Nisan 23, 2018

Dorian Gray'in Portresi - Oscar Wilde

Sonsuz Güzellik

Bir yazar hayatı boyunca tek bir roman yazıyor ve 127 yıl boyunca yasaklanmasına, sansürlenmesine hatta yazarın toplumdan dışlanmasına sebep olmasına rağmen çok okunuyor, hakkında hep çok konuşuluyor.

Geçtiğimiz ay, yazarın Önemsiz Bir Kadın adlı oyununu okumuş ve çok beğenmiştim. Bu ay da sene başında okuma listeme almış olduğum Dorian Gray'in Portesi ni okudum. Neredeyse tüm yayınevleri basmış bu eseri ben Everest Yayınlarından 2104 yılında Dünya Kitap dergisinin ' Yılın Çeviri Kitabı' ödülü almış olan basımını seçtim. Ancak bazı kaynaklarda bu versiyonun daha kısa olduğu Wilde' ın daha sonra romana eklemeler yaptığı da yazıyor. Çeviri olarak oldukça beğendim ama diğer yayınevlerinin basımına göre farklar neleredir bilemiyorum.

Dorian Gray genç , çok yakışıklı saygın bir aileye mensup bir gençtir. Ünlü ressam Basil Hallward bu yakışlıklı adamın portresini yaparken Dorian' a aşık olur. Bu aşkını da  tuvale aktardığını düşünür. 18. Yüzyılda bu eşcinsel eğilim mutlaka gizli kalması gereken bir konu olduğu için resmi kimseyle  paylaşmamaya karar verir.

Bir gün evinin bahçesinde portrenin son rötuşlarını yaparken ; Dorian' ı yakın dostu Lord Henry Wotton ile tanıştırır. Bu tanışma Dorian'ın hayatını değiştirecektir. Çünkü Henry Wotton insan ruhunun sadece haz alınacak şeyleri yaparak yaşayabileceğine inanan biridir.

Basil Hallward tablosunu tamamladığında Dorian'da kendi güzelliğine aşık olur ve bir dilekte bulunur ' Ben yaşlanmayayım, çirkinleşmeyeyim benim yerime bu tablo yıpransın ' Bu dileği kabul olur ve kendini sadece haz almaya adayan Dorian' ın yaptıpı her kötü olayda, her yanlışta ve geçen her günde tablo çirkinleşir, yaşlanır, boynu elleri kırışır tablodaki Dorian'ın ama gerçek Dorian hep 18 yaşında kalır. Ruhundaki çirkinliklerin tabloya yansıdığını gören Dorian ise bunalıma girer...

Son derece ilgnç sürrealist bir roman bence. Ama bu gerçek üstü durumun ifade ettiği bir gerçeklik de var ki - günümüzde de geçerli- insanoğlunun güzellik merakı. Güzeli sevmek daha kolay geliyor bize, güzellik pek çok hatayı örtüyor. Ben iç güzelliği, zekayı önemserim diyenlerle adeta alay eden biz değl miyiz? Sosyal medya fotoğraflarında binbir filtre kullanarak hep daha güzel görünmek istemiyor muyuz? İşte kahramanımız Dorian' da kendinde zaten var olan bu güzelliğe aşık olmuş.

Oscar Wilde roman kahramanları için çok ilginç bir tanımlama yapmış ; Basil Hallward ben olduğumu sandığım kişi, Lord Henry dünyanın ben sandığı kişi, Dorian ise benim olmak istediğim kişi belki başka bir çağda...

Şiirsel bir dille yazılmış, ilgi çekici bir roman. Roman boyunca Dorian' ı hiç sevmesem de , onun gerçekte var olduğunu bilsem ve bu yüzden kızsam da okunması gereken bir roman olduğunu düşünüyorum.

Herkese içindeki çocuğun hep yaşadığı nice 23 Nisan' lar dilerim
Bayramımız kutlu olsun
Sevgiler




Nisan 20, 2018

Şahbaz'ın Harikulade Yılı 1979- Mine Söğüt

Masal mı Gerçek mi?

