Nisan 29, 2019

Usta ve Margarita - Mihail Bulgakov

Usta ve Margarita


Bundan dokuz ay kadar önce tanıştım Bulgakov ile . Genç Bir Doktorun Anıları   ( okumadıysanız göz atabilirsiniz ) sevdiğim kitaplar arasında yer aldı. Henüz yirmili yaşların başında olan doktorun içindeki başarma azmi etkilemişti beni. Aradan geçen zamanda yazarın başka bir romanını okumamıştım. Usta ve Margarita hem raflarda hemde blog ve sosyal medya hesaplarında çok sık karşıma çıkan bir roman olduğu için yazarla dostluğuma bu roman ile devam ettim.





Usta ve Margarita yı okumayıp bookstagram hesaplarında yada bloglarda yorumuna denk gelenler çok çok büyük çoğunlukla şu yorumu gördüler benim gibi ' Çok büyük bir sistem eleştirisi, Stalin dönemini yerden yere vuruyor yazar devleti hicvediyor.' Bu yorumları yazan arkadaşlar dönem Rusya' sı hakkında ne kadar bilgi sahibi bilemiyorum ama ben kitabı okuduğumda devlet yönetimi ile ilgili hiciv anlayamadım. Bunun nedeni Rusya tarihini, Stalin  dönemimde yaşananları bilmiyor olmam muhtemelen.

Blog yazılarımı da bir arkadaşıma kitap anlatır mantığı ile yazdığım, başka sayfalardan kopyalamadığım için şimdi burada büyük büyük laflar etmeyeceğim. Gerçekten anladıklarımı, hissettiklerimi anlatacağım yine . Kitap Rus halkının yaptığı hatalar ile ciddi ciddi dalga geçiyor, sanat dünyasında olanları - hani bizde de eskiden bir laf vardı başrole giden yol yönetmenin yatağından geçer diye - bu gerçeği anlatıyor. Bir gün önce saygı ile önünde eğildikleri dergi editörü ölünce arkadaşlarının onun yerine geçebilmek için ne kadar acımasız olduğunu gösteriyor.

Usta ve Margarita bir Rus klasiği değil, baştan sona fantastik bir roman. Şehre inen şeytan, yardımcıları, o şeytanın kehanetleri, kara büyü gösterileri havada uçuşan rubleler, rublelerin dolara yada kağıt parçalarına dönüşü gibi okurken kahkahalar attıran ama düşününce insanoğlunun aç gözlülüğünü gözler önüne seren olaylar var.

Usta yazdığı romanı bir türlü yayınlatamayan ve hayattan neredeyse vazgeçmiş durumda olan bir yaza ve Margarita'da ustanın büyük aşkı. Süpürgesine binip uçuyor şeytan ile yaptığı işbirliği sayesinde.

Ustanın yazdığı roman Pontus Pilatus ile ilgili. Pontus Pilatus kim diyecek olursanız Hz. İsa'nın çarmıha gerilmesi emrini veren vali. Bu konuda yazılan bir eser ile ilgili hayır cevabı alan Usta sanata küsüyor adeta

Keyifli bir roman Usta ile Margarita, ama okumadan önce Stalin dönemi nasıldı, neler yaşandı halk ve sanat dünyası bu ollaylardan nasıl etkilendi araştırıp öğrenilirse kitap daha anlaşılır olacaktır mutlaka. Ben okuduğumun ancak yarısını anlayabildim sanıyorum diğer yorumlara bakınca

Aranızda okuyan varsa ve beni anlamadığım yerler konusunda aydınlatabilirse sevinirim

Sevgiler

Nisan 23, 2019

Şeker Sokağı - Necip Mahfuz

Şeker Sokağı- Kahire Üçlemesi 3


Ve Abülcevat ailesi ile veda vakti... Otuz yılını birlikte geçirdiğim, aşklara , evlenmelere, boşanmalara , doğum ve ölümlere şahit olduğunu ailenin 1300 sayfalık öyküsü Şeker Sokağı ile son buluyor.


Saray Gezisinde (  okumadıysanız tık tık  ) Ahmet Beyi
Şevk Sarayında ( yine tık tık   )çocuklarının hayatını okumuştum daha çok . Şeker Sokağı ise Ahmet Beyin torunlarının hikayesi. Torunların siyasi hayatları ve  aşkları ... Zaman o kadar hızlı ilerliyor ki; İlk kitap olan Saray Gezisinde henüz on yaşında olan Kemal son kitapta kırklarına gelmiş bir İngilizce öğretmeni ama daha çok düşünür...






