Başkalarının mutlu olmadığı bir dünyada tek kişi mutlu olamaz...





Ah Suat Derviş, canım Suat Derviş. Sen nasıl bir kadınsın nasıl bir yazarsın ki böylesi aristokrat bir ailede doğup, Berlin'de okuyan ama ülkenin kıyı kenar mahallelerinde yaşayan - varoş - diyebileceğimiz insanları bu kadar gerçek anlatabiliyorsun. Fosforlu Cevriye de aynıydı, Ankara Mahpusu da... İnsanlığın hiç değişmediğini ve iki yüzlülüğümüzü ortaya öyle bir döküyorsun ki sana hayran oluyorum her seferinde.

1957 yılında Fransa'da  Zeynep İçin adıyla yayınlanan roman 1968 de ülkemizde Ankara Mahpusu adıyla yayınlanmış. İki adı birleştirince ortaya konusu çıkıyor aslında, büyük aşkı Zeynep için hapis yatmış Vasfi'nin hikayesi bu ve derinlerde de bu cinayete sebep olan Zeynep'in.

Vasfi'nin hapisten çıkması onu kurtarmaz daha da mahkum eder aslında, cinayetten hüküm giymiş cezasını çekmiş biri olarak dışarıda ne iş bulabilir, ne de barınacak ev. Vasfi'nin çaresizliği ile birlikte onu cinayete götüren sebepleri de anlatmış Suat Derviş Zeynep'i ve onun çıkarcılığını...

Okurken yine kendimi sorguladığım bir eser oldu, bir arkadaşım cinayet işlese cezasını tamamlayıp özgürlüğüne kavuştuğunda ona eskisi gibi davranabilir miyim, yada iş yerimde böyle birine gönül rahatlığıyla iş verebilir miyim? Dürüst davranmak gerekirse yapamam sanırım işte bu gerçekte yüzleştiriyor Suat Derviş bizi. Bir de sadece zengin diye bir erkekle/kadınla evlenen amacı yaşadığı hayattan kurulmak olan insanların hep var olduğu olacağı gerçeğiyle...

Kitap ile ilgili podcast yayinima ulaşmak isterseniz Tiklyabilirsiniz

Okuyun bence seversiniz
Sevgiler
Sevim