Asıl acınacak şey dedi ; lüzumsuz bir ömrü sürüklemektir...



Dünyada yazarından çok bilinen kahraman azdır herhalde, yada yazarından çok tanınan roman... Madam Bovary böyle bir roman işte hemen hemen herkesin ismini bildiği ama yazarın adını hatırlamakta zorlandığı bir roman. Dünyada naturalizmin en önemli örneği olarak biliniyor. Ülkemizde neredeyse bütün yayın evlerinin bastığı bir eser ; ben klasikler tercihimi öncelikli olarak Can Yayınlarından kullanıyorum bu romanda da öyle oldu klasik beyaz kapaklı Can ' dan okudum eseri Tahsin Yücel çevirisi ile ...



Madam Bovary; bir kadının melankolik öyküsü. Emma ; annesini erken yaşta kaybetmiş babasıyla birlikte yaşamaktayken kasabanın doktoru Charles ile evlenir. Tutkulu, hırslı bir kadındır, Charles güzel eşini mutlu etmek için elinden gelen her şeyi yapar, adeta Emma'ya layık olmak için çırpınır. Tefecilerin eline bile düşer. Emma ise tutkunun, aşkın, lüksün peşinde savrulur...

Spolier vermemek için detaylı bir konu anlatımı yapmak istemiyorum ama Emma gerçekten çok farklı bir karakter yaşadığı zamana göre. Fazla korkusuz, fazla cüretkar. Sevdim mi kendisini; Hayır sevmedim itiraf edeyim. Charles'ı sevdim mi Hayır onu da sevmedim. Bu romanda herkes devrine göre fazla uçtaydı sanki. Biri fazla korkusuz, biri fazla pısırık... 

Dört yüz sayfalık bu eser tam bir klasik, betimlemeleriyle yaşadığı çağı tam olarak anlatmasıyla... Üzerine çok fazla psikoloijk çözümleme yapılabilir elbette ama ben romanın damağımdaki tadını seviyorum.  Okuduğum zaman içinde kaybolduğum Emma'nın peşinde koştuğum anları seviyorum ve o anlar kalsın istiyorum ben de.

Klasik severler için muhteşem bir eser, henüz okumadıysanız mutlaka okuyun ama klasiklerdeki uzun tasvirleri sevmeyenler için okuması kolay bir roman değil Madam Bovary.

Emma Bovary; seni uzun süre unutmayacağım

Sevgiler
Sevim