Mayıs 15, 2018

ÇEVİRİ

Çevirmek mi Yeniden Yazmak mı ?


Madem bir kitap blogu sahibiyim, madem çok okuyorum ve ne yazık ki başka bir dili o dilde okuyacak kadar iyi bilmiyorum, o yüzden çeviriler ile ilgili düşündüklerimi yazmak istedim bugün.




Sosyal  medya hesabımda geçen hafta paylaşmıştım bir çeviri örneğini. Jules Verne ' olmayacak duaya amin demenin yararı olmadığından ' dedirtmiş bir kahramanına... Yani tabiki Fransız usta  bu deyimi bilmediği için böyle yazmamıştır orjinal metinde ama çevirmen yazarın böyle demek istemiş olabileceğini farzettiği için biz de bu şekilde okumak zorunda kalıyoruz.

Yine aynı kitapta bir paragrafta arka arkaya geçen kelimeleri de buraya aktarayım : mizana gabya yelkeni,  grandi babafingosu, trinkata ve kotra flok, uskuna... Jules Verne - aslında öyle olmasa bile - ülkemizde çocuk kitapları yazarı olarak tanınıyor; aranızda sözlüksüz bunları anlayabilecek çocuk yada büyük var mı çok merak ettim doğrusu.

Aynı kitaptaki en güzel örneği sona sakladım. Okumaya dayanabildiğim 70 sayfa içinde hep yeni bir kelime var. FANTAZMATİK.... Tabi ki böyle bir kelime dilimizde yok. Çevirmenin ' imgeleminin ' ürünü...

Yıllarca Stefaz Zweig okumama da yine bir çevirmen sebep oldu. İlk elime aldığım kitabında yine okumayı zorlaştıran aslında çok daha fazla kullanılan ve anlaşılan hali varken sanırım daha süslü dursun diye seçilen kelimeler vardı. En net aklımda kalanı TİRAN...

Bir kaç ay önce okduğum Martin Eden çevirisi de ne yazık ki çok kötüydü ve kitaptan tat almama engel oldu. Çevirmen ; imgelem, faydacıl, ayırtına varmak, duyumsamak, muştulamak, duyarlık, düşlem, irliktiriz gibi kelimeler ile kitabı okunmaz hale getirmeyi başarmıştı.

Bu ve buna benzer örnekleri görünce çevirmenlerin yazarları sanki biraz kıskandığı esere kendilerinden birşeyler ilave etmek istediğini düşünmeye başladım. Biraz ilginç gözükmek, yada ben neler biliyorum bakın diye göstermek için bir çaba içindeler sanki. Yoksa o çevirmen de günlük hayatında bir arkadaşına ' sana bir MUŞTUM var ' demiyordur herhalde.

Benim için çevirmen o metni çevirir. Yazarın kendi dilinde ifade ettiği şeyi bizim dilimizde en kolay okunabilecek, anlaşılabilecek şekilde aktarmalıdır. Hiç kimsenin kullanmadığı sözcükleri değil, dilimizde yaygın kullanılan karşılığını kullanarak yapar çevirisini. Muhteşem bir sanat eserine ilaveten sanat katmak gibi bir görevi yoktur, hatta bunu söylemem ne kadar doğru bilmiyorum ama Jack London' a, Stefan Zweig'e yada Dostoyevski'ye birşeyler ilave etme haddi de yoktur. Dünyanın en büyük sanatçısının demediği bir şeyi dediğini hayal etmek bence o yazarlara saygısızlıktır.

İşini hakkı ile yapan muhteşem çevirmenler de var ülkemizde onlara saygım sonsuz. Bir yazımda bahsetmiştim, burada tam sırasıyken yeniden hatırlatayım. Rusça çevirisi olan bir romanda sık sık Fransızca kelimeler orjinal dilinde bırakılmış, altta yada kitap sonunda dipnot olarak Türkçeleri yazılmıştı. Neden böyle olduğunu çok merak edip çevirmene sosyal medya hesabı üzerinden ulaşıp sordum. Verdiği cevaba gerçekten hayran oldum. 'Dostoyevski yada  Tosltoy orjinal metni  yazarken o şekilde yazmayı uygun bulmuş, yazarın seçimene saygı ve uygunluk nedeniyle bu şekilde tercih ediyoruz yayınevi olarak' .

