Aşkın hiç bir zevkini yaşamadan tüm cezasına katlandım...






Gurur ve Önyargı ile başladı Jane Austen aşkım Emma ile devam etti. Tasvirleri bu kadar canlı, bu kadar sıcak ve okurken insanın içini ısıtan karakterleri okurken mest oluyorum. 42 yıl yaşayabilmiş Austen, ne kadar kısa ve o kadar kısa ömre sığdırdığı kitaplarla milyarlarca okura hala eve 200 yıl sonra hala ulaşabiliyor.


Akıl ve Tutku'da da evlenme çağında genç kızlar var yine. O yılların klasik İngiliz taşrası hayatı. Başıboş, gerçekten başıboş kadın ve erkekler. Hiç kimse çalışmıyor, çay toplantıları, uzun yürüyüşler, kağıt oyunları, kadınların el işleri erkeklerin avlanması dışında işleri olmayınca tek dertleri kim kiminle evlensin diye düşünmek doğal olarak.

Ana karakterlerimiz mantıklı Elinor ve duygusal Marianne. Onları maddi açıdan zora sokan ağabeyleri John yüzünden evlerinden küçük bir kasaba olan Bath'a ( ki bu kasaba yazarın ömrünün büyük bir kısmını geçirdiği yer ) taşınırlar. Burada tanıştıkları komşuları Albay Brandon, Willoghby, Mrs Jennings ve bu kasabada da ziyaretlerine gelmeyi ihmal etmeyen  yengelerinin erkek kardeşi Edward Ferrars , ile hayatları renklerin kızların. Yaşadıkları aşklar, evlilik planları bu planların bozulması, aldatmalar ile yer yer kızlara üzüldüğüm yer yer kızdığım ama çok sevdiğim bir roman oldu benim. 

Tek sıkıntım genel olarak çevirilerini sevdiğim Hamdi Koç'un bu çevirisinde aşırı zorlanmam oldu. Cümleleri virgülle öylesine uzatmış ki, sonuna gelince başı unutuluyor bir daha okumak zorunda kalıyor, yer yer de anlamlar kayboluyor.

Sevgili Eren'de yeni okumuş çok beğendim demişti. Sanırım başka yayınevinden okumuştu ama.  Onun da yazısı şurada Tık Tık

Rus klasikleri gibi zorlayıcı değil bence okuyun. 200 yıl önce İngiltere'de kadınlar sadece evlenmek için vardır felsefesini bir kez daha görün.

Sevgiler

Sevim