Yine bi Mine Söğüt mucizesi... Yine çok farklı bir roman. Mine Söğüt romanları bize edebiyat derslerimizde öğretilen kahramanları, yaşadıkları yerleri öğrendiğimiz giriş , kahramlanlar arası ilişkilerin olgunlaştığı gelişme ve mutlu yada mutsuz sondan oluşan sonuç bölümlerinden oluşmuyor. Her sayfa yeni bir giriş her sayfa yeni bir gelişme ve hep değişik akla gelmeyen sonlar...

Mine Söğüt'ün kalemi çok farklı. Sarsıcı,yıkıcı, doyurucu bazen aç bırakan ve hep tamamlayan. Herkesin çok kolay okuyabileceği - yada hazmedebileceği demek daha doğru belki - bir kalem değil. Ama onu sevenler için vazgeçilmez ve bir romanını okuyunca diğerlerini de hemen okumalıyım hissi doğuran bir kalem.
Daha önce okuduğum romanlarını da buraya bırakıyorum.
Beş Sevim Apartmanı
Kırmızı Zaman
Deli Kadın Hikayeleri

Okumadıysanız tıklayıp onlara da göz atabilirsiniz diyerek Şahbaz'ın Harikulade Yılı 1979 a geçiyorum.





Roman 12 bölüm 12 ayı anlatan. Baş karaketer Şahbaz ama Şahbaz var mı yok mu, cin mi insan mı belli olmayan bir cüce yaratık. Üç kapılı handa işkence görüp ölüme terkedilen bir kadına , her ay o mevsimin meyvesini yedirip ölmesine izin vermeden dışarıda olup bitenleri anlatıyor.

Anlattıkları hem gerçek hem değil. Hikayede adı geçenler ne tam hayal ürünü ne de tamamen doğru. Belki yaşadıkları yerler farklı, belki isimleri belki yaşadıklarının sırası ...

Babasının tecavüzüne uğradığı için kardeşi tarafından öldürülen kadın gerçek ama abilerinin adı belki Şahbaz' ın söylediği gibi değil. Yetiştirme yurdundan kaçıp hamile kalan kadın gerçek ama doğan çocuk Burak'mı  bilinmez. Kardeşin kardeşi öldürdüğü o korkunç sağ sol çatışmalarının yaşandığı 1979 yılında  çok ananın ağladığı, çok babanın üzüntüden öldüğü gerçek ama öldürülenlerdn biri belki Şahbaz'ın bahsettiği Haydar değil

İşte böyle Şahbaz hanın bir odasında kimseler görmeden, kimseler bilmeden kadına bakıyor ve insan hikayeleri anlatıyor. Her satırında gözlerinizi dolduran, içinizi sızlatan hikayeler. Kadın Şahbaz'ı anlıyor anlamasına ama hiç cevap vermiyor. Dinliyor, dinliyor, dinliyor. Hikayelerde anlatılanlarla Şahbaz'ın ilişkisini arıyor. Şahbaz kimdir diye merak ediyor.

Daha fazla anlatmak bu harkulade romanın büyüsünü bozabilir o yüzden artık susuyorum.

220 sayfalık romanın sonunda 1979 almanağı var. Ülkemizin en acı yıllarından biri olan 1979 da gün gün neler olmuş okuyabilirsiniz. Ben bir ay okuyunca o aya ait almanağı okudum hemen bitirince okumaya kalksam o kadar ölümü o kadar acıyı arka arkaya okumaya dayanamazdım herhalde.

Mine Söğüt söylediğim gibi kelimeleriyle , kurgusuyla beni büyüleyen, damarlarıma işleyen bir yazar. Böylesi bir yazarı mutlaka okuyun diyebilirim sadece...

Romandan bir iki cümle de bırakayım size
Sevgiler


Siz herkesin eşit olduğuna, olabileceğine inanıyorsunuz. Yanılgı burada başlıyor. Evet iyi kalpli bir düş gördüğünüz. Ama herkes eşit değil yeryüzünde olması da gerekmiyor. Geceyle gündüz bile eşit değil, yazla kış farklı...

