Bence biz kör olmadık, biz zaten kördük.  Gördüğü halde görmeyen körler...


 Okunması en zor yazarlardan biri sanırım  Saramago . Noktalama işaretleri farklı, karşılıklı konuşmalar metinde düz yazının içinde.  Ama ülkemizde de ,dünyada da hep çok okunanlar arasında yer alıyor.

1998 yılında aldığı Nobel Edebiyat Ödülünün gerekçesi olarak ' Bizim aldatıcı gerçekliği bir kez daha kavrayabilmemizi sağlayan, hayalgücü, merhamet ve ironi ile oluşturduğu kıssaları'  olarak geçmekte. Ne kadar güzel bir ifade aldatıcı gerçekliği kavramak... 

Uzun aylar oldu Körlük okuyalı ve bloga yazalı ama bir türlü yayımlayamadım. Pandemi bitsin, hepimizin yaşadığı bu sıkıntılı günler geride kalsın öyle paylaşayım istedim sizlerle.  Ama hasta ve vefat sayıları azalmak bir yana her gün artıyor, yasaklar hayatımızdan çıkmıyor o yüzden daha fazla beklemenin bir anlamı olmayacak diye yazımı tarzı açısından okunması kolay ama anlattıkları açısından okunması daha doğrusu hazmedilmesi en zor olan kitaplarından biri Körlük hakkında ben de bir kaç kelam edeyim dedim.







Genç bir adamın araba kullanırken bir anda kör olmasıyla başlar roman, ardından gittiği göz doktoru, sonra o sırada muayenehanede bulunanlar, adamın karısı ve bütün ülke...

 Herkes sırayla kör olur ülkede . Bir kişi hariç ; göz doktorunun karısı. İlk başlarda körlerin sayısı yüzlerle ifade edilirken kişiler kullanılmayan hastanelerde karantinaya alınır ama bu korkunç sonuçlar doğurmaya başlar. Çünkü insanın içinde vahşi bir hayvan yatmaktadır.

İnsanoğlunun bencilliğini, korkularını, yalnızlığını bu kadar zorluk içinde bir dostluk olabileceğini ve 'diğerkam' olmayı öyle güzel işlemiş ki Saramago okurken işte tam yaşadığımız şeyler dedim hep . Pek çok kişinin okuduğu, yada konusunu bildiği bir eser hakkında daha uzun yazıp sizleri sıkmak istemiyorum ama eğer okumadıysanız mutlaka mutlaka okuyun

Sevgiler,
Sevim