İşte benim de istediğim bu ... Ben ' Allah müstehakını versin ' diyen Raskolnikov, ' inşallah ' diyen Lennie Small , ' sağlığınıza duacıyım ' diyen Dorian Gray, ' iti an çomağı hazırla' diyen Quasimodo, ' eşeğin aklına karpuz kabuğu kaçırma' diyen bir Mr. Darcy okumak istemiyorum.  Jules Verne' nin kahramanı olmayacak duaya amin diyor  madem , yukarıda adı geçen ünlü kahramanlar da bizim atasözü ve deyimlerimizi her an kullanabilirler diye korkuyorum. Kahramanlar da müjde desin, hayal gücü desin, hissetmek desin istiyorum. Çok mu şey istiyorum?

Sevgiler
Sevim

30 yorum:

  1. Çeviri kadına benzer "Güzeli sadık olmaz, sadığı da güzel olmaz" derler SevKoz'cuğum:))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Vayyyyy hiç duymamıştım ama işte sadık olmayıp bir Fransız kahraman Türk deyimi kullanınca komik oluyor, eskiden video filmler vardı ya onların çevirisi gibi :))

      Sil
    2. Ama yazdım bu sözü bi kenara

      Sil
    3. Evet yaz yaz çok lazım oluyooorrr :))

      Sil
  2. Çok ince bir çizgi sanırım çeviriyi güzel yapabilmek. Hem akıcı olacak, hem özüne sadık . Bazen birebir çevirmemesi gerekiyor bazen olduğu gibi bırakması. Zor iş. Güzel yapanlara sonsuz teşekkürler dünyamızı genişlettikleri için :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle çok zor.. O yüzden bir yabancı dili iyi biliyorum diyen herkes kitap çevirmemeli. Kitap çevirmenliği iyi bir Türkçe ve iyi bir edebiyat bilgisi gerektiriyor. Ekstra para kazanmak için kendi mesleğine ilave olarak yapılacak bir faaliyet değil bence

      Sil
  3. Çevirmen yüzünden kenara koyduğum çook kitap var.
    Benim en etkili örneğim; Kitap Hırsızı.. Bir kitap bu kadar mı değiştirilir.. Bu kadar mı itici hale getirilir şok olmuştum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben kitabı okumadım filmi izlemiştim.

      Sil
  4. Çok güzel bir konuya değinmişsiniz. Çeviri yapmak bazen yazmaktan bile zor oluyor ve herkes başarılı olamıyor ne yazık ki.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Maalesef Gizem
      Ve bu yüzden bir yazardan bir kitaptan vazgeçiyor insan

      Sil
  5. Geçen hafta arkadaşlarımla tartıştığım bir konuydu. Yazdığınızı görünce hemen okudum. Çeviri yapmak gerçekten çok zor bir iş aynı anlamı çıkartamıyorsun sonuçta her dilin kendine özgü işleyişi, özlü sözleri ve daha niceleri var. Ancak haklısın çeviri yapacağım derken göz çıkarıyor çoğuları. Bu konuya değindiğin için çok teşekkür ederim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ya çevirmen olmak sadece o dili bilmek gibi anlaşılıyor bizde ama değil
      Kitap çevirisi edebi bir meslek bence

      Sil
  6. Çok incelikli bir konu yazdığın. İyi çeviri tadından yenmiyor ama kötü bir çeviri de insanı kitaptan soğutuyor. "Her kitabı kendi dilinden okuyabilsek keşke!" diye bir hayalim var ve hayal kurmak çok nefis bir şey. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ahh Özlem ahh keşke ya 5 6 dili iyi okuyup yazabilmek o kadar isterdim ki..

