Görev Kutsaldır


Mihail Bulgakov, aslında tıp doktoru öyküleri ve romanlarıyla çok tanınan, Rusya'da yaptığı eleştiriler sebebiyle hep dışlanan bir yazar. Kitaplarını sosyal medya da ve raflarda çok görmüş, bir türlü okuma fırsatı bulamamıştım. Ağırlıklı olarak klasik kitapları okuyan ve yorumlamaya çalışan biri olarak , geç tanıştığım bu yazarı en çok açık sözlülüğü için sevdim. 





Genç Bir Doktorun Anıları da adınından da anlayacağınız gibi, okulu bitirir bitirmez en yakın tren istasyonuna bile 40 verst uzaklıktaki bir köye atanan bir doktorun öyküsü.

Bu köye giderken boğulmuş bir fıtık ile karşılaşmaktan ölesiye korkan doktor öyle ağır vakalar ile karşılaşır ki, fıtık bunların yanında neredeyse hiç kalacaktır. 
Daha ilk hastası olan genç kıza ampütasyon yapmak zorunda kalır, başka bir kız çocuğunun boğazına demir çubuk yerleştirmek, dizanteri, ters doğum sırayla hepsi gelir. Günde yüzden fazla hastaya bakar. Neredeyse tıraş olmaya bile vakit bulamaz. Fakat bu süreçte, hep soğukkanlı, hep tecrübeli bir doktor gibi davranmaktadır. Bu yüzden de hastanede çalışan tüm personelin saygısını kazanır. 

Kitapta dokuz ayrı öykü var aslında, yada birbine bağlı dokuz anı. Tıbbı terimlerin fazlaca geçmesi nedeniyle zaman zaman zorlansam bile akıcı bir roman. Çevirisi gerçekten çok güzel ve kolay okunmasını sağlıyor. 

İşimizde başarısız olduğumuz, yapamıyorum ben bu işi dediğimiz, vazgeçmek üzere olduğumuz, vazgeçtiğimiz zamanlarda aklımıza gelmesi için okunması gerekli Genç Bir Doktorun Anıları. Çünkü henüz yirmilerinin başındaki bu doktor, tek başına dondurucu soğuklarda, tipi de , daha önce hiç karşılaşmadığı vakalarda da vazgeçmeyi düşünmeyip savaşması çok keyifliydi.

Özellikle mesleğine yeni başlayan herkesin okumasını tavsiye ederim.
İçinizdeki gücü görmeniz için
Sevgiler
Sevim