Bir Garip İstanbul Masalı - Benim Adım Kırmızı


Ülkemize Nobel Ödülünü getiren ilk isim Orhan Pamuk 2006 yılında... Ödül veriliş gerekçesi ; kültür çatışması ve iç içe geçmişliği en iyi şekilde yansıtması olarak belirtilse de pek çok çevre pek çok yorumda bulunmuştur, ama sizden ricam kitapları ile ilgili Nobel ödül törenindeki sunum konuşmasını dinlemeniz. tık tık Yazar hakkında önyargınız olabilir ama en azından konuşmayı dinleyecek kadar kırabilirsiniz belki. 


Bu da ödül töreninde kendi yaptığı  konuşmasından bir parça


Ben, ötekiler, hepimiz, bizler İstanbul'da, Türkiye'de nasıl bir hayat yaşadık, yaşıyoruz, bütün dünya bilsin diye yazıyorum. Kağıdın, kalemin, mürekkebin kokusunu sevdiğim için yazıyorum. Edebiyata, roman sanatına her şeyden çok inandığım için yazıyorum. Bir alışkanlık ve tutku olduğu için yazıyorum. Unutulmaktan korktuğum için yazıyorum. Getirdiği ün ve ilgiden hoşlandığım için yazıyorum. Yalnız kalmak için yazıyorum. Hepinize, herkese neden o kadar çok çok kızdığımı belki anlarım diye yazıyorum. Okunmaktan hoşlandığım için yazıyorum. Bir kere başladığım şu romanı, bu yazıyı, şu sayfayı artık bitireyim diye yazıyorum. Herkes benden bunu bekliyor diye yazıyorum. Kütüphanelerin ölümsüzlüğüne ve kitaplarımın raflarda duruşuna çocukça inandığım için yazıyorum. Hayat, dünya, her şey inanılmayacak kadar güzel ve şaşırtıcı olduğu için yazıyorum. Hayatın bütün bu güzelliğini ve zenginliğini kelimelere geçirmek zevkli olduğu için yazıyorum. Hikâye anlatmak için değil, hikâye kurmak için yazıyorum. Hep gidilecek bir yer varmış ve oraya tıpkı bir rüyadaki gibi bir türlü gidemiyormuşum duygusundan kurtulmak için yazıyorum. Bir türlü mutlu olamadığım için yazıyorum. Mutlu olmak için yazıyorum.

Kızarsınız kızmazsınız, beğenirsiniz beğenmezsiniz ama ortada çok açık bir gerçek var ki; Orhan Pamuk, Rudyard Kipling, Knut Hamsun, George Bernard Shaw, Ernest Hemingway, John Stenbeck, Pablo Neruda, Marquez, Necip Mahfuz, Saramago, Kenzaburo Oe... gibi yazarlarla aynı ağırlıkta aynı değerde onlarla aynı ligde , onlarla aynı ödüle sahip bir yazardır.






Gelelim ödül almasında önemli eserlerinden biri olan Benim Adım Kırmızı 'ya...
Bir İstanbul masalı bu kitap 1590 ların İstanbul'unda doğu ile batı arasında, üslup ile aşk arasında sıkışan nakkaşların , onların ustalarının ve o çevredeki Kara ile Şeküre'nin romanı.

Padişahın emri ile yasak olmasına , günah kabul edilmesine rağmen Frenk usulünde resimler yapan, Leylek, Kelebek, Zeytin ve Zarif adlı nakkaşların akılları hem kitap bitince alacakları parada da hemde bu resimlerin günah olup olmadığındadır. İçlerinden Zarif usta öldürülünce başlar romanımız. Hem bir polisiye roman gibi katili ararız roman boyu, hem de bu üç nakkaşın ustaları Enişte Beyin kızı Şeküre ile, yeğeni  Kara arasındaki aşkı okuruz. 

Ben 1998 de ilk baskını alıp okuduğum romanı bir kez daha okudum ve o masalın içinde kaybolmaktan çok büyük keyif aldım. 
Mutlaka okunması gereken eserlerden Benim Adım Kırmızı

Sevgiler
Sevim