Mısır da yaşanan  siyasi ve ekonomik gelişmelerin ailenin tüm hayatına etkisi iyice hissediliyor bu kitapta, ayrıca Ahmet Beyin yaşlanmış olması sebebiyle otoritesi kalmadığı için hem torunlar hem çocuklar hem de Emine Hanım artık daha özgür... Mısır ise daha karışık, ailen,in her ferdinin iç hesaplaşmaları daha derin. Her biri kendisiyle daha çok konuşuyor, bize kendini daha çok anlatıyor.


Okumayı çok istediğim bu dev eseri bitirdiğim için gerçekten mutluyum şimdi.
Konudan çok üç kitapla ilgili ilgimi çeken beni çok şaşırtan ve üzen konuları da kısaca yazayım size 

Mısırda 1910 dan 1950 lere kadar on iki, on üç yaşındaki çocuklar dahi siyasetle politikayla aşırı derecede ilgiliymiş, ülkenin işgal altında olması mı buna etken, yoksa şimdi teknoloji deyip çok sevdiğimiz esaretimizin olmamasını bunda etken bilemiyorum ama her akşam ailenin toplanıp sohbet etmesi nedeniyle aile içinde konuşulan bu konular çocukları hem bilgi sahibi hem de taraf yapıyor. Şimdi ülkemizde o yaşta bir çocuğa siyaset hakkında bir şeyler sorsak cevap alabileceğimizi sanmıyorum.

Canımı sıkan beni en çok üzen konu ise kadın erkek eşitsizliği oldu. Erkeklere hak olan en basit bir olay bile - fiyatı daha ucuz olduğu için kadın erkek karışık yolculuk yapılan vagona binmek gibi - kadın yaptığı zaman o kadının " hafif " olarak sınıflandırılması. Ne yazık ki ülkemizde bir çok yerde hala süren bu eşitsizliği okumak ve hala var diye düşünmek kolay olmadı benim için

Birde o yıllarda ülkenin İngiliz işgali altında olması sebebiyle sanırım ilkokullarda bile İngilizce dersleri olması, üniversiteye kadar bunun sürüp gitmesi de şaşırdığım bir başka konuydu.

Mısırın siyasi tarihi ile ilgili kısmında  aynı evden yetişen iki zıt kutup kardeşi ise gülümseyerek birazda acıyarak okudum.

Ben bu aileyi çok benimsedim, şimdi neredeler nasıllsa acaba diye bile merak eder oldum neredeyse...

Necip Mahfuz ile mutlaka tanışın
Sevgiler

Nisan 18, 2019

Esaretin Bedeli Tiyatro Oyunu

Umudumuz Var - Esaretin Bedeli


Pek çoğunuz izlemiştir mutlaka Morgam Freeman'ın başrolünde oynadığı Esaretin Bedeli filmini, benim film izleme alışkanlığım ne yazık ki çok az olduğu için 1994 yapımı bu filmi izlememiştim. 





Bir kaç ay önce Sadri Alışık- Çolpan İlhan tiyatrosunun, Stephen King'in bu eserini oyunlaştırdığını öğrenince umarım Bursa'ya gelir de izlerim demiştim.
Dün akşam bu tadına doyulmaz oyunu gözlerim yaşlı izledim.

Shawshank hapishanesi, cani katiller, tecavüzcülerle dolu korkunç bir yerdir ve kendisini aldatan karısını öldürmekten mahkum Redd buranın gediklisidir. Şartlı tahliye talepleri sürekli reddedilmektedir. Redd'in en büyük özelliği dışarıdan , hapishaneye her tür şeyi - içki, sigara , erotik dergi- sokabilmesidir.

Herkesin masum olduğunu söylediği bu cehenneme bir gün  bankacı Andy Dufresne gelir, o da karısını ve onun aşığını öldürmekten ömür boyu ceza almıştır. Andy'de aynı şeyi söyler 'onları ben öldürmedim'. 




Korkacağı , ağlayacağı üzerine bahislere girilen Andy hepsi için umut kaynağı olur, azim kaynağı olur, başarmanın simgesi olur. Vergi ve bankacılık tecrübeleriyle gardiyanların ve hapishane müdürünün tüm kirli işlerini yapan Andy bu sayede tecavüzcü kız kardeşlerden de korunur bir süre... Hücresinde tek başına umutla bekler kurtuluş gününü...

