Rastlantılar gerçeğin en büyük düşmanıdır...






Bu sene öncelikli hedefim yeni yazarlar tanımaktı, daha önce okumadığım hatta ismini bile duymadığım yazarları keşfetmek hoşuma gidiyor. Gaston Leroux ; Fransız gazeteci-yazar en ünlü eseri müzikali de olan Operadaki Hayalet. Ben yazardan  tercihimi İş Bankası Modern Klasiklerde yer alan Sarı Odanın Esrarı'ndan yana kullandım.

Sarı Odanın Esrarı 1907 yılında yazılmış ve 20. yüzyılın en iyi polisiye romanı seçilmiş, kilitli oda esrarının doğmasına neden olan bir eser. Yazarın, Arthur Conan Doyle'dan etkilendiği kendisinden sonra gelen Agatha Christie'yi etkilediği söyleniyor.

Sarı Odanın kapısı içeriden kilitli ve sürgülüdür, pencerelerde aynı şekilde dışarıdan herhangi bir müdahale ile açılamayacak şekilde kapalıdır. Bu odada yatmakta olan Matmazel Stangerson saldırıya uğrar.  Babası, uşak ve kapıcılar kapıyı kırdıklarında içeride sadece Matmazel vardır, saldırgan yoktur ama kaçmasına imkan da yoktur.

Bu esrarı çözmek için ünlü polis şefi Larsan görevlendirilir , fakat ortaya çıkan genç gazeteci Rouletabille herkesten daha istekli davranmaya başlar Sarı Odanın Esrarını çözmek için.

Günümüz polisiyesini okuduğumuzda bir damla kandan yada saç telinden yapılan DNA analizlerine, sorgu odalarına alışkınız tabi ki ama 1907 de bilimin imkanları böyle değilken sadece akıl yürütme ile Sherlock benzeri yönetmelerle çözülmeye çalışılması son derece keyifliydi. Benim zorlandığım yer saldırının gerçekleştiği Glandier Şatosu planlarının olduğu yerlerdi. Sağa dönünce şu oda sola dönünce bu oda kısmı gözümün önünde canlanmadı.

Polisiyenin temel taşlarından biri olan Sarı Odanın Esrarı'nı okuyun bence

Sevgiler,
Sevim