Mutluluğu yarına bırakmak karşıya geçmek için nehrin durmasını beklemeye benzer. Bilirsin o nehir hiç durmaz...




19 yada 20 yıl önceydi tek bir oturuşta okumuştum Kızıl Nehirler'i. Soluğum kesilmiş, büyülenmiş ve ciddi olarak ürpermiştim. Aradan bu kadar yıl geçince bir kez daha okumak istedim ve aynı şeyleri bir kez daha hissettim. Polisiye- gerilim türünün muhteşem bir örneği bence.

Grange; Fransa'nın en çok okunan yazarlarından. Taş Meclisi, Leyleklerin Uçuşu, Kurtlar İmparatorluğu en çok bilinen kitapları. Ülkemizde de çok okunan bir yazar.

Guernon Üniversitesinin genç, içine kapanık kütüphanecisinin cesedi okulun fizik profesörü tarafından nehirde bulunur. Ceset korkunç işkencelerden geçmiş, gözleri oyulmuştur. Buradaki polisin tecrübesi bu olayı çözmeye yetmeyince Paris'ten Niemans çağırılır. 
 
Aynı gün Sarzac'ta bir  erkek çocuğun Jude İtero'nun mezara girilir ve bir ilkokul soygunu gerçekleşir.  Okulda sadece mezarına girilen çocuğun okuduğu yılların fotoğrafları çalınmıştır. Bu olayı da Mağrip'li rasta saçlı polis Karim  Abdoulf araştırmaya başlar. Mezarlık yakınlarında görülen bir aracın sahibini araştırdığında bu kişinin Guernon Hastanesinde çalışan bir hastabakıcı olduğunu öğrenir.  Ama Karim'i bekleyen bir sürpriz vardır.

İki polisin yolu bu olayların birleşmesi ile kesişir. İlkokul soygununun bu kadar korkunç cinayetlerle aynı noktaya bağlandığını kabul etmek zor olsa da bu ortaya çıktığında nedeni kadar bu caninin kim olduğuna ulaşmak için kovalamaca başlar.

Son sayfaya gelene kadar kendinizi zeki sanıyorsunuz, olayların nedenini ve katili çözdüğünüzü düşünüyorsunuz ama ne yazık ki yanılıyorsunuz. En azından ben son sayfada yanlış okuduğumu düşünüp bir kaç kez okumak zorunda kaldım. Yazar çok farklı bir kurgu ve çok farklı bir son planlamış. Asit yağmurları, genetik geçişler, sağlıklı ve zeki süper insanlar yetiştirmek için çalışmak gibi bilimsel olaylara da değinen bir kitap. 

Filmine de göz attım ama yani filmle kitap bu kadar mı ayrı olur, bu kadar mı kötü senaryolaştırılır hayretler içerisindeyim. Yani şöyle söyleyeyim başkahramanın adı ve tipi değişmiş. Roman boyunca Grange; Karim'in Mağrip'li (Batı Afrikalı) olması ve saçları üzerinde o kadar duruyor ki filmde beyaz bir adam görmek sizi şoke ediyor. Ayrıca kitabın en iyi yerlerinden biri çocuğun isminin söylenişindeki fonetiği/vurgusu erkek çocuk aranırken kız olduğunun ortaya çıkması kısmı filmde tamamen değiştirilmiş. Mezardaki isim yanlış yazılmış Çocuğun annesinin mesleği farklı ki bu da kitabın ana kurgusu aslında .. Tabi sonu da farklı . Böyle olunca filmi izlediyseniz bile kitabı mutlaka okuyun diyebilirim sadece.

Sevgiler, 
Sevim