Hafızayı zamana emanet etmenin sonucu unutmaktır. Zaman unutturur. Unutturur ki hayat devam etsin. İnsan unutmasaydı yaşayamazdı...

Nisan 14, 2018

Genç Werther'in Acıları - Goethe

İmkansız Aşk

Sanatın her dalında, kavuşamayan aşıklara dair sayısız eser yapılmış, bir çok kişi de aşkın zaten kavuşamama durumu olduğunu söylemiştir. Umutsuz bir aşkın baş kahramanı Werther ise tüm dünyada saygı ve üzüntü ile hatırlanmış hep. Goethe'nin 25 yaşındayken yazdığı bu eser bir çok ülkede intiharlara sebep olduğu için uzun yıllar yasaklanmış. Çünkü öykü boyunca yazar çeşitli gerekçelerle intiharı tek çözüm olarak göstermeyi başarmış. Bir çok çevre yazarın kendi karşılıksız , imkansız aşkı için ölmek istediğini ama bunu başaramayınca da bu kitabı yazıp kahramana bunu yaptırdığını söylemekte.



Werther evinden uzakta doğa ile başbaşa, çalışmadan mutlu bir hayat yaşamakta ve en yakın dostu Wilhelm' e mektuplar yazarak geçirdiği güzel günleri anlatmaktadır. Bir gün dans partisinde Lotte ile tanışır ve gördüğü an aşık olur ama bu aşk imkansızdır çünkü Lotte Albert ile nişanlıdır. Uzun süre arkadaşlık içine saklanarak yada sığınarak diye ifade etmem daha doğru bu aşkı İçin için yaşar ama dayanılması zor olan bu durum onu uzaklara kaçırtır.

Bir süre sonra geri gelse de evlenmiş olan arkadaşı! na olan aşkında hiç bir azalma olmadığı için , bu çifti görmek ona sürekli azap verir . Ve kaçınılmaz sona kendini hazırlar...

Mektup kitap şeklinde olan roman imkansız aşk içinde olan birinin bütün duygularını muhteşem bir şekilde anlatmış. Aşık olduğu halde dokunamamanın zorluğu, arkadaşlık etmenin, birlikte uzun yürüyüşler yapmanın, kitaplar hakkında, müzik hakkında konuşmanın ; küçük bi öpüşle yada sarılmayla bitememesinin insan ruhunda açtığı yaraları çok açık bir şekilde göstermiş. Romanı okuyup kapağını kapattığım zaman ben de böyle bir duygu yaşamadan bunları yazmanın imkansız olduğunu düşündüm.

Hayata, ilişkilere dair altı çizilecek çok derin cümleler var. Sadece aşk değil aslında anlatılan bence iyi insan olabilmek için gereken pek çok özelliği de anlatmış büyük yazar.

Romanı okumanız kesinlikle tavsiyemdir. İmkansız aşklar içinse söylenecek pek bir şey yok sanki, sadece arkadaşmış gibi yapmamaya çalışın. Çünkü olmuyor. Sonunda Werther gibi yapmasanız bile, tıpkı onun gibi bu aşka düşmeden önce size harika duygular hissettiren çiçeği, nehri, dağları,ağaçları bir sür sonra anlamsız bulmaya başlayabilirsiniz.

Bu güzel Cumartesi gününe altını çizdiğim bir kaç satır bırakayım
SevgileR

Keşke insanlar geçip giden şimdiyi yaşamak yerine, geçmişte kalan bir sıkıntının hatıralarını anımsamak için hayal gücünü bu kadar zorlamasalar.

Genç insanların hayatlarının en güzel çağında, bütün sevinçlere alabildiğince çok kucak açabilecekleri zamanda bir kaç güzel günü surat asarak birbirlerine zehir etmeleri ve ancak çok sonradan kaybettikleri şeyin telafisinin olanaksız olduğunu görmeleri canımı sıkar.

