Haziran 20, 2017

Bir Deliler Evinin Yalan Yanlış Anlatılan Kısa Tarihi - Ayfer Tunç

Nefes Nefese Bir Roman

İsmi çok ilgimi çektiği için elime aldığım romanı başlıkta yazdığı gibi nefes nefes okudum. Ayfer Tunç şaheserlerinden biri daha tek kelimeyle. Muhteşem kurgulanmış roman geçtiğimiz hafta sonu bir gazetede yayınlanan Türk Edebiyatının en İyi 100 romanı içinde yer alıyor, şahsi fikrim ilk 10 da olması gerektiği....

Bir Deliler Evinin Yalan Yanlış Anlatılan Kısa Tarihi , aslında bir günü anlatıyor ama bu bir gün içinde romanda adı geçen yaklaşık 300 karakaterin hayatına tek tek girdiği için yüzlerce yıl geriye de gidiyor.. O kadar hızlı ki bu geçişler elimden bırakamadım okurken...


Karadeniz şehirlerinden birinde ( romanda hiç adı geçmiyor bu şehrin ama benim gibi romanı sadece roman olsun diye okumayan bir okur bazı cümlelerden yola çıkarak google yardımıyla şehri bulabiliyor 🙂 ama madem yazar belirtmemiş bende yazmayayım hangi şehir  olduğunu ) denize arkasını dönmüş, o güzelim denizi gören tek bir penceresi bile olmayan bir ruh sağlığı hastanesinde konferans salonunda başlıyor romanımız...

Hastane başhekiminden, karısına , başhekimin çocukluk arkadaşı bürokrata onun  ve karısının son derece ilginç hayatına , hastanedeki doktorlara hemşirelere , bazı hastalara , hastabakıcılara uzanan geniş bir yelpazede devam ediyor.

Bu şehirde yaşayan Türkiye' nin ilk kadın hakimi , şehirdeki pastaneci, pasajdaki çamaşırcı , vali muavini , karısı , karısının ailesi hep eşlik ediyor romana... Ayfer Tunç öyle bir şey yapmış ki kişiler bir şekilde hep birbirine bağlanmış, komşu, hısım akraba yada eski düşman olarak ilişkiler oturtulmuş...

Bu 300 kusür ka hramandan 20 30 roman çıkabilecek kadar dolu dolu tek bir roman B.D.E.Y.Y.A.K.T

Kah kahkahalarla güldüm okurken, kah içim acıdı ağladım, o kadar gerçekti ki bu hastane sanki şimdi gitsem oradakileri ziyaret edebilecek gibiydim. Karadenizin bu şirin şehrinde, denize bakan penceresi olmayan, mimarının son derece karışık planlarının eseri olan bu hastane ve onun romanı, Osmanlı Sarayına , 6/7 Eylül olaylarına, karışık kadın erkek ilişkilerine büyük büyük pencereler açıyor.

Ayfer Tunç'un zekasına hayran kalarak okuduğum. ' aaa nasıl şimdi yaa' cümlesini sık sık tekrar ettiğim bu romanı okumadan ölmeyin... Hatta bir değil bir kaç kez okuyun derim ben..

Asla pişman olmazsınız..
Sevgiler
Sevim

6 yorum:

  1. En kısa zamanda✌��

    YanıtlaSil
  2. Ben bu romanı okumalıyım, farkındalık oluşturduğun için sevgilerimle...

    YanıtlaSil
  3. Kitabı yeni bitirdim, diğer okuyucuların yorumlarına bakarken sizin de yazınızı okudum. Siz hangi şehir olduğunu bulmuşsunuz, çok merak ettim paylaşır mısınız lütfen? :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Samsun... Saat kulesinden bahsediyordu onu araştırıp bulmuştum

      Sil
    2. Teşekkür ederim yanıtladığınız için. :) Siz şehri bulduğunuzu söyleyince ben de google'a "karlı bir günde saat kulesi ve şehir" yazıp arattım gerçekte öyle bir fotoğraf var mıymış diye, yokmuş. Samsun'da yaşayıp saat kulesini nasıl düşünemedim bilmiyorum. :D Trabzon'da da 1800'lerden kalma bir saat kulesi varmış. Belki kurgusal olarak kondurulmuş bir saat kulesidir, gerçek bir şehri işaret etmiyordur. Ben Ordu'yu hayal etmiştim okurken küçük deyince. Lafı daha fazla uzatmayayım, keyifli okumalar diliyorum. :)

      Sil
  4. Sanırım yapıldığı zaman bilgisi vardı kitapta o bilgileri girmiştim.. Tabi kurgu da olabilir, muhteşem bir kitap ama ben gerçekten çok çok keyif aldım okurken
    Sevgiler..
    Kitap dostu olmanız dolayısıyla teşekkürler

    YanıtlaSil

Beş Sevim Apartmanı - Mine Söğüt

Akşam Bir Rüya Gördüm Bazı yazarlara geç rastladığım için üzgünüm. İsmini çok iyi bilmeme, gazeteci kimliğiyle tanımama rağmen romanlarını...