Şubat 24, 2020

Aziz Bey Hadisesi - Ayfer Tunç

İçimizden Biri - Aziz Bey Hadisesi

Blogumda gezerken eski bir kitap yorumuma rastladım ve içimden onu sizinle bir kez daha paylaşmak geldi
*************************************************************************




Öykü kitaplarını pek sevmem aslında.... Elimdeki Aziz Bey Hadisesi kitabı , aynı adlı öykü ile birlikte 6 öyküyü içeriyor.. Diğer 5 öykü yaklaşık yirmişer sayfa, Aziz Bey Hadisesi ise doksan... Yani neredeyse bir roman...

Şu ana kadar okuduğum en çarpıcı en sarsıcı öykü dersem de sanırım abartmış olmam... Ayfer Tunç ' u bugüne kadar okumadığım için duyduğum pişmanlığı ise anlatmam pek mümkün değil... Türkçe'yi bu kadar akıcı, bu kadar güzel kullanan bir kadın yazar varmış ve ben hiç tanımamışım. Yaptığı tasvirleri, betimlemeleri okurken ; o ana gidiveriyorsnuz, karşınızda görüyorsunuz kahramanı doksan sayfalık öyküyü bir kaç saatte okudum, bitince de neden bitti ki şimdi hissi aldı beni


Kelimelere nasıl döksem bilemediğim öykü ise Tamburcu Aziz Bey' in hazin öyküsü. Fakir bir ailenin burnu havada gezen, kimseleri beğenmeyen, hayli yakışıklı, bir aşk uğruna ülkesini terkedecek kadar da kendine güvenen biri Aziz Bey... Yanlış aşk olduğunu anladığında ,uzaklarda , o derin yalnızlıkta elinde tamburu ile kalıyor. Ülkesine döndüğünde annesini ölmüş, babasını kendisine küs buluyor , zamanla meyhanelerin aranan tambur icracısı oluyor, annesi gibi silik, sessiz bir kadınla evleniyor Vuslat' la... Ama bu evlilik pek umrunda olmuyor, peşinde koşan assolistler, parlak neon ışıkları, çilingir sofraları daha çok çekiyor onu...Zaman değişip, arabesk kültürü yerleşince parlak günleri bitince canı yanmaya başlıyor, hele ki karısı ölünce onun kıymetini bilememenin acısını hissediyor... Tüm bu moral bozukluğu ile daha dertli vuruyor tamburnun tellerine...

Yanlış bir aşkın, iletişimi olmayan bir ailenin oğlu olarak boşa geçen yıllarına dönüp bakınca da..

Aziz Bey o kadar canlı ki, bu akşam meyhaneye gidip arasam bulabilir miyim, benzerini dedim hep, yaptığı hatalara kızamadım nedense, aşk dedim 'bizi umursamayan birine duyulan aşk'  bir hayatı bu kadar savurabilir mi, hayat geçip giderken sadece bugünü mü düşünmeli, yarınları hatırlamalı mı ?

O kadar sevdim ki bu öyküyü anlatmam pek kolay olmadı.. Diğer öykülerde de erkek hikayeleri var, farklı yaşlardan , farklı işlerden hepsi de hayatın tam içinden ...
Hiç vakit kaybetmeden , fazla yaş almadan okuyun lütfen....
Sevgiler
Sevim

Şubat 17, 2020

Uyandırılmış Toprak - Mihail Şolohov

Uyandırılmış Toprak


Ekim ayında grup arkadaşlarımla Durgun Don okumuştuk Şolohov'dan şimdide yazarın bir başka eserini Uyandırılmış Toprak'ı okuduk. Yaklaşık bin sayfa.. Yine Don bölgesinde geçiyor roman ama yıl 1930 lar. İç savaş bitmiş, Stalin zamanında Rusya'da tarımsal kolektifleştirme çalışmalarını anlatıyor, bu iki ciltlik dev eser.





1. Cilt
**********
Merkezi yönetim Davidov'u Gremyaçiy Log köyüne bir kolhoz (tarım kooperatifi) kurması için gönderir. Burada amaç tüm kulakların (zengin köylüler) mallarını (tarla, buğday, hayvan, ev, kıyafetler  gibi her şey )ialıp devletin malı yapmak orta sınıf ve fakir köylüleri devlete ait öküzler makinelerle devletin tarlalarında çalışmaktadır. Köyde Nagulov, Şukar Dede , Razmityonov, Uşakov gibiler yardımıyla çalışmaya başlar Davidov.

Bu arada orta sınıf köylülerden olan Yakov Lukiç'in evine ordudan tandığı bir subay gelir; Polevtzev. Onun da amacı bu kolhozların kurulmasını engellerek, Rus yönetimine karşı köylüleri kışkırtıp ayaklandırmaktadır.

İlk cilt boyunca kolhoz kurmak için mücadeleyi ve ona karşı çıkanların çatışmalarını okumak, onların iç dünyalarına girmek, sırtı yara olan öküzü için içi parçalanan ama öküz artık kendi malı değil devletin olduğu için elinden hiç bir şey gelmeyen köylüleri okumak eşsiz bir deneyim kattı bana

2. Cilt
************
Gremyaçiy Log köyünün Stalin adını verdikleri kolhoz artık kurulmuş,  köylüler de bu düzene uymaya başlamıştır artık. Herkes günlük çalışma saatine göre para almakta yarı aç yarı yok yaşamaya devam etmektedir. Ara sıra çıkan küçük sorunları Davidov ilk başlarda bağırarak daha sonra soğukkanlılıkla çözmektedir. Tüm kahramaları  çok iyi tanıdığımız,  hatta kahkahalarla güldüğümüz yerlerin de olduğu bu cildi elimden bırakamadan okudum.