Tamamı erkek oyunculardan olan kadro harikuladeydi, herkes o kadar yakışmıştı ki rolüne, isimlerini bilmediğim için utanç duyduğum tecavüzcü kardeşler  oyunun yıldızlarıydı. Redd 'i oynayan Kerem Alışık beklediğimin üzerinde bir performans sergiledi, dizilerde denk geldiğimde izlediğimin oyun performansının  üzerinde bir tiyatro oyuncusu olduğunu gördüm. Ses tonu ,vurguları ile sık sık babasını hatırlattı bana. Yine Kaan Taşaner televizyon ekranlarından tanıdığım bir isimdi, ama Andy için muhteşem bir seçim olmuş, yüzündeki muzip gülümseme, gözlerinin içindeki umudun parıltısı ile sahneyi dolduran bir oyunculuk sergiledi. Ayrıca müzikler ve alttan gelen sesler film tadında izlememizi sağladı

Sezon bitmeden son oyunlarda denk gelirseniz izleyin bence... 
Sevgiler





Nisan 15, 2019

Şevk Sarayı - Necip Mahfuz

Şevk Sarayı - Kahire Üçlemesi 2


Muhteşem serinin ilk kitabı olan Saray Gezisi'ni (okumayanlar için tık tık ) geçen hafta anlatmıştım. Bu hafta serinin ikinci kitabı olan Şevk Sarayı 'nı okudum. Yaklaşık bin sayfasını okuduğum bu esere vurulmamak, hayran olmamak mümkün değil sanırım. 1910 lar Mısır'ını öyle bir anlatmış ki Mahfuz ben her satırından çok etkilendim.





Saray Gezisi'nin bitiminden beş yıl sonrası ile başlıyor Şevk Sarayı. Bu arada kitap isimleri ailelerin yaşadığı sokakların adları. Saray Gezisi Ahmet Bey'in ailesi ile yaşadığı evin bulunduğu sokak, Şevk Sarayı Yasin'in öz annesinden kendisine miras kalan evim bulunduğu sokak, üçüncü kitap olan Şeker Sokağı ise evin kızları Ayşe ile Hatice'nin evlendikten sonra yaşadıkları sokak..

Evet Şevk Sarayı aradan beş yıl geçtikten sonra başlıyor, Ayşe ve Hatice artık anne olmuş, evin küçük oğlu Kemal ise liseyi bitirmiş , üniversiteye gitmeye hazırlanan bir delikanlı ve çok aşık. Yasin ise tam babasının oğlu ...

Şevk Sarayı'nda çocukların duyguları, yaşadıkları daha ön planda . Ahmet Bey perde arkasında çocuklar üzerinde baskısını devam ettirse de artık hepsinin kendine ait hayatları da var.

Şevk Sarayı nı okurken bu anlatılanların, bir zamanlar hatta şimdi bile başka bir coğrafyada yaşanıyor olabilme ihtimali o kadar korkutucu geldi ki, sanırım ondan çok etkilendim. Erkeklerin sadece kendileri için yarattıkları bu dünyada kadınların hiç evet hiç bir değeri yok. Kadınlar sadece erkeklerin hizmeti için var. 

Bugün son kitaba başlayarak aile ile vedalaşacağım, iki haftadır o kadar hayatımdalar ki, sanki arkadaş oldum hepsiyle onlardan vazgeçmem kolay olmayacak.

Mahfuz ile illa ki tanışın 
Sevgiler
Sevim

Nisan 08, 2019

Saray Gezisi- Necip Mahfuz

Saray Gezisi- Kahire Üçlemesi 1


Ah Necip Mahfuz... Sen nasıl bir yazarsın ve neden ülkemizde bu kadar az tanınıyorsun. İlk olarak Cebelavi Sokağının Çocukları ( okumak için tık tık ) daha sonra da Midak Sokağı ( yine tık ) okudum ve yazarın kalemine hayran oldum. Kitap okuyor gibi değil de canlı canlı tiyatro da izliyormuşum hissiyle doldum her iki romanda da...

Uzun süredir aklımda Kahire Üçlemesi vardı. Yaklaşık bin üç yüz sayfalık üç roman . Saray Gezisi, Şevk Sarayı ve Şeker Sokağı. Serinin ilk kitabı olan Saray Gezisi ile başladım Salı günü. Bu üçlemede bir ailenin yaklaşık elli yıllık bir dönemi anlatılıyor. Aile içinde yaşananlar ve perde arkasında da Mısır'da ki siyasal iklim.




