İnsanoğlu uygarlık yolundaki kanlı ilerleyişine başlamadan önce, ilkelliğin karanlığına giderek daha çok batmaya mahkumdur...





Jack London, favori yazarım diyemem aslında, yazdıkları sert olduğu için belki bilemiyorum ama aramda hep bir mesafe var kendisiyle. Dünya Edebiyatı için çok önemli bir isim olduğundan her yıl 2 3 kitabını okumaya çalışıyorum yine de.

Kızıl Veba arkadaşlarımın son derece güzel dediği için seçtiğim bir kitap oldu, kısacık 60 sayfa normalde 1 saatte okuyabileceğim kitabı içine düştüğüm şok durumu nedeniyle 7 8 saatte ancak okuyabildim. Her sayfada durup dinlenmek, derin nefesler almak zorunda kaldım. İleri görüşlü olmak , hayal gücü ne denirse adına Jack London bunların zirve noktası sanırım. 

Yıl 2073 ; dede Granser 3 torunu Edwin, Tavşandudak ve Hu-Hu'ya bundan tam 60 yıl önce yani 2013 de yaşanan Kızıl Veba salgınını, bu salgından insanlığın nasıl yok olduğunu anlatır. O güne kadar üniversitede profesör olan James Howard Smith 'in ve tüm insanlığın hayatı gözle görülemeyen küçücük mikroplar dolayısıyla bir anda biter. İnsanlar bir kaç dakika içinde gözler önünde ölür, mikrobiyologlar canları pahasına ilaç bulmaya çalışsalar da Kızıl Veba onlardan daha hızlıdır ve başka insanları kurtarabilmek için çalışırlarken canlarından olurlar. Tabi ki aç gözlüler de vardır insanlar arasında ölenlerin mallarını yağmalamaktan mutlu olan...

Kitabın içinden bir kaç satırı sizlere yazdığımda neden çok etkilendiğimi daha iyi anlatabileceğimi düşünüyorum ;
*2010 nüfus sayımına göre dünyada 8 milyar insan yaşıyordu.
*Kablosuz haberleşme aygıtlarıyla iletilen haberlerde...
*çok daha fazla sayıda insan, kendilerini her yerde bulabilecek ölümden kaçmak için milyonlar halinde şehirleri terk edip deliler gibi kırlara doluşuyordu, tabii ki mikrobu da beraberinde taşıyorlardı...
*Laboratuvarlarında Kızıl Ölüm mikrobu üzerinde çalışırlarken ölüp gidiyorlardı...

Tanıdık değil mi son 14 aydır yaşadıklarımızın 100 yıldan fazla zaman önce yazılmış olması beni çok sarstı. Şu an Covid19 konusunda insanlık çok ilerlemiş olsa da pek çok aşı bulunmuş, bu sayede ölümlerin azaldığı görülse de ne yazık ki henüz yenebildiğimiz bir virüs değil. Bu süreçte pek çok sağlıkçı başka canları yaşatabilmek için hayatını kaybetti, hepsine sonsuza kadar minnettar kalacağız, tabi ki aşı için de canla başla çalışan uzmanlara da. 




Çevirmenin son satırlarda yazdığı her şeye ben de katılıyorum umuyoruz ki hiç bir pandemi Kızıl Veba gibi insanlığın sonunu getirmiş olmasın ama ne ne yazık ki insanların birbirine gösterdiği şiddet sahneleri hala var ve bu bizim en büyük ayıbımız.

Mutlaka Mutlaka Mutlaka okuyun
Sevgiler
Sevim

Not: Covid19 sebebiyle ilk sağlık kaybımız olan Prof Dr. Cemil Taşçıoğlu'nu minnet ve saygıyla anıyorum. Ruhu şad olsun. Fotoğrafı Google'dan alıuntıdır.