant Gölü kenarında yürüyüşe de razı olabilirim :)))



Ailem ne alsın derseniz valla o an ihtiyacım olan ama para ayırmaya da kıyamadığım birşey olabilir. Çizme de olabilir bu, mont ta ( ay ben Aralık doğumluyum da ondan hep böyel kar kış gidiyorum) beğendiğim bir parfüm falan da olabilir. Aile içi yardımlaşma diyebiliriz buna :))

Arkadaşlarım sağolsunlar beni iyi tanıdıkları için yada ben çok açık biri olup neyi sevip sevmediğimi hep belli ettiğim için bana hep sevdiğin şeyleri alırlar zaten ; kahve fincanı , ponponlu şapka, boncuk takılar ve tabi ki kitap falan . Bugün doğum günüm olsa yine bunları isterim hediye olarak...



Ama tabi en önemlisi gerçekten sevdiğim insanların doğum günü sabahım beni arayıp mutlu yıllar, iyi ki varsın, iyi ki seni tanıdım demesi aslında en güzel hediye... Aranmadığım zaman üzülüyorum ya valla bakın çok üzülüyorum...



Ayy ohh içimdekilerin hepsini söyledim 






Efsuncu Baba - Hüseyin Rahmi Gürpınar


Define Peşinde- Efsuncu Baba


Dikkat bu bir kamu spotudur; Okuyunuz efendiler, kendinizi bilme , ilime veriniz garip hurafelere, uydurmalara şu hoca efendi şunu dediydi söylevlerine inanmayınız, eğitim ışığının peşinden gidiniz.




Yazıma böyle bir giriş yapmak istedim Efsuncu Baba tam da böyle bir karakter, cahil, boş inançlar peşinde, elinde var olan bir kitap yardımı ile büyük defineyi bulup zengin olma derdinde. Kirkor ile Agop ise fakir, kendi halinde iki kafadar. Binbirdirek Sarnıcında iplikçilik yapıp, karınlarını zor doyuruyorlar.

Bir gün Efsuncu Baba Ebufazl Enveri elinde kitabı, okuyup üfleyerek sarnıca girer ve duvarlara çeşitli şekiller çizer. Aklınca elindeki belgelere göre defineyi aramaktadır. Kirkor ve Agop ile dost olunca onları kendine yardım için evine götürür. Karısı ve kızı ile yaşadığı bu evde çok garip olaylar olmaktadır, bu nedenle iplikçiler bu yaşlının gerçekten efsunlu olduğunu düşünmeye başlar.




Çok keyifli bir öykü, benim her zaman alay ettiğim hurafeler ile dalga geçilmesi kısmına bayıldım. Bu devirde de hala define peşinde koşan ve asılsız, bilgi, bilim temeline dayanmayan sözlere inananlarla açık açık alay etmiş Hüseyin Rahmi.

İş Bankası Kültür Yayınlarının günümüz Türkçesine uyarlanmış haliyle okudum ben, yetmiş sayfa civarında olan bu öyküyü. Sadeleştirme ve günümüz Türkçesine uyarlamasını pek beğenmedim açıkçası, kitabın başında açıklama yapılmasına rağmen deyim, kavram ve olgu haricinde de günümüze çevrilmemiş kelimelerin dipnotta verilmesi son derece yorucu .  Bir de Agop ve Kirkor' un konuşmalarının bir kısmının Ermeni şivesi ile verilmesi bazı yerlerde son derece düzgün bir Türkçe ile verilmesinin de yayın evinden kaynaklı bir hata olduğunu düşünüyorum.

İlk başta verdiğim kamu spotunu tekrar ediyor. ve Atamızın sözüyle yazımı bitiriyorum

HAYATTA EN HAKİKİ MÜRŞİT İLİMDİR

Sevgiler
Sevim


Not: Binbirdirek Sarnıcı fotografi http://www.kalinti-istanbul.com/item/binbirdirek-sarnici

Beş Sevim Apartmanı - Mine Söğüt

Akşam Bir Rüya Gördüm Bazı yazarlara geç rastladığım için üzgünüm. İsmini çok iyi bilmeme, gazeteci kimliğiyle tanımama rağmen romanlarını...