Kasım 28, 2019

Karamazov Kardeşler -Dosyoyevski

Bir Romandan Ötesi - Karamazov Ailesi


İlk defa bu kadar uzun sürede okudum bir romanı, evet kabul ediyorum sayfa sayısı epey fazla ama bu sene içinde bu sayfaya sahip pek çok eser okudum daha kısa zamanda ama Karamazov Kardeşler ; yazarının değimiyle en önemli eseri, zirve noktası....




Karamazov Kardeşler bir aile hikayesi, üç erkek kardeşin ve babalarının hikayesi.. Bir anlatıcısı var ; ve ilk satırda da yazdığı gibi bu anlatıcı on üç yıl önce  acıklı bir şekilde ölen baba Fedor Pavloviç Karamazov'un küçük oğlunun hayatını anlatmak istiyor aslında. Ama aile içi ilişkiler bu üç oğul oğulun sevgilileri , küçük oğlan Alyoşa'nın içinde bulunduğu kilise birbiri içine öylesine girmiş durumdaki, hikayeye katılan her yeni kahraman daha da derinlere indiriyor bizi.

Hikayede anlatılan aile kadar Hristiyanlığı sorguluyor, baba kavramını, ahlaklı, aile içi ilişkileri sorguluyor. İçki alemlerine düşkün büyük ağabey, ateist ortanca kardeş ve kilisede rahip olma yolundaki bu üç kardeş ve evin hizmetkarı her biri ayrı karakterler , ama hepsi öylesine hayatın içindeler , öylesine gerçekler ki, kitabın kapağını kapattığınızda siz neredeyse yaşanan olaylar için herkese -baba hariç- hak veriyor duruma geliyorsunuz. Çünkü Dosyoyevski herkesin gözünden anlatıyor olayı, hele son sayfalarda bir mahkeme sahnesi var ki ,günümüz filmlerinde böylesine bir savcı ve böylesine bir savunma avukatı sahnesi yok . 

Karamazov Kardeşler gibi dev bir eser için bizin gibi insanların yorum yapmak çok da haddine düşmüyor aslında ben sadece ölmeden önce okunması gereken eserler sıralamanız varsa ilk başlara yazın diyebilirim

Sevgiler,
Sevim


Kasım 25, 2019

Cam Çocuk - Jodi Picoult

En Zor Karar- Cam Çocuk


Bazı yazarlara geç kalınca, sürekli okumak istiyorum. Ne yazdıysa okuyayım diyorum. Bu yazarlardan oldu Jodi Picoult. En son Cam Çocuk romanını okudum yazardan. Kabul ediyorum zor bir okuma oldu, ve yine yazarın her kitabında yaptırdığı şeyi çok daha derin hissettim. Ben olsan ne yapardım ?




Willow'un hikayesi bu. Tüm kahramanlar Willow ile konuşuyor şeklinde yazılmış roman, o çok zeki, konuşkan, şirin ama halk arasında Cam Kemik olarak tabir edilen hastalığı sahip kız çocuğuyla.

Willow'un bu hastalığa sahip olduğu ancak annesi  yedi aylık hamileyken çekilen ultrasonunda belli olur, daha önceki ultrasonlarda  annesi Charlotte' un çok yakın arkadaşı olan doktor Piper bu çok nadir görülen hastalıktan hiç şüphelenmemiştir.

Willow pek çok kırıkla doğar ve beş yaşına gelene kadar sürekli yenileri eklenir bunlara. Ablası Amelia, baba Sean ve anne Charlotte çok zor zamanlar geçirmektedirler. Bir hafta sonu tatilinde yaşadıkları talihsizlikler onları avukat Marin'e gitmeye zorlar. Marin'in bu aileye verdiği fikir bütün hayatlarını değiştirir.


Harikulade bir roman Cam Cocuk. Engelli bir çocukla ömür boyu yaşamak mı? yoksa bunu öğrendiğin anda o çocuktan vazgeçmek mi?

Bu sorgulama ile okuyacağınız pek çok yerinde göz yaşı dökeceğiniz ve yazara bir kez daha hayran olacağınız bir roman ...

Sevgiler
Sevim

Kasım 20, 2019

Kaan Sekban Sacmalar

İçimizden Biri - Kaan Sekban


Beni tanıyan pek çok kişi bilir ki stand-up çok seven biri değilim çünkü ülkemizde 2 saatlik showların yarısı siyasi hiciv kalanı ise cinsellik üzerine espriler, küfür yada başka ünlülerin taklidi şeklinde geçiyor. Sadece bunlara gülebilirmişiz, hayatımızda bize kahkaha attıracak başka bir şeyimiz yok gibi. Böyle olunca da aynı siyasi görüşte olsam bile sahnede sürekli siyaset olması, yada her cümlenin başında veya sonunda küfür olması beni gülümsetmiyor. 

