Onu kıskanmadan takdir edebilirim...





Bir edebiyat şöleni, 1500 sayfalık bir lezzet Kasvetli Ev. Victoria Devrinin en büyük yazarı Dickens'ı  ne zaman okusam mutlu oluyorum ama bu seferde böyle bir şölende kaybolmak beni gerçekten mest etti.

Romanın ilk sayfasında 56 kişiden oluşan bir karakterler listesi var , kabul ediyorum ilk başta bu biraz korkutucu ama sayfalarda ilerledikçe hepsiyle dost olmaya başladım. Son sayfa bitip kapağı kapatınca ise ayrıldığıma üzüldüm diyebilirim.

Kasvetli Ev'de yazıldığı 1853 yılına göre çok farklı diyebileceğim bir teknik var, 2 ayrı anlatıcı üzerinden ilerliyor roman. İlk anlatıcımız yazar, 3. kişi olarak kahramanların bir kısmını anlatıyor, diğer anlatıcı ise roman kahramanlarından Eshter Summerson. 

Esther, geçmişte yaşadığı olayları hatırlayıp defterine yazıyor, bu sırada yazar da Dedlock ailesi ve yakın çevresinin aynı tarihte yaşadıklarını anlatıyor. İlk başta  karakter adı geçiyor demiştim ama romanımızın başrolü Esther'in. 

Ama romanda sokak çocuğu ve çöpçü de var, Leydi de , evin kahyası da avukatlar da. Toplumun her kesiminden, her yaşta kişiyi aynı mesafede durarak anlatıyor.

Kasvetli Ev'de ana konu Chancery Mahkemesinde onlarca yıldır süren bir miras davasının tarafları ve yaşadıkları. Taraflardan biri John Jarndyce 60 lı yaşlarda bekar uzak akrabası olan 2 gence ve Esther'e hamilik yapmaktadır, onları 20 li yaşlarının başında adı 'Kasvetli Ev' olan evinde yaşamaya davet eder Miras davasından çok bunalmış ve mahkemeden elini eteğini çekmiş.  Bu davanın taraflarından biri de Leydi Dedlock, Leydiinin eşi soylu bir beyefendi karısından gelecek mirasa ihtiyacı olmasa da avukatı Tulkinghorn sürekli dava ile ilgili evrakları evlerine taşmaktadır

Tam da bu günlerde bir hukuk yazıcısı olan fakir adam evinde ölü bulunur.  Bu yalnız adamın taşıdığı sırlar sokak çocuğundan Leydi'ye , Esther'den ölümü tespit eden doktora kadar herkesi birbirine bağlar.

Polisiyeden aşka ilerlerken sık sık yıllar süren dava nedeniyle İngiliz hukuk sistemini de yerden yere vurmuş yazar. 

Böylesi bir gözlem gücü, bu kadar farklı insanı böylesi her ayrıntısı ile anlatabilmek tam bir ustalık. Okunması kolay diyemem hiç kimseye ama gerçek edebiyat severlerin çok keyif alacağı yıllar boyu unutamayacağı bir eser. İyi ki okudum diyorum.

Yapı Kredi Yayınlarından okudum ben çevirisi Aslı Biçen'e ait tek kelime ile mükemmeldi. Böylesi bir eseri bu kadar titiz ve kusursuz çevirdiği için kendisine de sonsuz teşekkür ediyorum.


Podcastini dinlemek isteyenler Tık tık


Sevgiler

Sevim