Ocak 27, 2020

Altıncı Koğuş - Anton Çehov

Düzeni Sorgularken - Altıncı Koğuş


Klasiklerden vazgeçmeyen biriyim , ne yaparsam yapayım çağdaş Türk yazarlarını hemen hemen hiç okuyamıyorum.Rus, Fransız, İngiliz Klasikleri beni benden alıyor, içinde hissediyorum kendimi her zaman. Dostoyevski ve Tolstoy romancı , Çehov ise öykücü. Geçtiğimiz yıl okuduğum Üç Yıl novellasından sonra bir başka Anton Çehov eseri daha okudum. Özellikle sosyal medya hesaplarında çok paylaşımını gördüğüm bir eserdi, merak ettiğim için bir kaç saat içinde okudum  yetmiş sayfayı.



Kırsal kesimde hatta en yakın demiryolunun bile iki yüz kilometreden uzak olduğu bir kasabada bir hastanenin hekimi Andrey Yefimıç kafasındaki karışıklıklar, bezdiği ve hiçbir özelliği olmadığını düşündüğü hayatı ve aynı hastanenin akıl hastalarının koğuşunda yatan İvan Dmitriç ve onun düzen hakkındaki fikirleri. Bu iki adamın kah karşılıklı kah kendi iç sesleri ile konuşmalarının öyküsü Altıncı Koğuş.

Yazılması üzerinden iki yüz yıl geçse de bugün yazıldı dense inanacağınız , kişisel gelişimcilerin 'mutluluk içinizde' felsefesi ve karşıt görüşlerin çarpışması.

Felsefeye ilgi duyanların çok büyük keyifle okuyacağı bir öykü. Çehov'ın sorgulamaları ile dolu sayfalar

Okuyup biraz üzerinde düşünün bence

Sevgiler
Sevim 

Ocak 23, 2020

Üç Silahşor - Alexandre Dumas

Muhteşem Macera - Üç Silahşor


Yaz aylarıydı Üç Silahşor aldığımda, hemen okuyacaktım aslında ama tam o sırada kitabı bitiren bir arkadaş hiç sevmediğini, sıkıldığını söyleyince erteledim. Ama o kadar pişmanım ki şimdi, tek kelimeyle bayıldım ben...






Athos, Porthos, Aramis Kralin maiyetindeki gözde üç silahşordur. D'artagnan ise aralarına katılmak için köyünden çıkıp gelmiştir, ancak yaşının küçüklüğü ve tecrübesizliği nedeniyle bu mümkün olmaz, muhafız birliğide yer bulur, kendine ama ayrı birliklerde yer almaları çok sık dost olmalarını engellemez. 

Hepimiz çocukluğumuzdan beri isimlerini biliriz aslında D'artagnan, Athos, Porthos, Aramis. Temelde onların maceralarının anlatıldığı bir eser ama içinde Fransa İngiltere savaşı, Fransa Kralı XIII Louis ile Kardinal  Richelieu arası çekişme, gizli aşklar ve Dumas'ın her zaman belirlediği birkötü karakterin yaptıkları ile bu dört kafadarın maceraları büyük bir hareketlilik kazanıyor. 

Kimi zaman kahkahalar atarak okuduğum cümleler de oldu, çok şaşırdığım yerlerde . Dumas 'Turkler gibi bağdaş kurmak' demiş bir yerde. 1850 lerde Dumas'ın Türk tanıdıkları olması ve onlardan bağdaş kurmayı öğrenmesi bana çok ilginç geldi.

Dumas, bu dört adamın hatta uşaklarının kişiliğini de öyle net anlatmış ki hepsiyle arkadaş gibi oluyorsunuz okurken. Tabi kötü kadın Milady le de ...

Kesinlikle okunması gereken klasiklerden..