Son yıllarda instagram ve youtube sayesinde genç yüzler daha güncel konularda, daha hayatın içinden olaylarla ilişkin videolar paylaşmaya başladılar ve ben bunlara daha çok gülmeye başladım. Bu grubun içinde en az genç :) ama en komik olanı bence Kaan Sekban...





Kendisi ile uzun yıllar meslektaş olmamızdan kaynaklı da olabilir ,  onun sosyal medya videolarındaki yönetici tiplemesi (son yöneticime  benzetiyor  da olabilirim) beni çok güldürmeye başlamıştı, whatsapp gruplarında onun video linkleri sürekli gidip geliyordu.

Stand-up showu için Bursa'ya pek çok defa gelse de ben ilk defa akşam izledim kendisini sahne de . Ve son yıllarda hiç gülmediğim kadar güldüm, yanakların acıyana, gizli olan karın kaslarım !!  :)) ağrıyana kadar güldüm. Çünkü ilk bölümde anlattıkları bire bir gerçekler, tüm çalışanların yaşadığı tecrübeler. İster mavi yaka, ister beyaz yaka olsun her çalışanın her gün karşılaştığı zorluklar. Sahnede içimizden birini görmek bütün salona çok iyi geldi. İkinci bölümde ise kurumsal iş hayatından ayrıldıktan sonra yaşadıkları ve ailesi ile ilgili anıları vardı. 

Dün gecenin en güzel kısmı ise ilk bölümün sonuna doğru gerçekleşen canlı telefon bağlantısıydı. Biletix ; Yılın Bileti Ödül Töreninde En İyi Stand Up Sanatçısı Ödülü almıştı ve bunu Bursa'da sahnede öğrendi Kaan Sekban. Ve ödülü
Mobinge uğrayan çalışanların tamamına
Bir sosyal medya hesabını beğendiği için işten çıkartılan Koton Çalışanlarına
İflas gerekçesiyle maaşı ödenmeyen Bimex çalışanlarına
Doğa Koleji öğretmenlerine ve
Son 3 gündür insan onuruna yakışmayacak şekilde işten çıkartılan Yapı Kredi  Operasyon Merkezi çalışanları adına alıyorum 
deyince 1200 1300 kişiden kopan alkış bence gecenin en güzel alkışıydı
Kaan Sekban sahnede ağladı seyirciler onun mutluluğuna koltuklarında ağladı. Gerçekten içimizden biri çıkmış sahnede ben sizin yanınızdayım diyordu, korkmadan.

Bence tek ihtiyacımız olan şey bu destek olabilmek, birlikte ağlayıp , birlikte gülebilmek..

Kendi adıma bu harika gece için Kaan Sekban'a çok teşekkür ediyorum. İyi ki istifa etmişsin ve iyi ki kendin için doğru olan yolu bulmuşsun

Sevgiler
Sevim

Kasım 14, 2019

10 Yaşıma Mektup Yazdım


MİM


Söz verdim bütün mimleri yapacağım dedim ya , beni birisi mimledi mi bilmiyorum ama ben kendimi mimlenmiş sayıp yapıyorum hepsini okumak isteyenler buyursun...

Sevgili Sevim,

Henüz 10 yaşındasın ve en az 34 yıl daha yaşama garantisi vererek yazıyorum sana bu satırları çünkü ben senin 44 yaşına gelmiş halinim şu anda, sana vereceğim tek bilgi bu ,diğerlerinin hepsi sürpriz olsun ki anın tadını çıkart. Okumayı seviyorsun ama öğüt okumak o yaşlar için sıkıcı biliyorum o yüzden uzun uzun yazmayacağım korkma, ama yine de küçük bir kaç şey tembih edeyim sana




-Sevmekten vazgeçme, aileni, arkadaşlarını, kediyi köpeği, her şeyi çok sev, sevince hayatın daha güzel olduğunu göreceksin

-Okumaktan vazgeçme; hep oku kitap oku, dergi oku, gazete oku ama oku...

-Güler yüzlü olmaktan vazgeçme, asık suratlı olmak hiç bir işe yaramaz , ama gülmek pek çok kapı açar

-Ve Sevim lütfen kendine inan, inanırsan her şeyi başarırsın...

Öpüyorum seni

Yeni arkadaşımız Hayata Dair i mimliyorum bende


Kasım 12, 2019

90'LAR KAFASI ve NOTALARLA YOLCULUK MİM BİRARADA

90'lar Kafası - Notalarla Yolculuk Mim

Bu ara bloga çok sık uğrayamadığımın farkındayım ama kafam çok dolu ve biraz da depresifim, her sabah uyandığımda ülke gündeminde birbirinden kötü başka haberler ala ala sanırım böyle oldum ve burayı ihmal ettim . Neyse karar aldım bugünden itibaren buna son veriyor ve yavaş yavaş tüm mimleri yapıyorum. Bunu bugün Handan'ı okurken gördüm 'aa yapayım hemen' dedim çünkü Cumartesi akşamı sırf bu kötü ruh halinden biraz olsun sıyrılmak için Nihat Sırdar'ın djlik yaptığı Bursa'da bir mekanda yapılan 90'lar kafası programına katıldım. 