Saray Gezisi, 1918 yılında başlıyor, İngiliz işgali altındaki Kahire'de hali vakti yerinde bir tüccar olan Ahmet bey ve ailesini tanıyoruz. Ahmet bey; evde fırtına gibi sert, despot, aksi, aşırı kuralcı bir baba. Öyle ki, yirmi küsur yıllık karısı Emine hanım, evlendiklerinden bu yana sokağa asla tek başına çıkamıyor, annesini ziyarete bile ancak kocasının izni ile onun refakatinde gidebiliyor. Ama yine de mutlu ve huzurlu bir kadın Emine hanım. 

Kocasının ilk evliliğinden olan oğlu Yasin ve kendi çocukları Hatice, Fehmi, Ayşe ve Kemal ile birlikte evin işlerini yapmaktan dolayı çok mutlu...

Yasin memur, Fehmi ise ailenin en çalışkanı hukuk fakültesi öğrencisi, kızlar Ayşe ve Hatice ise evde kısmetlerini bekliyor. Kemal dokuz-on yaşın getirdiği çocuk masumiyeti ile koşup oynuyor. 

Ahmet bey ise evde koyduğu bu aşırı kurallara rağmen, her gece arkadaşlarıyla birlikte müzik, içki ve kadınlarla dolu alemlerde...

İşte böyle bir aile İngiliz İşgali altında yaşarken, ayaklanmalar, protesto gösterileri başlıyor sokaklarda ve ister istemez aile kendini bu karışıklığın içinde buluyor...

Her kitabın bir okunma zamanı var sözü gerçekten doğru sanırım sekiz dokuz aydır okumak istediğim bu serinin ilk kitabı Saray Gezisi ni dün bitirdim. Kitabın son sayfasının tarihi 7 Nisan 1919... Çok ilginç bir tesadüf oldu benim içinde ..Tam yüz yıl önceki gün...

Hemen ikinci kitap olan Şevk Sarayına başlıyorum .Aileden uzak kalamayacağım sanırım

Sevgiler
Sevim

Nisan 01, 2019

Yüreğinin Götürdüğü Yere Git - Susanna Tamaro

Yüreğinin Götürdüğü Yere Git


Bir kaç gün önceydi; en sevdiğim çevirmenlerden olan Eren Yücesoy Cendey instagram hesabında Yüreğinin Götürdüğü Yere Git romanının İtalya'da yayınlaşının yirmi beşinci yılı nedeniyle yapılacak kutlamadan bahsetmişti. Ve bir de not ilave etmişti ' Bugün olduğumuz kişi olarak yeniden okumanın tam zamanıdır. ' 

Öyle yaptım bende yirmili yaşların hemen başında okuduğum bu şahane kitabı bir kez daha okudum. O kadar iyi geldi ki, içimi nasıl ifade etsem bilemiyorum ama sıcacık, yumuşacık yaptı sanki.




Anneannenin torunu için tuttuğu bu günlük, ona ithafen yazdığı mektuplar kendisini sorgulatıyor insana. Artık seksen yaşında olan Olga; kendi çocukluğunu, genç kızlığını, evliliği, erkenden ölen kızı İlara'yı ona karşı hislerini anlatıyor bu satırlarda artık uzakta olan torununa.

Neredeyse her sayfada altını çizecek bir cümle bulmak mümkün, bende böyle düşünüyorum, yada aslında doğru söylüyor olaylara bu açıdan baksam  daha rahat ederim dediğim cümleler ile dolu Yüreğinin Götürdüğü Yere Git.

Pek çoğunuz daha gençken okudunuz biliyorum, o zaman torunun bakış açısıyla hayata bakan dostlarım, şimdi anne yaşlarındalar. Olga'nın yaşına gelmemize epey var bu yüzden yeniden okuyun derim ben.

Bahar bize göz kırparken çok iyi gelecek ruhunuza. Uzun zamandır yapmadığım bir şey yapıp kitaptan bir kaç alıntı paylaşayım.

Sevgiler
Sevim

**Ölüler yokluklarıyla değil de - onlarla bizim aramızda - söylenmeden kalan sözler yüzünden keder verirler asıl

**Mutluluğun hep bir nesnesi vardır, bir şeyler yüzünden mutlu olunur, varlığı dışarıdan bir olaya bağımlıdır. Oysa neşenin nesnesi yoktur. Belirgin olmayan bir nedenle sarar seni.

**Anlayış ve yüzeysellik, yaşla değil herkesin hak ettiği yolla ilgilidir.

Beş Sevim Apartmanı - Mine Söğüt

Akşam Bir Rüya Gördüm Bazı yazarlara geç rastladığım için üzgünüm. İsmini çok iyi bilmeme, gazeteci kimliğiyle tanımama rağmen romanlarını...