Sevgiler
Sevim


Ocak 11, 2020

Aşk Zamanı - Necib Mahfuz

Kahire'nin Arka Sokakları - Aşk Zamanı


Bir yazar düşünün ki, hayatı boyunca - Nobel ödül törenine katılmak için bile olsa - doğup büyüdüğü Kahire'den hiç dışarı çıkmamış olsun. Nobel ödülünü kazanan ilk Müslüman ve tek Arap yazar olma özelliğini taşıyan Mahfuz ile ben 2017 de tanıştım, hem de en etkili ,en önemli yayınlanmasının ardından hakkında ölüm fermanı çıkartılan kitabıyla ; Cebelavi Sokağının Çocuklarıyla. O günden beri de külliyatını bitirme derdine düştüm. Sadece Kahire'yi anlatsa da, anlattıkları hep aynı sokaklarda geçse de ...









Mahfuz ; Kahire'nin arka sokaklarını, erkeklerin kendi çıkarları için dini kullanmalarını, baskı altındaki kadınları, ezilen çocukları öyle bir anlatıyor ki hepsinin gerçek olduğunu biliyor ve bu yüzden de kahroluyorsunuz okurken. Aşk Zamanı da bu romanlarından biri. Yardımsever dul Ain Hanımın en iyi şekilde yetiştirmeye çalıştığı oğlu İzzet , ve İzzet' in ilkoluldan başlayıp ellili yaşlara kadar olan hikayesi. Kalbe gömülen aşk, istemeden yapılan evlilikler, annenin baskısı, gömülen aşkın yeniden dirilmesi... 

Bana kısa gelse de, daha uzun olmasını beklesem de Mahfuz yazdığı için okumaktan keyif aldığım bir roman oldu yine. Yıllarca çile çeken Seyyide, onun gibi kadınların hala var olduğu Kahire, İzzet gibi bencil erkekler tabi ki onlarında hala cirit attığı gece klupleri , ve dışarıya ışık veren ama kendi çevresini aydınlatmayan Ain Hanım. Ve hala aşk mı değil mi emin olamadığım karmaşık duyguların buluştuğu satırlar...

Mahfuz için tanışma romanı olmasa da okunmaya değer bir roman bence
Sevgiler
Sevim

Ocak 09, 2020

Köpek Kalbi - Mihail Bulgakov

Değişim- Köpek Kalbi


Genç Bir Doktorun Anıları ve Usta ile Margarita'dan sonra üçüncü Bulgakov kitabımı da okudum. Tarz olarak Usta ile Margarita'ya benzeyen, yazarın hiciv dünyasını yansıtan kısacık bir roman Köpek Kalbi...






Aç , sefil, sürekli kapıcıların dayak attığı sokak köpeği Şarik ile başlıyor roman. Kendini anlatıyor Şarik sıkıntılarını, yaşadığı zor günleri. Bu zor günler bir anda son buluyor onun için, Filip Filipoviç bir parça sucuk ile evine götürüyor Şarik'i, sıcak, temiz ve her an yemek bulabildiği bir eve. Şarik kendini cennete sanıyor ilk günlerde ama sonra gerçeği anlıyor. Filip Filipoviç bir deney yapmak için seçmiş onu. Bir kaç saat önce bıçaklanarak ölmüş, hırsız , alkolik , kapkaççı bir gencin er bezler ve hipofiz bezlerini bir ameliyat ile naklediyor Şarik'e ve işte her şey bir anda değişiyor. Bu değişim herkes için kötü sonuçlar doğuruyor.

Kitap ile ilgili yorumlara baktığınızda Dr Filip Filipoviç'i Lenin, ameliyat ise Rus Devrimi olarak simgelendiğini yazdığını göreceksiniz. Mutlaka doğrudur bu yorumlar ancak kitabı okuyan birinin bu sonuçlara varması için Rus Tarihini iyi biliyor olması, devrimlerin halk üzerindekini etkilerini okumuş olması gerekir. Durgun Don gibi tam da bu devirleri anlatan 4 ciltilik bir eser okumuş olsam da ben bu tarz yorumları sevmediğimi söylemiştim daha önce . Benim için önemli olan kitabı okuduğumda ne hissettiğim. Bu yüzden kendimce yorumumu ekleyeyim ben.