Arkadaşların için yapacağın şey onların sevinçlerini ellerinden almamaktan, mutluluklarını onlarla paylaşaşarak arttırmaktan başka bir şey değil.

Tüm kalbim mutlulukla dolup taşsa bile, karşımda kılı kıpırdamadan duran soğuk birini mutlu edemem.





Nisan 11, 2018

Alice Harikalar Diyarında - Lewis Carrol

Çocukluğa Yolculuk


Üstüste ağır ve zorlu kitaplar okudum bu aralar, dram yönü ağır basan. Çok keyif aldım o ayrı ama biraz nefes almaya, hatta gülmeye ihtiyacım olması nedeniyle isminİ görünce bile beni gülümseten modern klasikler dizisinden bir kitap seçtim kendime, bir kaç saat içinde okunabilecek kadar kısa bir masal hepimizin bildiği , çizgi filmini defalarca izlediği Alice Harikalar Diyarında...

Güzel ve sevimli Alice'in ablasıyla nehir kenarında boş boş oturmaktan sıkılıp, kendi kendine konuşan tavşanı merak etmesi ve onun peşinden gitmesi ile yaşadığı maceraları. Meraklı yüzünden dayanamayıp yediği,içtiği şeyler yüzünden boyunun bir uzayıp bir kısalması, bu sırada tanıştıklatıyla olan sohbetleri...

Alice'in küstürdüğü fareden ,ördeğe, beyaz tavşandan kertenkele Bill'e, tırtıldan, aşçıya, düşese, minik domuzcuk bebeğe,kral ve kraliçeye pek çok karakter eşlik ediyor bu macerada Alice'e ve hepsi ile aslında çok ciddi konuşmalar yapıyor meraklı kız.

Çocuk masalı gibi gözükse de, çocuklara çok önemli şeyler öğretsene bunları hâlâ öğrenememiş yetişkinlerin de mutlaka okuması gerektiğine inanıyorum. Mesela Alice onunla konuşurken yüzüne değil gökyüzüne bakanın ne kadar ayıp ettiğini söylüyor kendi kendine,  ki ben de bu kuralı  mutlaka bildiği halde  unutuverenlere iyi bir hatırlatma olabileceğini düşündüm :)

Davetli olmadığın yere gitmek kibar bir davranış değildir diyor mesela Alice, önce hedefin olsun demek istiyor hangi yolu izlemen gerektiği,nereye gitmek istediğinde alakalıdır sözüyle,  sürekli gülümseyen kedi. Başkalarının fiziksel görüntüsü ile ilgili yorum yapmak kabalıktır cümlesine mesela binlerce kez hayran olabilirim. Bunu hiç umursamayan o kadar çok yetişkin var ki, çocuklar bile neredeyse bu konuda çok daha dikkatli...

Ya olduğun gibi görün, ya da göründüğün gibi ol demiş ya Mevlana 1200 lü yıllarda, işte Lewis Carrol ' da ' Kendini başkalarına göründüğünden farklı biri olarak görme ki, başkaları da seni başkalarının gözünde başka biri olmaya çalışan biri olarak görmesin '  demiş...

Şimdi bu cümlelere ile dolu olan bi küçük masalın, novellanın, romanın kim sadcece çocuklar için olduğunu söyleyebilir ki...

Bana son derece iyi geldi, gülümsetti severek okudum.

Anne baba olan herkesin mutlaka çocuklarına okutması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum ama kendinizde bir kaç saat ayırıp okuyun seveceksiniz.

Sevgiler....

Hadi bu da benden küçük bir video :))



Nisan 07, 2018

Yaşlı Adam ve Deniz - Ernest Hemingway

Yenilmek Yenmektir Kimi Zaman

1953 te Yaşlı Adam ve Deniz ile gelen Pulitzer ödülü, 1954 te anlatı sanatındaki ustalığı için gelen Nobel , 1958 de filme alınan bu kitabın baş rolündeki ihtiyar balıkçı Spencer Tracy nin Oscar adaylığı...

