İnsanlar sahip olduğunuzu bilsin diye bütün şapkalarınızı, elbiselerinizi ve kurdelelerinizi aynı anda üzerinize geçirip göstermenin bir anlamı yok...






Benim yaşlarımda olanlar ya ilkokul sıralarında sınıf kitaplığında okumuş yada filmini izleyip epeyce gözyaşı dökmüşlerdir Küçük Kadınlar için.  Aradan bu kadar uzun yıllar geçtikten sonra yeniden onlarla birlikte olmak keyifli bir deneyim oldu benim için.

 Loisa May Alcott'un hayatından kesitler, izler taşıyan bir roman Küçük Kadınlar. Yazar da üç kız kardeşi ile birlikte geçim sıkıntısı içinde geçirmiş çocukluk yıllarını. Temizlikçilik, dadılık , hemşirelik gibi işler yaparken de yazı denemelerine hep devam etmiş, Yani Küçük Kadınlar'ın Jo'su yazarımız.

Meg, Jo, Beth ve Amy babaları savaşta olduğu için anneleri ile birlikte yaşamaktadır ve hepsi aile bütçesine katkı sağlayabilmek için küçük işlerde çalışmaktadır. Fakirlik, çok çalışmak ara sıra keyiflerini kaçırsa da birlikte olmaktan çok mutludurlar. Bitişik komşuları zengin Bay Laurence in torunu Lauire'de kızların arasına katıldığında çok neşeli günler geçirirler. Savaştaki babadan hastalandığı ile ilgili telgraf gelene kadar da bu günler devam eder...

Köleliğin kaldırılmasına karşı olan güney eyaletlerin ayaklanması ile başlayan Amerikan iç savaşı sonunda kölelik yasaklansa ve tüm kölelere özgürlük verilse de her savaşın halka yaşattıkları çok acı olmuş, işte Küçük Kadınlar'da gördüğümüz gibi  16,15,14 ve 12 yaşlarındaki çocuklar bile geçinebilmek için çalışmak zorunda kalmış, erkeklerin savaşta olması herkese burukluk yaşatmış. 

Öğretileri , yazıldığı 1860'lı yıllar için  çok doğru ve yapılabilir olsa da ne yazık ki günümüzdeki çeldiriciler azla mutlu olmayı imkansız hale getirmeyi başardı. Ama ben okuduğum kitapları yazıldıkları zaman içerisinde değerlendirmeyi seviyorum. O yüzden bence çok güzel, çok keyifli ve gerçekten çok eğitici bir roman Küçük Kadınlar...

Çocuk yaşlarınızda okuyup Jo'nun yaptığı fedakarlığa ağladıysanız, Beth'in hasta yatağında siz de nöbet tuttuysanız bir kere de tam metnini okuyun bence.

Sevgiler,
Sevim