Kitapta çok büyük bir değişimden söz ediliyor ve aslında bu değişim Şarik için çok iyi olabilir, artık sokaklarda yatmak , bir parça et için dilenmek zorunda kalmayacak. sıcak ve büyük bir evde istediği gibi yaşayabilecek ama sonuçlar istendiği yada hayal edildiği gibi olmuyor çünkü Şarik'in köpek kalbi bu fiziki değişimlere hazır değil, kaldıramıyor bu iyi ortamı. Tıpkı eğitimsiz, bilgisiz birine bir anda piyangodan para çıkıp ; maddi olarak sınıf atlaması ve atladığı bu sınıfa uyum sağlayamaması gibi. Yada hakketmediği halde, o göreve uygun olmadığı halde bir takım kişisel çıkarlar uğruna yönetici yapılan birinin o görevi yaparken altlarına da, kendini o göreve getiren üstüne de kan kusturması gibi ...

Kısacası benim anladığım büyük değişimlere eğer kalben, ruhen , fikren hazır değilseniz bunu kaldıramazsınız. Kalbiniz köpek kalbi ise insan bedeninde seçtiğiniz görev kedi öldürme müdürlüğü olur..

Sevgiler
Sevim

Ocak 06, 2020

Küçük Muzzam Şeyler - Jodi Picoult

Eşitlik mi Hakkaniyet mi - Küçük Muazzam Şeyler


Yeni yıla çok sevdiğim bir yazarla başlamak istedim. 2019 yılının benim için en büyük kazançlarından olan Jodi Picoult ile... Pek çok kitabını okudum ve hepsinde de hayran olduğum aynı şey vardı. Tüm kahramanların iç dünyalarını anlatması, tek bir kahraman üzerinde yazmaması. Olay ile ilgili kaç kişi varsa hepsini okuyucuya tanıtması ne yer ne içer, nerede yaşar, ne iş yapar ve hissederi tam olarak hissettirmesi. Roman biterken hissettiğiniz adil bir okuma yaptığınız oluyor böylece. Yazarın aslen avukat olmasından kaynaklanıyor sanırım bu durum.



Küçük Muazzam Şeyler ; Amerikanın en büyük sorunlarından birini ırkçılığı ele alıyor. Afro-Amerikalı bir doğum hemşiresi, kendi deyimleriyle beyaz ırkın üstünlüğüne inanan bir ailenin bebeğine bakmaktan men ediliyor. Neden çünkü aile bir siyahinin bebeğe dokunmasını istemiyor. Peki ya acil müdahale gerekirse ne olacak? Ve işte olan oluyor amirin kesin talimatı, hemşirelik yemini arasında kalan Ruth hiç tahmin etmediği şeylerle baş başa kalıyor.

Roman boyunca 44 yaşındaki hemşire Ruth'u, bebeğin babası Turk'u ve avukat Kennedy'i tanıyoruz. Onların dünyalarındaki ilişkilere ve hayata bakışlarına şahit oluyoruz. Ve işte eşitlik mi, hakkaniyet mi sorusunu soruyoruz kendimize.

Küçük Muazzam Şeyler bitince okuyan herkesin bir parça kendinden utanacağını düşünüyorum, hepimizde bir parça ayrımcılık ve azınlık olmadığımızda bundan  kaynaklanan doğal haklar olduğunu düşündüğümüzü fark ediyoruz çünkü. 

Şimdiye kadar Picoult okumadıysanız mutlaka okuyun

Sevgiler
Sevim

Beş Sevim Apartmanı - Mine Söğüt

Akşam Bir Rüya Gördüm Bazı yazarlara geç rastladığım için üzgünüm. İsmini çok iyi bilmeme, gazeteci kimliğiyle tanımama rağmen romanlarını...