Bol ödülü bir yazarın, bol ödüllü bir kitabı Yaşlı Adam ve Deniz...  Bilgi Yayınevinden  çıkan kitap 130 sayfa ama puntolarla büyük satır araları geniş olduğu için maximum 2/3 saatte okunabilecek bir yapıda. Zaten elinize alınca bırakıp ' aman sonra devam ederim ' demeniz pek mümkün değil. Çok ilginç bir şekile hem çok durgun- çünkü denizin ortasında tek başına bir adamın bir kaç günü var - hem de çok heyecanlı - çünkü o yaşlı  adamın balıkla mücadelesi var - .

Küba' lı yaşlı balıkçı  Santiago tam 84 gündür tek bir balık tutamamıştır. Küçük çırağını da ailesi yanından alıp başka bir tekneye verdiği için artık yalnız balığa çıkmaktadır. 85. gün 'bugün kısmetim açılacak' diyerek çıktığı denizde oltasına öyle bir balık takılır ki, 6,5 metrelik balık teknesini kıyıdan tahmin edemeyeceği kadar uzağa sürükler. Balığa saygı duymaya başlar yaşlı balıkçı. Açlık, öğle vakti kızgın güneş, gece ayaz çok büyük zorluklar çıkarsa da kıyıya balığı ile dönebilmek için muhteşem bir mücadele vermeye başlar, hemşerim canı pahasına...

Bazı internet sayfalarında denizin, balığın simgesel olduğu yazılı olsa da Bilgi Yayınevi, Hemingway'in bunları kesin bir dille reddettiğini ' Deniz bildiğimiz deniz, yaşlı adam da yaşlı adam' dediğini yazmış sayfasında. Ki ben de hep buna inanırım, yazılanların altında sürekli, dine siyasete dair birşeyler aramak yerine yazarın sadece içinden gelenleri yazdığına birşeyler kastetmediğine inanmayı tercih ederim. Yaşlı adam öyle bir mücadele ediyor ki, elleri kanasa da , açlıktan veya çiğ balık yemekten midesi bulansa da , uykusuzluktan bitap düşse de balığın olta ipini kesmeyi asla düşünmüyor, mücadeleden vazgeçmiyor. Yenmek için savaşıyor, bu yeterli bir anlam bence, buna kapitalizmi ve dini yüklemeye gerek yok aslında...

Sakin bir Pazar günü, televizyondaki magazin programlarını izlemek yerine elinize bir fincan kahve alarak, koltuğunuza uzanıp, keyifle okuyacağınızı düşünüyorum.

Başta da dediğim gibi özellikle puntolarla büyüklüğü benim gibi 4.5 numara gözlük kullanana biri için çok faydalı oldu. Çok rahat okudum.

Küçük bir videosunu bırakıyorum size Keyifli okumalar ve izlemeler
Sevgiler
Sevim.



Nisan 05, 2018

Eskici ve Oğulları - Orhan Kemal

Yoksulluktan Çok Öte - Eskici ve Oğulları


Mehmet Raşit Öğütçü desem şimdi bu satırları okuyanların büyük bir çoğunluğu kim o diyecektir. 1914 yılında Çukurova'nın tam bağrında Adana'da doğan Orhan Kemal'in gerçek ismi bu... Milletvekiliiği yapmış olan babası siyasi çalkantılar nedeniyle ailesiyle birlikte Beyrut'a kaçınca henüz 17 yaşında olan Orhan Kemal oralarda bulaşıkçılık yapmaya başlamış bir yıl sonrada Adana'ya dönerek babaannesinin yanına yerleşmiştir. 26 yaşında Bursa hapishanesine Nazım Hikmet ile ayni koğuşu paylaşınca onun teşvikiyle yazarlığa başlamış. İyi ki de başlamış yoksa Tersine Dünya , Bereketli Topraklar Üzerine, Cemile, ve geçtiğimiz yıl okuyup blogumda da yazdığım Murtaza nasıl ortaya çıkardı.



