Birinin sizi sevdiğini öğrendiğiniz zaman sizin de ilk tepkiniz onu sevmek olur...



Son üç yıldır okuduğum kitapların listesini tutmaya başladığım için, hangi yazarı daha çok okuyorum, sevdiğim yazarın okumadığım kaç kitabı var kolayca takip edebiliyorum. 1000 kitap üzerinden kaydettiğim gibi, bankacılıktan gelen söz uçar yazı kalır prensibi gereği kendimde deftere liste olarak kaydediyorum okuduğum kitapları... Bu listenin ilk başlarında yer alan bir isim Paul Auster. Bir edebiyat sever olarak şunu söylemeliyim ki ; onunla aynı çağa denk geldiğim için , Can Yayınları tüm kitaplarını bastığı için, çevirilerin büyük bölümünü Seçkin Selvi bir kısmını da İlknur Özdemir yaptığı için çok şanslıyım. Çağdaş Amerikan Edebiyatınının 'bence' en önemli kalemi Auster.

Çok farklı yazıyor, ucunu açık bırakıyor, kitap bitiyor ama sizde bitmiyor. Her okuyan farklı bir yorum katabiliyor kitaplarına. Görünmeyen de öyle bir roman işte. Bir günde okunabilecek kadar kısa ama uzun yıllar sizi acaba ile başbaşa bırakacak kadar uzun...




Görünmeyen de pek çok kahraman var. Birinci bölümün anlatıcısı Adam Walker, partide tanıştığı öğretim üyesi Rudolf Born , Rudolf' un sevgilisi Margot gibi.  Adam Walker'ın hayatına bir anda giren Rudolf bu hayatı alt üst ediyor adeta, partide başlayan dostluk iş anlaşması ile perçinleniyor ama kutlama yemeğine giderken her şey değişiyor.

Kitabın ikinci bölümünde anlatıcı değişiyor olayları bambaşka bir şekilde okuyoruz ve yeni kahramanlar gidiyor kitaba Adam'ın ablası Gwyn ve Adam'ın üniversiteden arkadaşı olan yazar Jim... Adam tüm yaşadıklarını, yada yaşamadıklarını bir kitap haline getirip Jim'e gönderiyor. Bu bölümde biraz erotizm, biraz ensest var. 

Son bölümde ise bambaşka biri Cecile ile tanıştırıyor Auster bizi... Ve her şey biraz daha karışıyor aslında.

Kitabın en önemli özelliği her bölümü farklı bir kişi gibi anlatması, olaylara farklı açılardan bakmamızı, kendimizi bile tam olarak ifade edemediğimizi anlamamızı sağlamış Auster

Görünmeyen bittiği zaman hiç bir sorununun cevabından emin olamadım ama en güzeli de bu galiba, romanda sürekli birileri yalan söylüyor ama kim seçimi bize bırakmış yazar.

Ben her Auster kitabında olduğu gibi çok çok çok sevdim. Auster okumadan bu dünyadan göçmeyin bence

Sevgiler
Sevim