      Sil
  7. ivit çok doğru diyon sen :) iki türlü çeviri var. biri, translation, yani çeviri, diğeri de trans creation, bu da yaratıcı çeviri, aslında ikincisi daha iyi ancak yukarda verdiğin örneklerdeki çeviriler yanlış, çevirmen kendi diline göre çeviri yapamaz, çevirmen istedi diye o eserle oynayamaz, bu nedenle edebiyat çevirisini edebiyatı iyi bilenler yapmalı tabii ki :) ben bir don kişot çevirisi okudum, yazar ikide bir araya girip cümlelerin arasında açıklama yapıyordu :) ona neyse, bizde ucuz olsun diye genelde öğrencilere çevirtiyorlar, kötü oluyor tabii, çevirmen çok önemli bir çeviri kitabı alırken :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O an ucuza geliyor da ne oluyor bir sürü kişi o yayınevinden bir daha kitap almıyor zarar daha çok büyümüş oluyor....

      Sil
  8. Dediğiniz gibi bence de sade bir dille çevrilmelidir ve Yazarın anadilinden farkı yazdığı dilleri dipnot olarak yazmaları daha iyi olur.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Valla sadelik bir yana çevirmen FANTAZMATİK diye kelime eklemiş Türkçe ye daha ne olsun

      Sil
  9. Bazı kitapları sırf çevirisi yüzünden okuyamadığım gerçeği :(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Valla ben Jules Verne kitabının yayınevine yazdım içimdekileri ohh rahatladım.. Bir daha da o yayınevine benim için yoktur

      Sil
  10. Bütün eleştilerine katılıyorum. Hele de o atasözleri, deyimler yok mu...:)

    Çeviride tercih edilen kelimenin eski oluşu, ancak yazarın kendi dilinde eski bir kelimeyi-yazım uslubunu seçmişse onu yansıtmak için olabilir zannımca.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Valla Martin Eden da Mark Twain böyle bir üslup seçmemiştir kanımca başka bir yayınevinden de okuyacağım ama o zaman anlarım

      Sil
  11. Aslında çevirmenlerin yazara bir şey katma amaçları yok. Bazılarının çevirinin altında kalıp kaçış yolu bulmaya çalıştıkları durumlar bunlar. Ve ne yazık ki sizin de belirttiğiniz gibi birçok çeviri eserde bunlara rastlamak mümkün.

    Paylaşım için teşekkürler!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dün akşam Gazap Üzümleri ni okuyordum ki Tom Joad İnşallah dedi kardeşine artık diyecek hiç bir şeyim kalmadı

      Sil
  12. Çevirmenlerin işi de zordur. Hem kitabın aslına sadık kalmaya çalışacak; hem kitabın yazıldığı dönemin sosyokültürel hâlini unutmayarak kullanılan dili hitap edeceği dilin okuyucularına uygun çevirmeye çalışacak falan filan. İyi bir çevirmen de iyi bir yazar gibi önemlidir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tabi ki çok zor işte tam da bu yüzden bu işi mesleği olanlar yapmalı diyorum ben. Her iyi İngilizce Fransızca VS bilen roman çevirmeye kalmamalı..

      Sil
  13. "Eşeğin aklına karpuz kabuğu kaçırma" diyen bir Mr. Darcy hayal edemedim :-) Ama yazdıklarında tamamen haklısın. Maalesef bazı çevirmenler kitapları ve karakterleri çok Türkleştiriyor. En son Levana ve Winter kitaplarında bunu yaşadım. Hiç unutamadığım bir örnek de "Ağlarsa anam ağlar, gerisi yalan ağlar" diyen Heidi :-)

    YanıtlaSil
  14. Bu arada seni bir mime davet ettim. İlgini çekerse yapabilirsin:-)

    YanıtlaSil
  15. Çeviri yapayım derken suyunu çıkarmış

    YanıtlaSil

Beş Sevim Apartmanı - Mine Söğüt

Akşam Bir Rüya Gördüm Bazı yazarlara geç rastladığım için üzgünüm. İsmini çok iyi bilmeme, gazeteci kimliğiyle tanımama rağmen romanlarını...