Dokuz yüz sayfalık muhtesem Uyandırılmış Toprak Rusya'da yaşanan gerçeği herkesin gözünden anlatıyor. Okurken tüm kahramanlara hak veriyorsunuz. 

Şolohov'u okurken Yaşar Kemal okuyormuş hissine kapıldım sürekli, hani Yaşar Kemal bir ağaç anlatır ,tüm dallarıyla yapraklarıyla kabuğundaki çatlaklarla o çatlaktaki karıncayla toprağa uzanan kökleriyle okuyunca o ağaç karşınızda durur ya işte Şolohov okurken de çayır çımen saman balyaları ahırlar inekler kediler güvercinler ve bütün karakterler hepsi karşımdaydı. 

Harikulade diyebileceğim bir eser.  Yordam Edebiyat iyi ki Türkçe'ye kazandırmış.. 
Okumadan ölmeyin

Sevgiler
Sevim

Şubat 10, 2020

Şeytan'ın Günlüğü - Leonid Andreyev

Şeytan'ın Günlüğü 


Uzun zamandır okuma listemdeydi , sonunda okudum ama en başta söyleyeyim orta seviyede  beğendiğim bir klasik oldu Şeytan'ın Günlüğü. İlk sayfaları epey gülerek, ince mizaha hayran olarak okumaya başlamıştım ancak ortalarından sonra  Seyan'ın insanoğluna uzun uzun söylevleri biraz yordu beni.






Cehenemmede oturmaktan sıkılan Şeytan yanında bir de arkadaş alarak, insanlarla oynamak, onları kandırmak üzere dünyaya gelir hem  de ne  gelmek Amerikalı genç milyarder Henry Wandergood kılığında. Bu Amerikalı üç milyon Dolarını insanlık yararına sarf etmek istemektedir. Bunun için bir gemiye biner ve Roma'ya gitmeye karar verir. Ama aşk Şeytan'ın aklını başından alır. Papa'nın sağ kolu olan Kardinal, kral, pek çok kişi de bu milyarderin paralarının peşine düşer ama o sadece aşık olduğu kızın babasına güvenmeyi tercih eder.

Konusu kısaca böyle Şeytan'ın Günlüğü'nün. Roma'ya gelme sebebi Vatikan. Papa'yı ve katolik kilisesini eleştirmek olduğunu düşünüyorum. Arka kapağında da yazdığı için spolier sayılmayacaktır o yüzden söyleyeyim insanların artık Şeytan'dan daha Şeytan olduğu dünyada kilisenin de Kardinalin de kötülüğün , çıkarcılığın içinde kaybolduğunu anlatıyor roman

Kitapta Şeytan sürekli günlük tutuyor ve günlükte kendinden bahsettiği yerlerde ben, bana, benim kelimlerinde b harfleri hep büyük, bir kaç yoruma baktım bunun Şeytan'ın kendi kibirinin temsili olduğunu yazanlar olmuş, bir kaç kitapsever dostumla da konuştum biz Şeytan'ın özel isim olması onun yerine kullandığı bu şahıs ifadelerinin büyük harfle başladığını düşündük. 

Türü hakkında tam olarak bir türlü karar veremediğim bir klasik diyebilirim. Biraz Usta ve Margarita tadında diyebilirim ama. Bu tarzı seviyorsanız okuyun derim ben

Sevgiler
Sevim

Şubat 03, 2020

Çakırcalı Efe - Yaşar Kemal

Bir Yaşamöyküsü - Çakırcalı Efe


Bir Yaşar Kemal eseri okuyunca hissettiğim mutluluk paha biçilemez benim, bu yurdun toprağını böylesi anlatabilen başka bir yazar yok bence. Bu sefer okuduğum bir roman değil, Ege dağlarının efelerinden birinin hayatı. Roman tadında yazılsa da aslında 1956 yılında Cumhuriyet Gazetesinde de yayımlanan Çakırcalı Mehmet Efenin yaşamöyküsü.





Babasının Osmanlı tarafının öldürülmesinin ardından istemeden de olsa dağa çıkıp eşkiya olan , ünü sadece İzmir'e değil İstanbul'a Yıldız Sarayına padişaha ve hatta yurt dışına bile yayılan bir efe Çakırcalı.

Bizim Robin Hood'umuz dersem yanlış söylemiş olmam sanırım, zenginlerin evini basıp aldığı altınları fakir kızlara çeyiz, delikanlılara başlık, hastalara ilaç parası olarak dağıtan biri. Halk tarafından inanılmaz sevilen, sayılan kollanan ve bu nedenle Osmanlı ordusunun bir türlü yakalayamadığı, pek çok komutanın istifasına sebep olmuş bir efe.

Adına türküler yakılan, bin küsür kişiyi öldürdüğü halde, onu öldüren komutanın bile neredeyse hayranlık duyduğu biri.




Kitabu okuduktan sonra hakında biraz Google araması yapınca aslında bu kadar ünlü olduğunu ve hala anıldığını gördüm. 

1900 lü yılların başında yaşayan bu efeyi tanımanız gerektiğini düşünüyorum ve onu Yaşar Kemal 'den daha iyi tanıtacak bir kalem olduğunu da sanmıyorum.

Mutlaka okuyun
Sevgiler
Sevim

Çakırcalının türküsü var demiştim ya , hepinizin bildiği bu türkü o efeye adanmış işte






Not: Görsel Google'dan alınıtıdır.

Beş Sevim Apartmanı - Mine Söğüt

Akşam Bir Rüya Gördüm Bazı yazarlara geç rastladığım için üzgünüm. İsmini çok iyi bilmeme, gazeteci kimliğiyle tanımama rağmen romanlarını...