Ne kadar çok bilgili olursanız öğrenecek o kadar çok şeyiniz var demektir...





Tam anlamıyla bir Austen kitabı daha okumuş olmanın mutluluğu içindeyim. Çalışkan, iyi ahlaklı, güzel bir baş kadın karakter Fanny Price 'ın yavaş yavaş yükselişi, yıldız gibi parlayışını okudum 600 sayfa boyunca.

Mansfield Park'ı okuyanların yazdığı yorumlara baktım. Bir kaç kişi çok boş, çok sığ gibi yorumlar yazmış. Sanırım bu kişilerin göz ardı ettiği bir şey var. Bu roman tam 208 yıl önce İngiltere taşrasını, bu taşranın kalbur üstü kişilerini anlatıyor. Yani bu kişilerin 21. yüzyılda yaşadığı iyi bir okul seçme, yurt dışında farklı eğitimlerle kendini destekleme, kariyer gibi dertleri yok o tarihte. Din, yabancı dil, sanat eğitimini evde alıyorlar. Kız çocukları nakış öğreniyor, erkekler avlanmayı eğer zengin ailedenseler. Hayatları da kızların 18 ine gelir gelmez baloya gidip burada tanıştıkları bir genç ile evlenmelerinden ibaret.

Mansfield Park'ta da hayat bu şekilde. 10 yaşında zengin teyzesinin evine daha iyi yetişmesi için getirilen Fanny, sessiz sakin içine kapanık bir kız çocuğu. Kuzenleri Tom, Edmund, Maria ve Julia ile yukarıda saydığım gibi bir hayatın içinde buluyor kendini. Ve bu süreçte kendisini aileye kabul ettirirken gençliğe geçişteki aşkını ve kendi duygularını ifade edip gerektiğinde 'hayır' demeyi öğrenmesini keyifle okudum ben.

Jane Austenin yarattığı tüm karakterler aşırı canlı , aile hayatı o kadar net çiziliyor ki gözünüzün önüne gelmemesi mümkün değil zaten. Bu sıcaklık, konuşmalardaki bu doğallık için bile okunur Austen. Mansfield Park için spolier vermeden söyleyeceğim tek şey son 50 sayfada Edmund'un duygularını daha uzun okumak isterdim. Ama Austen kadın karaketer üzerinden yazmayı sevdiği için belki de burayı daha kıs anlatmıştır bilemiyorum.

Kış günlerinde elinizde bir fincan kahve ile çok güze gider bence...