Fakat hayatta her şeyin bir sonu vardı...





Bulgakov'un okuduğum 4. kitabı oldu Ölümcül Yumurtalar. Genç Bir Doktorun Anıları
içlerinde en sevdiğim olmuştu, en gerçek olanıydı.  Köpek Kalbi ve Usta ve Margarita
ise daha fantastik. Ölümcül Yumurtalar ise en sıra dışı olanı bence. 

Profesör Viladimir İpatyeviç Persikov her zamanki gibi laboratuvarında çalışırken ilkel organizmaları inanılmaz derecede arttıran bir kızıl ışın keşfeder. Tam da o sırada ülkedeki bütün tavuklar ölünce hükümet acil olarak tavuk sayısını arttırmak için bu buluşu alır ve kullanmaya başlar, oysa ki daha bunun ne olduğunu nasıl kullanacağını profesör bile bilmemektedir. Aslında küçük sayılabilecek bir karışıklıkla  bu ışın kullanılınca korkunç olaylar meydana gelir.

Konusu kısaca böyle, zaten kendisi de çok kısa bir kitap. Sevdin mi diyecek olursanız bloguma sık uğrayanların tahmin edebileceği gibi ne yazık ki pek sevmedim. Bilim kurgu ve hiciv karışık diyor yorum yapan pek çok okur ama ben hiç bir yere Stalin'i yerleştiremediğim için sevmedim bilim kurgu ile karşık hicivi

Ama çıkarılacak çok önemli bir ders var bu kısacık romandan. Bırakınız bilimi bilim insanları yapsın. Hatta sadece onlar konuşsun bu konuda yoksa felaketler her an kapımızı çalabilir. 

Sevgiler
Sevim

Not: Yazarın diğer kitaplarının isimlerinin üzerine tıklarsanız onlar ile ilgili yazıma da erişebilirsiniz