Bir yıl aradan sonra yine bir Orhan Kemal romanı aldım elime 1959 da yazmış usta Eskici ve Oğulları nı... Savaşta tek ayağını kaybeden o ayak yerine tahta ayak yapılan roman boyunca adı hiç geçmeyen topal eskici. Sadece tahta bacağını her yere vurduğunda duyduğumuz o tok ses var adı yerine 

Çok zengin olan dedesi her şeyini kaybedince, farklı farklı işler  deneyen en sonunda bir ayakkabı tamircisi dükkanı açan topal adamın iki oğlu bir de kızı vardır. Büyük oğlu evli üç çocukludur. Oğlu ve kızı da dahil olunca dokuz nüfus o küçücük eskici dükkanından geçinmeye çalışmakta ama işte yarı aç yarı tok yaşamak topal eskiciye ağır gelmektedir. Bundan dolayı sinirli , herkese çatan bir hali vardır. Ailesi de, çarşı esnafı da korkmaktadır. Esnaf sık sık da alaya almaktadır onun bu sinirli hallerini.


Büyük oğlu Mehmet  karısı ve çocuklarını alıp kütlü (çekirdekli pamuk) toplamaya gitmeye karar verir, küçük oğlu Ali' de babasına kızdığı bir akşam onlara katılmak için aracı ile anlaşır. Dönüşte iki kardeş kendi dükkanlarını açacaklardır.İmalatçı olup, zengin olacaktır.  Topal eskici kızsa da, bağırsa da  evlatlarından ayrı kalmaya dayanamayacağını anlayınca kızı Zeliha ve karısı ile o birlikte  oğullarının yanında tarlaya gitmeye kalkar. Ama Çukurova'nın sıcağına, sineğine dayanmak bu dokuz kişi için hiç kolay olmayacaktır.

Kendilerini  tarlaya götüren kamyonun muavini Ünal'ın da aralarına katılmasıyla bu büyük aileyi tahmin ettiklerinden çok daha zor günler beklemektedir. Sıtma nöbetleri, açlık , kavgalar, aşk ile geçen tarla günleri aileyi birbirine mi bağlayacak yoksa bağları tamamen mi kopartacak merakı ile okuduğumu söylemeliyim.

Gerçekten çok etkileyici bir roman Eskici ve Oğulları, makineleşme süreci ve  fabrikaların işçi çıkartması ile başlayan işsizlik dramı , tarla emekçilerinin yaşadığı o sıkıntıları içimde hissederek okudum ben. Genç olmak, kanını kaynatan aşk, parasızlık, çaresizlik ve bu çaresizlik içinde en yakınlarından hıncını çıkarma isteği. Üstelik geçmişinde para sıkıntısı yaşamayan bir kişinin, ülkesi için bir ayağını feda ettikten sonra bu sıkıntılar içinde boğulması..

Romanda inanılmaz derecede küfür var okumak isteyen arkadaşlara baştan söyleyeyim. Üstelik öyle pek her yerde duyamayacağınız cinsten, genelde Çukurova'da kullanılan küfürler. Ufacık torunlar da, eskicinin iki oğlu da ve en çok topal eskici de sürekli küfür etmekte.

MEB 100  Temel Eser etiketi de taşıyor bu roman. Ama bu 100 Temel eser ne zaman belirlendi, zaman içerisinde bu listelere ekleme çıkarmalar oluyor mu bilmiyorum. Yazımı okuyan öğretmen arkadaşlarından bilgisi olan varsa ve beni de aydınlatırsa çok sevinirim ayrıca...

Orhan Kemal iyi ki Nazım'ı tanımışsın ve Nazım da sana iyi ki yaz demiş...
Okuyun bence Eskici ve Oğullarını 

Sevgiler
Sevim

Nisan 04, 2018

Mim - Reklamlar

Geçmişe Keyifli Bir Yolculuk


Aslında mimlenmeli bir kaç gün oldu ama işlerimin en yoğun zamanına geldiği için bu çok güzel mimi bir türlü yapmamıştım. Bugün müsait olunca çok eğlenerek çok gülerek daldım reklam alemine..
Yalnız eski reklamlar çok daha keyifliymiş daha samimiymiş bunu farkettim.

