Saplantılı Aşk - Uğultulu Tepeler


İngiliz Edebiyatının üç kız kardeşi, az sayıda eser bırakmış olsalar da, o kadar derin etki yaratmışlar ki edebiyat dünyasında bugün hala eserleri milyonlarda kişi tarafında okunup çok çok seviliyor. 

Bu kitabın yazarı olan Emily Bronte 'nin kitabı yazdıktan bir yıl sonra , otuz yaşından veremden ölmesi Uğultulu Tepeler'i okurken üzgün, buruk bir ruh hali ile okumama sebep oldu. Romanın melodram olması da bunu iyice körükledi doğrusu.






İngiltere kırsalında biraz yalnız kalmak isteyen  bay Lockwood sessiz sakin bir ev kiralar, sabah yürüyüşünde ev sahibi ile tanışmak için onun evine gider ama gerek ev sahibi, gerek evdeki genç kız ve delikanlı o kadar tuhaf insanlardır ki, Lockwood adeta şaşkına döner. Kendi evine döndüğünde kahyasının ev sahibi ve ailesini iyi tanıdığıni öğrenip onların tüm hikayesini anlattırır. Kahya Nelly yaklaşık otuz yıl geçmişe gider ve ailenin tüm yaşadıklarını anlatmaya başlar ;

Catherine ve Hindley Earnshaw zengin, mutlu ,oldukça şımarık  iki kardeştir huzurlu bir hayatları vardır ta ki babaları Liverpool yolculuğundan, esmer. çirkin, çelimsiz Heathcliff ile gelene kadar. Eve gelen ve artık onlarla yaşamaya başlayacak olan bu davetsiz misafir evin bütün huzurunu kaçırır özellikle de Hindley'in... 

Çocuklar büyüdükçe Cathy ve Heathcliff arasındaki bağ aşka dönüşse de, bir yanaşma ile evin kızının evlenmesi ne yazık ki o günün İngiltere' sinde imkansızdır bunu fark eden Heathcliff evden kaçar bir kaç yıl sonra da  Cathy komşuları Edgar Linton ile evlenir . Herkes huzura kavuşacacakken olaylar hiç birinin beklediği gibi olmaz...

Şimdi böyle anlatınca siz bir aşk romanı okuyacağınızı sanıyor olabilirsiniz ama öyle değil, kin nefret intikam, hastalıklı tutkular daha ağıt basıyor Uğultulu Tepeler  de . İşin açıkçası tüm roman kahramanlarından nefret eder dereceye geldim, hiç birini sevip benimseyemedim. Yok artık bir insan bunları yapamaz diyerek okudum pek çok yeri.

Roman bitince her zamanki gibi blog yorumlarına baktım yine pek çok kişi muhteşem, harikulade, enfes ikinciye hatta üçüncüye okurum demiş , ben pek öyle düşünmüyorum. Evet muhteşem bir kurgu ve aşırı canlı karakterler yaratmış Emily Bronte ama klasik roman sever biri olarak, bu kadar kin, intikam , kötülük beni yordu işin açıkçası tekrar okumam o kesin ama dünya edebiyatına bu kadar derin iz bırakmış olan Uğultulu Tepeler in mutlaka okunması bir kez ve Heathcliff denen  saplantılı aşıkla ( hoş hala aşktan mı yapıyor, yoksa manyak mı emin değilim ) tanışılması gerektiğine inanıyorum. 

Ben hala en çok Gurur ve Önyargı'yı seviyorum İngiliz Edebiyatında..


Sevgiler
Sevim