Namus - Kırmızı Pazartesi


Şu an öyle bir ruh halindeyim ki, beni ancak Kırmızı Pazartesi okumuş olanlar anlayabilir. Boğazım düğüm düğüm, gözlerim yaşlı, ellerim titriyor. İçim parça parça oldu sanki...

Ben Marquez'e geç kalmış biriyim kabul ediyorum, ama bu eksiğimi telafi etmek için Yüzyıllık Yalnızlık ( göz atmak için tık tık  ) üzerine yazarın en iyi romanım dediği Kırmızı Pazartesi yi elime aldım. Oldukça kısa yüz sayfa civarında, (ben yine e- kitap olarak okudum) çeviri çok başarılı , rahatsız edici kelime hiç yok. Marquez kitabı olduğu için ben kitaba başlarken kağıt kalemi elime alıp kahraman isimleri tek tek not alarak okudum, bu yüzden hiç zorlanmadım. Pek çok yorumda şikayet edilen karakter fazlalığını böylece aşmış oldum.








Kırmızı Pazartesi ; işlenmiş bir 'namus' cinayetinin ardından yapılan konuşmaları içeriyor. Kitabın anlatıcısı  namus uğruna öldürülen Santiago Nasar'ın çocukluk arkadaşı, cinayet gününü, öncesini, bir kaç gün sonrası hatta yirmi yıl sonrasını olayın tanıklarıyla konuşup anlatıyor. Nasıl desem sanki bir sorgulama dosyası gibi.

Küçük bir kasabada iki erkek kardeş göz göre göre , bütün kasaba halkına duyurarak ve hatta herkesin gözü önünde bıçaklayarak öldürüyorlar Santiago Nasar'ı. Herkes biliyor, ama kimse engel olmuyor, herkesin eli kolu bağlanıyor, bilerek yada bilmeyerek yardımcı oluyorlar eli kanlı katillere.

Tek bir kişinin bir cümlesi, hedef göstermesi yirmi yıllık hayatı bitiriyor, tıpkı bizim her gün gazetelerde okuduğumuz, haberlerde izlediğimiz olaylar gibi. 

Pişmanmısın ?
Hayır!
Neden yaptın ?
Namusumu temizlemek için !!!!!!

Kitabın başlangıç cümlesi ' Santiago Nasar, onu öldürecekleri gün, psikoposun geleceği gemiyi karşılamak için sabah saat 05:30 da kalkmıştı. ' olduğu için yani sonu bilindiği için cinayetten bahsettim (spolier sanmayın) Siz biliyorsunuz ki bu genç adam ölecek ama o yüz sayfa boyunca belki ölmez, belki vazgeçerler diyerek okuyorsunuz.

Yüzyıllık yalnızlık okuyanlar bir de tanıdık isimlere rastlayacaklar burada Albay Aurelio Buendia ve yardımcısı Marquez... Eski bir dost gibi gelecek bu isimler onlara...

Kesinlikle muhteşem bir eser 'önyargılara ' savaş açan bir eser. Mutlaka mutlaka ama mutlaka okunması gereken bir eser Kırmızı Pazartesi.

Sevgiler
Sevim