Sevgili Belle çok güzel reklamlar eklemiş
Bence öne ona bir tıklayın.
Bellenin Reklamları

Sevdiğim reklamlarsa konu , ilk aklıma gelen 20 yıl çalıştığım kurumun reklamı olsun. Her ne kadar şimdiki reklamlarını çok kötü bulsam da bu Pardon Pardon reklamlarını hatırlamayan yoktur.herhalde. Çok severek izlerdim bu seriyis.
Müşteriler ne çok kullanırlardı bunu o zamanlar ...





Asla unutamadığım reklamlardan biri de güzeller güzeli Sema Yunak'ın da oynadığı Zeki Müren' li bu  Alo reklamıdır mesela.... Bir müjde veriyorum... Ufacık bir reklam böyle bir sesle efsane haline gelmiş bence..




Kaç yıl oldu bu reklam hatırlamıyorum ama bütün diyaloglar hala aklımda... Nasıl aklıma yerleşmiş bir söz dizisi
 Bir alış veriş bir fiş ..
Ali Atik Ayşegül Atik ne tatlı insanlardı


Eklemeye kalksam daha onlarca ekleyebilirim. Ama bu mimi yapacak sizlere de biraz reklam kalsın.. Hepinizi mimledim...İsim veririm müsait olmaz yapamaz zor durumda kalmasın
Sevgiler



Nisan 01, 2018

Zacharius Usta - Jules Verne

Kibir


Balonla Beş Hafta, Arzın Merkezine Seyahat, Denizler Altında Yirmibin Fersah, Seksen Günde Devri    Alem ve bloğumda da okuyabileceğiniz Doktor Ox'un Deneyi gibi muhteşem şaheserlerin yazarı Jules Verne... Hukuk eğitimi görmesine rağmen edebiyat aşığı olan Verne ağırlıklı olarak fantastik , bilim kurgu eserleriyle ünlü. Romanları en fazla çevirilmem yazarlardan biri ayrıca...

Bu nedenle çok büyük bir hevesle aldım Zacharius Usta'yı ... 50 sayfacık... 1 yada. 2 saate okunabilecek bir novella.



Bloglarda baktım yorumu var mı diye ama çok fazla göremedim. Bookstagramlar genel olarak Harika şaheser, muhteşem olarak nitelendirmiş ama beni hayal kırıklığına uğrattı biraz. Diğer Jules Verne kitaplarından farklı, dram yönü ağır basan bir eser.

Ünlü saatçi Zacharius Usta , güzel kızı Gerande çırağı Aubert ve hizmetçisi bayan Scholastique ile birlikte yaşamaktadır. Saat maşasını icat etmiş, ünü tüm Avrupa' ya yayılmıştır. Yarattığı bu maşa nedeniyle kendini Tanrı'ya eş değer görmekte, kiliseye bile gitmemektedir, Kibir aklını başından almıştır.

Ama bir gün yaptığı bütün saatler durmaya başlar, Zacharius yaptığı son saatt durursa öleceğine inanmaktadır. Ölmemek için herşeyi yapmaya hazırdır.

Sanırım Zacharius'u pek sevmediğim için romana da ısınamadım. Daha önceki bir yorumumda yazmıştım, ben karakterler arasına katılıp onlarla yaşıyorum romanı..

Bilim ile dini, Tanırıyı kıyaslayan Zacharius aslında acınacak durumdaki bİr karakter, kibirİn pençesine düşen herkes gibi.. Büyüdükçe küçülmeyen insanların pek değeri yok benim gözümde.

Yine de bir Jules Verne eseri için bir kaç saat ayırmaya değer

İyi Pazarlar

Beş Sevim Apartmanı - Mine Söğüt

Akşam Bir Rüya Gördüm Bazı yazarlara geç rastladığım için üzgünüm. İsmini çok iyi bilmeme, gazeteci kimliğiyle tanımama rağmen romanlarını...