Ağustos 08, 2017

Havva'nın Üç Kızı - Elif Şafak

Münkir, Mümin ve Mütereddit


Bodrum dönüşü yolda okumaya başladım Havva' nın Üç Kızı nı.... İlk yayınlandığı zaman , herkesin fikrini beyan ettiği, çok acımasızca eleştirdiği zamanlarda okumam ben genelde, yayınlanmasının üzerinden bir yıl geçince okuma zamanı geldi diye düşündüm. Güzel bir tatil dönüşü, yağmurla devam eden uzun bir yolculuk için iyi bir seçimdi Elif Şafak...

Elif Şafak için çok karşıt iki grup var , bir kısmı her güzel cümleyi ona mal edecek kadar taparcasına bağlılar ve diğerleri ise neredeyse yazar değil diyecek kadar nefret dolular. Ben tam ortasındayım sanırım bu iki grubun,  yazım tarzını seviyorum, üzeri yosun tutmuş kelimeler kullanmasını seviyorum, kurgularını seviyorum bu yüzden de keyifle okuyorum romanlarını.



Havva'nın Üç Kızı tam olarak üç kadının hikayesi değil aslında Peri' nin hikayesi 2 arkadaşı Mona ve Şirin de ara ara eşlik ediyor ona...

Roman;  2016 da sıkışık  bir İstanbul trafiğinde bir yemek davetine gitmek üzere yolculuk yapan Peri ile başlıyor. Peri evli üç çocuk annesi, kendi halinde sosyal hayatta sevilen bir kadın. Arka koltuktaki çantasının çalınıp, kapkaççıyı kovalaması ile içinde bastırdığı diğer kişilik oraya çıkınca onu gerçekten tanımaya başlıyoruz. Roman aslında tek bir gecede bu yemek gecesinde geçiyor. Zengin , kendilerini burjuva olarak gören bir takım insanların lezzetli yemekler, içkiler eşliğinde ' ne olacak bu memleketin hali ' , furbol, ekonomi sohbetleri ile devam eden gecenin arasına Peri' nin geçmişine yolcukuk yapıyoruz.

Orta halli bir ailenin kızı Peri, babası Atatürk'çü , dinle arası pek olmayan bir adam, annesi ise hacı ve tarikat üyesi.
Bir ağabeyi sağ görüşlü muhafazakar, diğer ağabeyi sol görüşlü ve üniversite yıllarında hapis yatıp çıkınca da İstanbul'u terkeden bir genç.
Böyle bir ortamda büyüyen Peri'nin kafası doğal olarak hep çok karışık. Allah, Tanrı, Rab kavramlarını sürekli sorgulamakta ve çok sık bir bebek hayali görmekte. Çok başarılı bir öğrenci olduğu için Oxford' a kabul edilince bile o bebek onunla İngiltere'ye geliyor.

Oxford' daki ilk arkadaşı Tahran doğumlu, uçarı, aykırı, heyecanlı, yüksek enerjili Şirin, ikinci arkadaşı ise Mısır asıllı Amerikalı türbanlı Mona...

Ve Profösör Azur... Şirin' inde daha önce öğrencisi olduğu Tanrı üzerine seminer veren karizmatik, faklı ilgi çekici Azur...

Okuldaki ikinci yılında Azur'un dersine kabul edilmeyi başarınca tutulur Peri 'de Azur' a. Ama okuldan başka bir öğrenci Şirin ile Azur'un ilişkisini söyleyince içini yakan bir kıskançlık bulutu kaplar Peri'yi.

Sonra patlayan skandal Azur'u işinden eder, Peri' de okulu bırakıp İstanbul'a döner mezun olmadan...

418 sayfalık romanın 385 sayfasını son derece keyif alarak okudum. Ama o sayfada bir anda romanın sonu geldi hadi artık bitirmeliyim gibi bir şey olmuş. Alelacele  bir şekilde son sayfalar yazılmış gibi. Hatta ben acaba baskı hatası mı var, kitabım eksik mi diye düşündüm. Hayalinde gördüğü bebeğin gizi de öylesine çözülmüş gibi. Bu kadar altı çizilecek cümle dolu olan kitaba böyle bir son pek yakışmamış sanki. Daha farklı bir aşk hikayesi, daha etkili bir son bekleyerek okudum ben...

Ne anlatıldığı kadar nasıl anlatıldığı da benim için çok önemli olduğu için kullanılan cümleleri çok sevdim ama tanrı tartışmalarının uzaması ve sonu ile içime sinmedi...

Yine de tek bir yeni kelime öğrenmek için de olsa okuyunuz diyorum ben 'okumak en büyük özgürlük' çünkü

Altını Çizdiklerim

Adresin değil, sadece ayak izlerin olsun bu dünyada

Her zahmete kızar kinlenirsen, cilalanmadan nasıl parlayacak aynan (Mevlana)

Hakikat o kadar az bulunur bir cevherdir ki... Söylemesi bir zevktir (Emily Dickinson)

Sadece taşlar, kayalar değişmez bu alemde

Sadede sizin gibi düşünen /konuşan insanları okuyorsanız, okumuyorsunuz demektir.



4 yorum:

  1. Benim gibi inanan fakat benim göremediklerimi görenlerin kitaplarını okumayı daha çok seviyorum. Zıt düşüncedeki kişilerin kitapları ancak bir miktar okunabiliyor, benim açımdan.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba

      Haklısınız, Ben de sonuna kadar devam edemiyorum bazı yazarlara.Genel bir fikir edinmek için okuyorum ama belki de hata yapıyoruz işte okumalıyız. O yüzden alıntıladım o cümleyi de..
      Yorumunuz için teşekkürler

      Sil
  2. konu güzelmiş. ay yolda okuyamam hiç. midem bulanır. elif şafak, ilk romanları, ilk üç dört romanı çok iyi yaaa, mahrem adlı romanı filan, sonra edebiyattan uzaklaşmış iyice yaaa, popüler yazıyor işte, bunun nedeni de para işte, para onu bozdu bence :) kendisi iyi biri zaten yutupta dinliyom konuşmalarını ama yazısı hafifledi yaa :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Baba ve Piç ilkelerden biri ve çok iyi..
      Mahrem okumadım ben madem iyi diosun alayım bu hafta..

      Sil

Beş Sevim Apartmanı - Mine Söğüt

Akşam Bir Rüya Gördüm Bazı yazarlara geç rastladığım için üzgünüm. İsmini çok iyi bilmeme, gazeteci kimliğiyle tanımama rağmen romanlarını...