Şimdi blog arkadaşlarımız arasında muhtemelen 90 doğumlular pek çoktur ama benim gibiler için 90'lar çok özel seneler. Çünkü lise, üniversite ve iş hayatımın ilk 3 yılı burada. Yani ilk stresler, endişeler, platonik aşklar, midedeki ilk kelebekler hep bu yıllara rastlar, ve o yıllarda da teknoloji neredeyse olmadığı için müzik en büyük dert anlatma aracıydı bizim için. Ayrıca Türk Pop müziğinin de en gelişmiş olduğu yıllardı.

90'lar kafası mekan  telefonda her nekadar 23:30 da başlayacak program dediyse de Nihat'ın radyoda ben 22:00 de sahneye çıkıyorum dediği için ve bizde tabi ki onu dinlediğimiz için tam 4 saat bağıra çağıra şarkı söylediğim ve sesimin kısıldığı ama inanılmaz eğlendiğim bir gece oldu. Cok teşekkürler Nihat... Zamanda yolculuk için tek kelime ile nirvanaydı. Şimdi o devrin gençlerine ben de bir zaman yolculuğu yaptırayım.

Üniversite yollarında otobüs beklerken walkmandan -gençler siz bu aygıtı tanıyor musun uz, tanımayanlar için fotosunu ekledim :)))) - gece yatınca da başucumdaki radyo-kasetçalardan hiç durmadan müzik dinlerdim. Beyaz'ın  ve Melon Şapkalı Adamın en büyük hayranlarındandım.


Efendim neler dinlerdik 90'larda mesela İzel, Çelik, Ercan... Ben Ercan hayranıydım bu arada ve İzel'e kıl olurdum :) Artık seni sevdiğimi bilmelisin



Sonra o bozuk Türkçesi ile Rafet El Roman var ki , benim kalbimde sızı bir şarkıydı o zamanlar :))) Seni Seviyorum



Tabi sadece genç poçular değil duayen isimler de bu yıllarda çok dinlenirdi... O zamanlar yazlık diskolar vardı, ilk defa burada dans eden ve gizli gizli bira için gençlerdik biz .. Can Yoldaşım, Arkadaşım !!!!





Kliplerde önemliydi çünkü Kral TV vardı artık, bu  da en sevdiğim kliplerdendi.. E sevmeyelim de taşa mı dönelim ?



Daha çok, pek çok şarkı eklerim de o yıllarda, klibindeki 2 saniyelik sahne için 
benim için en özel en anlamlı şarkı ile kapanış yapayım



Sevgiler

Kasım 11, 2019

Hayvan Çiftiği - George Orwell

Hayvan Çiftliği


Hep erteliyordum, sanırım distopya okumak istemiyordu canım ama öyle bir zamanda okudum ki, işte dedim şimdiyi bekliyormuşum. Blogumu takip edenler biliyor uzunca bir zaman Durgun Don okuyup, Kazaklar ve Bolşevikler arasında kaldım. Hayvan Çiftliği de herkesin bildiği üzere Stalin dönemi eleştirisi, iki kitap birbirini çok güzel tamamladı. 




Jones'un çiftliğindeki hayvanlar ; Koca Reis, Boxer, Clover, Benjamin, Moses, Sonwball, Napelon ,Squealer çok çalışmaya az yeme itiraz edip ayaklanıp kendi başlarına çiftiliği idare etmeye kalkarlar.  Herkesin eşit olduğu bir düzen kurulur. Bütün dertlerinin 'insan' olduğuna karar verip iki ayaklılar kötüdür, dört ayaklılar iyidir felsefesi ile çok çalışırlar ama çok mutlu olurlar.

 İlk günler her şey çok güzeldir , hepsi birbirine yoldaş !!! olmuştur.  Ama zamanla bu yoldaşlık sarsıntıya uğrar, daha zekiler kendilerini daha eşit görmesi ile o mutlu günler gerilerde kalır.

Bir Peri Masalı sunuşu ile Can Yayınlarından çıkan bu Hayvan Çiftliği, yazıldığı zamanda Stalin eleştirisi olsa da hangi devirde okursak okuyalım mutlaka birilerini temsil ediyor olacak hayatımızda. Şimdiye kadar okumadıysanız mutlaka ama mutlaka okuyun. Boşverin Ekim Devrimini, Rusyayı, Stalini siz; sizi kendinden daha eşit görenlerin yerine koyun Napelon'u öyle okuyun

Sevgiler
Sevim

Beş Sevim Apartmanı - Mine Söğüt

Akşam Bir Rüya Gördüm Bazı yazarlara geç rastladığım için üzgünüm. İsmini çok iyi bilmeme, gazeteci kimliğiyle tanımama rağmen romanlarını...