Ağustos 09, 2017

Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu - Stefan Zweig

Sana , beni hiç tanımamış olan sana...


 2 saat gözümü bile kırpmadan , hiç ara vermeden okudum Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu nu ... Bir kaç yıl önce Zweig'in başka bir kitabını büyük bir merakla almış ama kötü çevirisi yüzünden yarım bırakmıştım. Bir daha bu muhteşem yazarın hiç bir kitabını okumam herhalde diye düşünürken kitap, film, dizi, tatil gibi konularda zevkine güvendiğim arkadaşım -Ebru - bana bu romanı  tavsiye etti. Bu kadar etkileyici bir hikaye , bu kadar sarsıcı bir anlatım beklemiyordum galiba. Şu an konuşamıyorum bile.

Bu kitabı diğer blog yazılarımda ki kitaplar gibi anlatmam pek mümkün değil. Öykünün tamamı bir mektup. Bir kadının , aşık olduğu adama yazdığı bir mektup. Kadının adı bile geçmiyor hiç bir yerde. Son anlarında ; çok sevdiği, aşık olduğu adama bir mektup yazıyor kadın. Büyük aşkını anlatıyor tüm detayıyla bu mektupta.



Sana , beni hiç tanımamış olan sana... diye başlıyor mektup. İkinci cümlesi ; çocuğum dün öldü.
Ve bu mektup yazarın tam da doğum gününde eline geçiyor. Kadın ilk tanıdığı anda aşık olduğu yazara hissettiklerini öyle bir dille anlatıyor ki, her sayfada neredeyse bu ancak gerçek hisler olabilir, kurgu olamaz dedim. Bir erkeğin, bir kadının karşıksız aşkını bu denli anlatabilmesi tek kelime ile muhteşem..

60 yaşında eşi ile birlikte intihar eden Zweig' in hayatı da çarpıcı ayrıntılar ile dolu. Piskolojik çözümlemeleri ile öne çıkan bir yazar.. Neredeyse her satırın altı çizilebilecek güçte. Ben en çok etkilendiğim yerleri paylaşacağım sizinle.

Hayatının herhangi bir döneminde karşılısız aşk yaşayanlara, aşk nedir sorusuna her daim cevap arayanlara, hatta yakınlarında birinin kendisine aşık olduğundan kuşkulanan ama kendisi aşık olmayanlara tavsiyemdir..

Zweig' i tanımak için kesinlikle okuyunuz..
Sevgiler
Sevim

Altını Çizdiklerim

*Yeryüzündeki hiçbir şey kuytularda ki umutsuz bir çocuğun fark edilmeyen aşkıyla kıyaslanamaz
*Ben seni, kaderimi beklercesine bekledim, bekledim ve bekledim.
*Seninle benim parlayan bakışlarım arasında sadece pencerenin parıldayan incecik camı olduğu halde, aslında vadiler, dağlar ve nehirler kadar birbirimize uzak olduğumuzu o zamana kadar hiç fark edememiştim.
*Senin için hiç bir önem arz etmediğim ve hafızanda en ufak bir yer edinmediğim gerçeğiyle yaşamaya nasıl devam edebilirdim.
*Bana hediye ettiğin o zaman dilimi için, sana gösterdiğim tutku dolu saygıya aynı şekilde tümüyle karşılık verdiğin için, bana kötü niyetli adımlarla veya baştan savan tavırlarla değil; düşünceli, sevecen, ilgi dolu ve nazik bir edayla yaklaştığın için sana minnettarım sevgilim.
*Kendini dünyaya açmayı ve herkese sunmayı seviyorsun ancak birilerinin sana kendini feda etmesinden de hoşlanmıyorsun.
*Seni her zaman ve hala olduğun sıcakkanlı, unutkan, hercai adam olarak seviyorum.
*Beni hiç ama hiç tanımamış olan, bir su birikintisine basar gibi üzerime basıp geçen, ayağına takılan bir taştan kurtulurcasına beni savuran ama yine de yoluna devam eden, beni hep geride bırakıp bir bekleyişe mahkum eden sen, kimsin ki .



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Beş Sevim Apartmanı - Mine Söğüt

Akşam Bir Rüya Gördüm Bazı yazarlara geç rastladığım için üzgünüm. İsmini çok iyi bilmeme, gazeteci kimliğiyle tanımama rağmen romanlarını...